Berat gecesi, Şaban-ı şerifin on beşinci gecesidir. Bu gece Müslümanlar, bir sene içinde işledikleri günahlardan uzaklaşmak ve o günahların getireceği azaptan kurtulmak için Allah a dua ederek af talebinde bulundukları gecelerden biridir.
Berat kelimesinden türemiş İbra, teberri kelimeleri kişinin borçtan, töhmetten, cezadan, iddia edilen suçtan uzak olduğunu, töhmetten kurtulduğunu ifade eder.
Kur an-ı Kerim de Rabbimiz bizi uyarıyor ve asıl beri olmamız, uzak durmamız, kurtulmamız gereken şeyin şirk olduğunu, inkar olduğunu, Allah a isyan olduğunu, hep kötülükleri emreden nefsimizi temize çıkarmaktan uzak olmamız gerektiğini açıklıyor.
Tevbe suresinin üçüncü ayetinde Rabbimiz, Allah ve Rasülünün müşriklerden beri/uzak olduğunu ifade ediyor.
Mümtehine suresinin dördüncü ayetinde İbrahim aleyhisselamın da başta babası olmak üzere bütün müşriklerden beri/uzak olduğunu ifade ediyor:
"İbrahim de ve onunla beraber olanlar da sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar, kendi kavimlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve sizin Allah tan başka taptıklarınızdan uzağız. Biz, sizi inkâr ediyoruz. Bir tek Allah a iman edinceye kadar sizinle bizim aramızda ebedi bir düşmanlık ve nefret başladı." Ancak İbrahim in babasına: "Elbette senin için istiğfar edeceğim, Allah tan gelecek hiçbir şeye gücüm yetmez." demesi müstesna. "Rabbimiz biz Sana güvendik, Sana yöneldik ve dönüş Sanadır."
Hani bir ilahi vardır, bir yerinde "Eyvaaaah demeden Allah diyelim" diyor.
İşte biz onu yapalım.
Rabbimiz Bakara suresinin 166-167 nci ayetlerinde kafirlerin cehenneme gideceği mahşer yerinde belli olunca kafir halkın, yöneticilerinden uzaklaşmaya çalışacaklarını, yöneticilerin de halklarından uzaklaşacaklarını haber verir.
"O zaman kendilerine uyulanlar, azabı görünce kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. Ve aralarındaki bağlar kopacaktır."
"Ve uyanlar: "Keşke dünyaya tekrar dönüş olsaydı da, onların bizden uzaklaştığı gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık" derler. Böylece Allah onlara amellerini pişmanlık halinde gösterir. Ve onlar ateşten çıkamayacaklar."
Mahşer yerinde kafir yöneticilerden uzaklaşmak mümkün değildir. Rabbimiz bütün insanları bu dünyada uyarıyor ve kimlerin ardından gitmeyeceğimiz ve peygamberlere uymamız gerektiğini bildirir.
Tabiidir ki, bizim bu kafirlerden uzak olmamız, onların şahıslarından değil, şahsiyetlerini sonradan kirleten inkar, şirk, gavurluk pisliklerinden uzak durmaktır.
"Bak seni seviyorum ama şirk ve gavurluk kirini sevmiyorum, gel, Allah tan başkasını ilah kabul etmeyelim, Allah ın Rasülünü kabul edip O nun getirdiği kitaba göre hayatımızı düzeltelim" demektir.
Sizler her gün "Lâ ilahe" derken kendini Allah tan daha akıllı gören ve O nun kitabını geçersiz sayacak kurallar koyanlardan uzak olduğunuzu ilan ediyorsunuz ve ardından "İllallah" derken yalnız ve yalnız Allah ı ilah olarak kabul ettiğinizi iman ve ikrar ediyorsunuz.
İbrahim aleyhisselam, kendini put kabul edenlerden ve o puta tapanlardan uzak olduğunu söylemiş. Onun sözünü de Rabbimiz bize Zuhruf süresinde bildirmiş.
Zuhruf Ayet 26- Hani İbrahim, babasına ve kavmine demişti: "Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.
Zuhruf Ayet 27- Beni yaratan hariç. Çünkü O beni doğru yola eriştirecek."
Zuhruf Ayet 28- Bunu (kelime-i tevhidi), belki (İslâm a) dönerler diye, ardından gelenlere kalıcı bir söz kıldı."
Kalıcı söz olan Kelime-i tevhide devam edelim, İbrahim aleyhisselamın Nemrud a karşı, Muhammed aleyhisselamın o günkü ve kıyamete kadar gelecek müşriklere karşı verdiği mücadeleyi verelim de hem biz şirk ve gavurluk pisliğinden uzak olalım, hem de inkar, şirk ve gavurluk kiriyle kirlenenleri temizlemeye yardım edelim.