Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ın hikâyesi yazılmış.

Bir TV kanalında kendisinin de bulunduğu bir programda

Ustanın Hikayesi okunmuş.

Biz sadece Refah döneminin hikâyesi ni merak ettiğimiz

için internetten bulduğumuz 10 dakikalık kısmını sonradan izledik.

O dönemin en yakın tanığı olarak, hikâyenin o bölümü için

söyleyeceklerimiz var:

Bütün başarısını şahsına mal eden program yapımcısı ile

birlikte, 30-40 üniversite öğrencisinin, parti tabanından bazı tepkiler almış

olan bir hafta, on günlük çalışması, Tamam İnşallah afişinin etkisi ve kırk

yıl hatırı olan kahvenin dağıtılmasına bağladılar.

Biz deriz ki başarı bu kadar basit birkaç olayla

yakalanmadı.

Bu hikâyede yer almayan çok şey var. Mesela:

Geceler boyu bayrak asmak için elektrik direklerine

tırmanan 70 lik dedeler dâhil, on binlerce Milli Görüş eri

Afiş ve pankart asmak için aylar boyunca her gece düz

duvarlara tırmanan 15-20 lik delikanlılar

Sadece bir afiş değil, her seçim döneminde her hafta

değişik hazırlanmış yüzbinlerce afiş, pankart, broşür ve diğer materyaller ile

bunların hiç israfsız, tamamen yerli yerine ulaşmasını sağlayan özen, emek ve

dikkat

Bu masrafların finansmanı için, kulaklardan sıyrılan

küpeler, kollardan çıkarılan bilezikler, parmaklardan çıkarılan yüzükler,

ailesini aç bırakma, ev kirasını verememe pahasına asgari ücretten ayrılan

paylar, helalinden olsun diye Fi Sebilillah faslından gelen paralar,

günlerce, ana baba çoluk çocukları ve akrabaları ile bayramlaşmadan, uyumadan,

dinlenmeden, kurban derisi toplayıp taşıyan, üstü başı kanlı, eli-ayağı öpülesi

cefakar insanlar

Bir sözü ve bir işareti ile milyonları harekete geçiren

Lider Erbakan

İflası göze alıp seçim boyu yarı fiyatına bayrak, afiş ve

seçim malzemesi imal eden atölye sahipleri ve çalışanları

Cebindeki son harçlıkları ile kuru ekmeğe talim edip,

dur-durak bilmeden, gece yarısına kadar başka partilerin afişlerini ücretle

asıp, gece yarısından sonra Refah afişleri ile üstlerini kapatmaya çalışan

uykusuz ve yorgun öğrenciler, gençler

Yeni doğan bebesini 7-8 yaşındaki ablası, abisi ile

Allah a emanet bırakıp, o sokak senin, bu sokak benim, yorgunluktan bitkin hale

gelinceye kadar çalışan genç kadınlar, gelinlik kızlar

Kapı kapı dolaşarak tebliğ yapan, şahsiyetlerine bin bir

hakaret işittikleri halde, sineye çekip onlar bilmiyorlar, bilselerdi bize

teşekkür ederlerdi şeklindeki Peygamberi anlayışın sahibi hanımefendiler

Mitinglerde elden ele dolaştırılan boş fıçıların para ile

dolması için çalışan fedâkar, cefakâr Milli Görüşçüler

Beş kuruş ücret almadan, bu yolda eskitilen kamyonlar,

arabalar, araçlar

Doldurulacak, boşaltılacak kamyonlar dolusu malzemeyi,

herkes seçim çalışmasında olduğu için, sırtına hamal semeri takıp, günler ve

geceler boyu kan-ter içinde boşaltan ve yükleyen il ve ilçe yönetim kurulu

üyeleri, işadamları, bürokratlar, öğrenciler, gönüllüler

Doğumda vefat eden eşini morga, bebesini de yengesine

emanet edip, çalışmaya koşan şuurlu ve fedakâr Milli Görüşçüler

