Kökü dışarda olan bazı vakıf ve derneklerin ne türden çalışmalar yaptıkları, sivil toplum örgütlerine yardım ve fon başlığı altında başka amaçlar da güttükleri her zaman gündemde olan bir konu...

Hep merak etmişimdir; daha Cumhuriyetin ilk yıllarında bir Alman kuruluşunun Türkiyenin hangi bölgesinde ne kadar kürt, ne kadar alevi, ne kadar süryani yaşadığını merak etmesi ve bunu harita üzerinde gösterip alenileştirmesinin kime ne faydası vardı

Acaba yakın geçmişte yaşanan kanlı Kahramanmaraş, Çorum, Sivas olaylarında bu tür çalışmaların ve ilgilerin de dahli var mıydı

Hep mercek altına bulundurulması gereken ve tartışılan bir başka konu; Alman Vakıfları ve bu Vakıfların Türkiye Temsilikleri...

Dikkatimi çekmişti;

Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen ve Alman narkotik polisine uzun yıllar tercümanlık yapan araştırmacı Talip Doğan Karlıbelin bir iddiası ağırlıklı olarak gündeme gelmişti; Karlıbel, Almanyada Türklere yönelik kundaklama eylemleri yapan Neo-Naziler ile Ergenekon örgütü arasında fikir birliği, sanıklar arasında ise işbirliği olduğunu iddia etmişti...

Bir iddiası daha vardı Karlıbelin; "Türkiyede bir Alman vakfı (Heinrich Böll Stiftung) Ergenekon sanıklarından Taner Ünala 12 bin 750 mark para verdi..."

Çok ilginç...

O derneğin internet sayfasına baktım.

Şunlar yazılı:

"Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Bürosu 1994 yılından beri Türkiyede faaliyet gösteren Heinrich Böll Stiftung Derneği, Alman Yeşiller Partisine yakın, bağımsız politik bir sivil toplum kuruluşudur.

Türkiye Bürosu bu tarihten beri demokratikleşme, insan ve azınlık haklarının korunması, ekolojik esaslara uygun enerji, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma, küresel ve bölgesel güvenlik politiklarının geliştirilmesine yönelik girişim ve çalışmaları destekleme ve teşvik etme gayretindedir.

Merkezi İstanbulda bulunan Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Bürosu 15 yıldır yukarıdaki ilkeleri güden, insanlar arasında cinsiyet, etnik köken, din ve renk ayırımı yapmaksızın hukuk devleti ilkeleri temelinde kurulu demokratik toplum düzeninin korunması için çaba sarf eden sivil toplum girişimlerini destekler.

Heinrich Böll Stiftung Derneğinin çalışma alanları, demokratikleşme, ekoloji, dış ve güvenlik politikaları, Türkiye Bürosu, sivil toplumun güçlendirilmesinin yanı sıra bilim ve siyaset çevreleri ile toplum arasındaki diyaloğun geliştirilmesini destekler ve adil bir küreselleşme sürecinin tesis edilmesi için katkıda bulunur."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Alman siyasi derneklerini dolaylı olarak PKKyı finanse etmekle suçlamıştı, bir konuşmasında...

Erdoğanın bu konuşmasına ilk gelen ses ne tasadüf yine bu dernektendi;

Heinrich Böll Stiftung e.V. Eşbaşkanı Ralf Fücks ve Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilcisi Ulrike Dufner, ortak yaptıkları açıklamada, şunları ifade etmişti:

"Sayın Başbakan iddialarıyla, derneğimizin Türkiyedeki siyasi muhalefet ile temaslarını PKKya destek gibi gri bir alana çekmeyi hedefliyor. Bu, özellikle sivil Kürt muhalefet ile sürdürdüğümüz temaslar için geçerli... Kürtlerin seçilmiş temsilcileri ile temasta bulunmak ve siyasi görüşmeler yapmak bizce normal ve doğaldır.

Kürt sorununa sivil ve barışcıl bir çözüm isteyen her kesim, bu sivil güçleri desteklemek ve görüşmelere dahil olmak zorundadır."

Son bir not..

KÜYEREL diye bir platform var.

Açılımı şu; "Küresel düşünüp yerel davranmak, yerel davranıp küresel düşünmek."

Platformun öncüleri ağırlıklı olarak Marksist solcular...

kuyerel.com adli bir de siteleri var..

