Batının, “Ermenilere soykırım yaptınız” iftirası nasıl ağırımıza gidiyor değil mi Batı, Sudan’a bunun 10 katını yapıyor.

Batı “Diktatörlük, terörist, katliamcı ülke” diyor. Dinimize söven bari müselman olsa! Güney Sudan’ı göz göre göre böldüler. Şimdi de seçimler var.

Batı diyor ki, “Seçim hikaye, hile var, hiçbir şey değişmeyecek” Sudan Hükümeti de, buna karşı bütün dünyadan, siyasetçi, sivil toplum temsilcisi, gazeteci, seçim uzmanları davet etmiş.

YSK’den 4, Milli Görüş camiasından 4 kişi olarak 5 gün boyunca eyaletlere dağılıp, sandık bölgelerini gözlemledik.

İki arkadaşımız Kassala Eyaletine, iki kişi de sözde çatışmaların odağı Darfur’da okul okul seçimleri izledik. Dönüşte Sudan’ın Başkenti Hartum’da çok sayıda toplantıya katıldık. Gözlemlerimizi aktardık.

Darfur. Fur kabilesi varmış. Fur’ların diyarı demek.

Hartum, Mavi ve Beyaz Nil’in birleştiği, tarımın yeşilliğinin ovaları kapladığı bölge.

Darfur’a kadar uçak boyunca hep çöl vardı. Sadece yılan ve kertenkele yaşayabiliyor. Hayat yok gibi.

Darfur ise, ülkenin Batısında Orta Afrika’ya doğru. Kısmen yeşillik. Kum hayatın bir gerçeği.

Ama atlar ve himarlar (eşek) şehirde hep su taşıyor. Belli ki su sıkıntısı var. Nil’den uzak bölge Darfur.

HER TÜRK OSMANLI, HER TÜRK ERBAKAN!

Darfur Başkenti El Faşir Valisi Osman Kebir, Sarayında ağırladı. Sudan’da her Türk Osmanlı, her Türk Erbakan demek! “Etrak-Türkler” geldi dendi mi, akan sular duruyor.

Esnaf para almıyor. Milli Görüş adına Türk delegasyonu Başkanı Mustafa Yılmaz’ın konuşmalarını, Sudan halkına iltifatlarını çok tuttular.

Başkent El Faşir ve taşrasında ilkokullardaki sandık bölgelerini gezdik.

Binalar çok eski, çoğu kerpiçten, daha taşralarda ise kamış ve otlardan otantik evler.

Şehirde stresli, yüzü asık, koşturan, acele eden tek bir insan görmedim. Genelde gülümseyince parlayan gözler ve bembeyaz dişler var.

Kabileci, çatışmacı, terörist diyorlar böyle bir ülkeye. Üç kıtada 8 ülkeyi gezdim. Ama bu kadar temiz kalpli, iyi niyetli, İslam’a ve namaza düşkün insanların olduğu bir başka ülke görmedim. İnşallah görürüm.

Seçim odalarında 3 beyaz plastik şeffaf sandık kurulu. 7 oy pusulasına oy kullanılıyor. Başkan, millet meclisi, federal meclis, eyalet milletvekilleri, bir de her partinin kadın ve erkek adayları için ayrı pusula. Biraz karışık.

Bir oy pusulası alıp Türkiye’ye getireyim dedim. Asla olmaz dediler. Hepsi numaralı, kayıtlı. Seçim odalarında 10 kişi var. En az 7’si kadın, genç ve başörtülü idi. 44 parti katılıyor. Ama anladığım 6-7 ciddi parti var. Kadınlar, partilerine ve sandıklara sahip çıkıyor.

Başkanlık sistemi hakim. Hasan Turabi ve partisi, seçimi boykot etti.

Sokaklarda Başkan Ömer El Beşir ve Suudi Kralı Selman’ı dev fotoğrafları var. Ömer Beşir’den başka fotoğraf göremedim!

Hasan Turabi liderliğindeki Halk Kongre Partisi seçimi boykot etti.

26 yıllık Başkan Ömer El Beşir ve lideri olduğu Milli Kongre Partisi’nin seçimleri yüzde 50-60 gibi bir oyla kazanacağı tahmin ediliyor.

Kısaca Batının petrol ve doğal kaynaklarının muhafızı, işbirlikçisi oldunuz mu kral da olsanız, seçimle de gelseniz sorun yok.

“Batı Müttefiki en demokrat ülkesiniz.” Ama kendi inançlarınız ve ülkeniz dediniz mi adınız hazır. Diktatör, Terörist… Hadi Ordan!

TÜRK HARİÇ HER ŞEY!

Sudan’da 5 gün boyunca bize refakat eden Doktor Ömer’in annesi Türkleri tanımak istiyormuş.

Neden diye sordum. Cevabı Türk dizileriydi!

“Annemin hayalindeki Türklerle, dizilerdeki Türkiye kavramı uymuyor” dedi Doktor Ömer. Meğerse ‘Dizi Türklerinin’, gerçeği yansıtıp yansıtmadığını Annesi görmek istemiş.

Nitekim, Hartum’un merkezindeki otelde saat 11’de odama girdim. Televizyonu açtım. Karşımda “Muhteşem Süleyman” yayındaydı.

Öteki kanala geçtim, bir başka “Türk dizisi”. Kılık, kıyafet, ortam, dekor ve mesaj sanki Brezilya dizisi gibi. Sadece adı Türk!

Oysa Türkiye’den geldik diye, “Bizim ülkemizin size ikramı” diyerek lokantacı para almadı. Bir başkası indirim yaptı. Garsonundan Valisi’ne herkes Osmanlı hayranı.

Yurtdışında Osmanlı’nın devamı Türkleriz diye büyük saygı gösterilirken, bizim onlara verdiğimiz ahlaki değere bakın!

AH O SARAYLAR YOK MU

Bir Avrupa ülkesine babasını ziyarete giden arkadaşım anlattı. Yanlarından işine giden bisikletli bir adam geçmiş.

Babası demiş ki, “Geçen adam bu eyaletin Başbakanı”

Bir de Ortadoğu’daki milletlerin yöneticilerinin Saray tutkusuna bakın!

Saddam’ın ardından her şehirde bir saray çıktı.

Afrika’da eğitim, sağlık hala daha derme çatma, kamıştan evlerde yapılıyor. Ama yöneticilerin kaldığı mekanlara bakarsanız küçük dilinizi yutarsınız.

Ne zaman ki İslam dünyasının yöneticileri gösteriş, depdebe ve israf tutkusundan kurtulur.

Ya halkına yakın şartlarda, yani orta halli yaşar.

Veya milletini zenginleştirmek için Batıya işbirlikçi olmak yerine yedi düvele karşı meydan muharebesi yapar.

İşte o zaman İslam dünyası da kurtulur!

İŞTE ADAY SÜRECİNİN PERDE ARKASI

Bedenimiz Nil’in ülkesinde olsa da Türkiye’den kulaklarımız Türkiye’de. İşte size iktidarın adaylık sürecine dair birkaç duyum.

Hamdi Topçu THY’den, Reisten fırça yediği için istifa etmişmiş!

Kurtulmuş istediği adamları listeye sokamadı. Rahatsızmış!

Nezaketen dahi Gül aranmamış. “Bunlar bu işi götüremez” diyormuş.

Binali Bey’de listeye adam koyamadı. Adamı Süleyman Karaman listeye alınmadı.

Başbakan olamadığı için de hala bozukmuş!

Esas, Reis aday listesinden ciddi rahatsızmış, son gün liste değişmiş. Erol Olçak gibi isimler listeye girememiş.

Ak Parti Trabzon adayları hep dışarıdanmış. 2002’de partiye oy vermediler, deniyormuş. Kulisler böyle diyo!