Gece afişlerimizi yırtanları bulup toplayıp, sabahlara

kadar Refah afişi yapıştırmaları için çalıştıran bıçkın delikanlılar

Seçimler esnasında verdiği çeklerin bedelini ödeyebilmek

için, seçimlerden sonra aylarca, yıllarca, cumartesi, pazar, bayram, seyran,

gece, gündüz demeden işini eşini çocuklarını ihmal eden fedakâr mali komite

üyeleri, işadamları, serbest meslek mensupları

Yaralananlar, araçları yakılanlar, tahrip edilenler,

kendileri sakatlananlar

Milli Görüşçülere cihadı öğretebilmek için, o toplantıdan

bu toplantıya, dur -durak bilmeden koşan fedakâr ilim adamları, hatipler,

hatibeler

Milli Görüşün başarısı için sabahlara kadar el açıp

ağlayarak dua eden nineler, dedeler, yatalak hastalar

Ve daha niceleri bu garip hikâye de yoktu.

Bu hikâyede yer almayan bu fedakar ve cefakar insanlar:

Belediye başkanlığı döneminde Geleceğin Başbakanı nın

altyapı sının oluşturulacağını bilselerdi

Avrupa kapılarında yıllarca bekleyerek ömür ve şeref

tüketileceğini bilselerdi

Davaları papaz heykelleri altında atılan imzalar ile heba

edileceğini bilselerdi

Zavallı Afgan halkını katliama uğratanlarla beraber

olunacağını bilselerdi

Milyonlarca Iraklı Müslüman ın katline, tecavüze

uğramasına, soyulmasına, milyonlarca çocuğun öksüz ve yetim bırakılmasına

destek verilip, dua edileceğini bilselerdi

Milli Görüş hatırına zor zamanda silah hangarlarını ve

akaryakıt depolarını, bedel istemeksizin ülkemize açan, milyarlarca dolarlık

açık çekle destek vermiş olan Kaddafi yi şehit edenlere yardım edileceğini

bilselerdi

İslam dünyasının paramparça edileceğini, aynı zamanda

binlerce mabedin, eserin ve altyapının tahrip edilmesine destek verileceğini;

paralel olarak ülkemizde manastır, havra ve kilise açma yarışına girileceğini

bilselerdi

Üzerlerine basıp fırsatları değerlendirerek yükselen

Büyük Usta nın bütün kerameti kendine yontacağını bilselerdi

Liderlerinin ve hükümetlerinin önünü kesen emekli

yıldızlılarla, aracılar kullanılıp, dirsek temasına geçileceğini ve günü

gelince de, anlaşarak Milli Görüş hareketinin parçalanacağını bilselerdi

Liderleri Erbakan ın ilerlemiş yaşında, uğrunda ömür

tükettiği davasının önüne taş konulacağını bilselerdi

Milli Görüş davasının terk edilerek, ABD gölgesinde

tuzağa düşüleceğini bilselerdi

Aynı fedakârlıkları yapmaları mümkün müydü

Şimdi bu bir kandırma değil midir Bu bir aldatma değil

midir ..

Büyük Usta bütün bu fedakârlıkları yapmış ve bugün de aynı

Milli Görüş davası uğruna, boyunları bükük, mahzun, ama gayretlerini devam

ettiren bu insanları, mümkün olsa da bir meydana toplasa ve seslense:

Bana hakkınızı helal edin!

Helal olsun! ve Haram olsun! cevaplarının oranı ne

olurdu acaba

O günkü fedakar kuşaktan bazıları çıkmış, kendisi ve biz

dahil, geri kalanı da dünyanın çıkış kapısına yaklaşmışızdır.

Bence Büyük Usta nın asıl sorunu, Büyük Başkan

olabilmek veya olamamak değil, bu cevapların oranıdır.

Ustanın Hikayesi

Bu nasıl hikâye bu nasıl ustalık

Bak hala Batı, Batı, diyor üstelik