Şifreyle giriş yapılabilen sitede yazanlar arasına Halil Berktay, Mehmet Altan, Nabi Yağcı, Mithat Sancar, Ali Bayramoğlu, Cemil Ertem, Fuat Keyman, Ergin Cinmen, Etyen Mahçupyan, Tuna Bekleviç gibi isimler de var..

Geçen Cuma günü KÜYEREL Platformu Taksim Hill Otelde Doç. Ferdan Ergutu ağırladı...

Ferdan Ergut kim mi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Tarih Bölümünde Doçent, Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkanı ve Tarih Vakfı Başkan Yardımcısı...

Ergut, Yeni Sol: Peki ama nasıl sorusunun cevabını anlattı..

Katılımcılar arasında Nabi Yağcı da vardı, Ufuk Uras da...

Konferansın sponsoru hangi kuruluştu, biliyor musunuz

Heinrich Böll Stiftung Derneği...

İlginç değil mi

Yeni anayasa en fazla kaç sayfa olmalı

Geçtiğimiz hafta önemli bir sempozyum gerçekleştirildi..

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği önderliğinde, Ankara Büyükşehir Belediyesinin katkıları ve Türkiye Yazarlar Birliği ile Türk Dil Kurumunun iştirakleriyle "Anayasanın Dili" konulu bir sempozyumu yapıldı.  Sempozyumun sonuç bildirgesinde yeralan maddelere ben de aynen katılıyorum. Şöyle ki;

1. Yeni anayasa; sade, anlaşılır, özlü ve toplumda genel kabul görmüş yaşayan Türkçe ile kaleme alınmalıdır.

2. Yeni anayasada; ama, ancak, lakin, fakat gibi bağlaçlara mümkün olduğunca yer verilmemelidir.

3. Yeni anayasada; farklı anlamlara gelecek kelimeler kullanılmamalı, gereksiz tekrarlara yer verilmemeli, mümkün olduğu kadar kısa bir metin olmalıdır.

4. Anayasa yazım komisyonunda, mutlaka dilciler ve edebiyatçılar da yer almalı ve yeni anayasa, bilim adamları ve edebiyatçılardan oluşan bir komisyonun denetiminden geçirilmelidir.

5. Yeni anayasada; Anayasaların özgürlüğünü sınırlayan ve anayasa maddelerini hapseden başlangıç bölümü olmamalıdır.

6. Herkesin zihnindeki karşılığı aynı olan kelime ve kavramların tercih edilmesi, otoritenin dayatması intibaını uyandırmayan bir dille ele alınması büyük önem arz etmektedir.

7. Yeni anayasanın lafzı ile ruhu arasında bir tutarlılık olması bilim adamları ve edebiyatçılar olarak arzumuzdur.

8. TBMMde bir " Dil Komisyonu" kurulmalı, bütün kanun tasarı ve teklifleri komisyonun denetiminden geçirilmelidir

Sonuç bildirgesinde net olarak yeralmayan bir konuya da bu arada ben değinmek istiyorum;

Evet yeni anayasa sivil olmalı,

Evet yeni anayasa otoriter-baskıcı olmamalı, özgürlükçü olmalı..

Evet yeni anayasa taş çatlasın 5 sayfadan oluşmalı...

Bunlari biliyor musunuz

Malatyada bu yıl ilk kez düzenlenecek Ulusal Kitap Fuarına 250 yayın eviyle 100ün üzerinde yazar ve şairin katılacağını, Malatya Parkın da sponsor olarak destek verdiğini; Fuarın 1-6 Mayıs da gerçekleşeceğini, yazarların Minder Sohbetleriyle Malatya Parkta ağırlanacağını; 1 Mayısta (yarın) AYŞE KULİN, 2 Mayısta Hasan Kaçan, 3 Mayısta MUZAFFER İZGÜ, 3 Mayısta SİNAN YAĞMUR ve SENAİ DEMİRCİ, 4 Mayısta BÜLENT AKYÜREK, 5 Mayısta CANAN TAN, BAHATTİN KARAHASANOĞLU, AYŞENUR YAZICI ve FÜSUN ÖNALın, 6 Mayısta ise SAHRAP SOYSALın ağırlanacağını, biliyor musunuz...

NOT:  Bugün 30 Nisan 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 4 ay eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir somut adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz...