Yanlış hatırlamıyorsam Dale Carnegie nin bir romanıdır

bu...  Bu da nereden çıktı derseniz,

şöyle derim: 2020 Olimpiyat Oyunlarını düzenleme şansımızı son saniye golü ile

kaybettik. 

Evet, Buenos Aires teki kritik oylamada birinci turu

geçmiş olmak büyük bir aşamadır.... Bu biiir... Finalde bundan önce Olimpiyat

düzenlemiş dev bir ülke olan Japonya nın başkenti Tokyo ile yarışıp finalde

kaybetmek de adım atılmış büyük zafere ciddi biçimde yaklaşmaktır.

Türkiye her şeyiyle İstanbul 2020 yi bir dava haline

getirmiş ve tarihinde ilke defa bir olimpiyata ev sahipliğine bu kadar

yaklaşmıştır. Şimdi bundan böyle daha da hızlı, daha da detaylı, daha da çağdaş

çalışmak gerekir. Çünkü ben bugünden iddia ediyorum, şayet bir arıza

göstermezsek 2024 bizimdir. Bu böyle biline. İddiamın dayanakları neler midir

Şunlar: Bir kere 2020 Asya da olacaktır. Yani Tokyo da... Sıra böylece

Avrupa ya gelecektir. Türkiye de İstanbul u ile en ciddi ve en kuvvetli

adaydır. Bu arada tesisleşme yönünde hız kesmeyeceğimize inanıyorum. Bu dev

tesisleri yaparken belki de bir kaç ağaç kestik diye sokaklara dökülecekler

olacaktır. Bu kafayı yemişlere aldırmadan yola devam etmek gerekir. Öyle

olacağına da inanıyorum.

Tokyo adaylar arasında en deneyimli olanıydı. Yani kulisi

ile, hazırlığı ile. Çünkü 1964 ten idmanlıydı. Sunumlarda baktım, adamlar belli

ki 1964 ekibinden ciddi tüyolar almışlar. Eh, ne derler, tecrübe yolun

yarılamaktır.

Şimdi gelelim büyük bir kepazeliğe ve terbiyesizliğe.

Şerefsizlik de diyeceğim de... Neyse... Bazı köşe yazarları, daha doğrusu kendi

öyle sananlar oylamadan bir iki gün önce neler yazdılar, dikkat ettiniz mi Hem

de spor köşesi olanlar değil, büyük büyük gazetelerin sözüm ona yazarları. Ana

fikirleri şöyleydi: İktidar, İstanbul tanıtımında acaba neden hiç başörtülü

kadın görüntüsü vermedi Yuh olsun size... Peki, şimdi de ben sizin gibilere

sorayım; Buenos Aires teki törende en ön sırada yan yana oturan Türk

heyetindeki üç başörtülü kadını gördünüz mü  Bu da sizin gibi, size sıfat da bulamıyorum artık, kapak olmuştur. İşte

Türkiye önümüzdeki dönemde hamlesini sürdürürken bu kafalara aldırmayacak,

onları kompleksleriyle baş başa bırakacaktır.

Pota Ve File

Kadın Voleybol takımımız yoluna aynen devam ediyor. Klası

ile, tecrübesi ile, inancı ile, yüreği ile... Oysa Erkek Basketbol takımımız

iflas etti. Geçen gün de yazdım, başta Turgay Demirel olmak üzere çok köklü bir

değişim gerekli...

Bu arada her iki sporumuz için de bir uyarıda bulunmak

istiyorum. Voleybolda Ünal başkandan sonraki başkan birilerinin dümen suyuna

gidip salona üç yabancı koydu. Umarım bu bizi pek yakında ciddi şekilde

yaralamaz. Baksanıza basketbola... Beşte üç yabancı milli takımı ne hale

getirdi. Hani şimdiden uyarayım dedim. Gazetecinin de görev budur. Yani bir

olimpiyat tanıtımında başörtülü kadın aramak değildir.