Bugün normal diye bilinen insan tipleri, zararsız, faydasız, sıradan olanlardır çoğunlukla. Bunlar yeryüzünde milyarlarcadır. Ne işe yararlar denilse, doğup büyüyen, hayat atılan sıradanlığını yaşayan ne kimseye zararı ne de yararı olan tiplerdir bunlar. Bazı insanlar vardır ki, özellikleriyle öne çıkarlar, eser bırakırlar. Bunlar kendi içinde katmanlara ayrılırlar. Düşünce alanında, şiirde, öyküde, siyasada hayatın hemen bütün alanlarında. Kimi insanlar vardır ki bilinmez kahramanlardır. Geri planda dururlar ama çok önemli işler yaparlar. İbrahim Usul bu gruba dahildir.

Yazı hayatında olmayan biri isim. Ancak yazının ötesinde, yazıyla birlikte olanların içinde. Ve hatta bir kültür faaliyetinin, görünmeyen ve bilinmeyen bir yerinde en faal olanlarından. Bazı isimler vardır ki anılınca onlarla birlikte anılan, anılması gereken önemli isimler olur, o da onlardan biri.

Yedi İklim ile birlikte olduğumuz önemli isimler oldu. Bunları zaman zaman anlattım. Âlim Kahraman, Kâmil Eşfak Berki, İlhan Kutluer [Yedi İklim in isim babasıdır], Mustafa Çelik [ilk dönemde], Osman Bayraktar, Hasan Aycın, Ali Göçer, Cevdet Karal, Recep Yumuk, Hasan Selami Binay, Ahmet Nedim Çeker, Nurettin Özlük, Mustafa Bayraktar, Ali Göçer, Ali Günvar, Ali Haydar Haksal, yakın zamanda Zafer Acar ve daha nice arkadaş var anılması gereken. Bu aziz dostlar dönem dönem önemli konumdadırlar.

1987 yılında Yedi İklim dergisi ilk dönemde Marmara Grafikte hazırlandı. İbrahim Usul derginin teknik sorumlusuydu. Derginin mizanpajını, düzenini, tasarımını o yaptı. Geleneğimizdeki dergiciliğin bir açılımıdır o dönem. Yedi İklim in ilk tasarımı, logosu ve düzeni. İbrahim i ilk kez o zaman yakinen tanıdım. Tabiî öncesi var. O öğrencilik yıllarını Bursa da ve Ankara da geçirdi. Öğrenci hareketlerinin yoğun olduğu zamanda. Bursa da sendikacılık konusunda ilk kuruculardan ve mücadele edenlerden.

Özellikleri olan biri İbrahim. Sendikacılığı zamanında kimi düşüncelerinden ödün vermediği olmuştur. İstanbul da Marmara grafikten Sonra Albaraka kurumu Genel Müdürlükte görev yaptı. Orada da önemli işler başardı. Kültürel faaliyet olarak. Hat takvimleri, hat yarışması, Hicaz Demiryolu kitabı  ve nice çalışmalarda öncülük yaptı. Ayrılmadan önce bir Çanakkale kitabını hazırlama projesi vardı. Bunu gerçekleştiremedi.

Albaraka da çalışırken de Yedi İklim dergisiyle ilgisini sürdürdü. Her Cuma toplantısına katıldı, derginin tasarımı, kapak konusunu, iç düzenini gözden geçirdi. Ahmed Nedim, İbrahim Usul, Nurettin Özlük, Mustafa Bayraktar bu konuları üstlenirlerken delilikleri de birliktedir. Aslında bu "delilik" ifadem onların bir arkadaş grubu olarak kendi aralarındaki ruh yakınlığını da ifade içindir.

İbrahim onlar içinde en sert ve kararlı olanı. Aklına yatmayan hiçbir şeyin altına imza atmaz. Ya da bir yanlışı gördüğü zaman yanlışı yapanın yüzüne karşı söylemekten çekinmeyen biri. Öyle ki dergiyi hazırlarken, bir ara derginin içinde yer alan genç bir şair grubunun kapakla ilgili bir düşünceleri oldu. Ben de dergide yer alan arkadaşları dergi içinde ve sorumlu bulduğum için bazı işleri yapmalarına fırsat verdim. Bunlardan biri, benim de haz etmediğim bir kapak fotoğrafı oldu. Dergi çıktı. İbrahim dergiyi eline alır almaz öylesine sert bir tepki verdi ki, ben de şaşırdım. "Ben bu kapakla çıkan bir dergide yer alamam" dedi ve telefonu yüzüme kapattı. İbrahim bu gibi zamanlarda söyleyeceğini söyler hiç çekinmez hatta sınır bile tanımaz. O ara dergiden koptu. Bir zaman sonra dergiye gene döndü. Yapılan iyi işlerde hep mutlu oldu. Yanlışlarda da çok keskin durdu.

Şu anda bile derginin içinde olmasa bile onun o sert ve kararlı duruşu kendisini hissettirir. Yazar arkadaşlarımızdan biri yazar olmayan ama derginin mutfağında olan bu arkadaşlara karşı bir tavrı olmuştu. Bundan ötürü de dergiden bir dönem daha uzaklaştı. Hem çok kararlı, hem de çok kırılgan biri.

Yedi İklim dergisinin maddî açıdan da ayakta durması konusunda büyük emeği vardır. Bu yüzden Yedi İklim dergisinin önemli bir ismi olarak hep vardır ve arka planda durur. Ama varlığını hiçbir zaman hissettirmez.

Bana tepki verdiği zaman "Haydar ağabey" diye başlar ses tonunu yükseltir, o anda kırar geçer. Bu, o anlıktır. Bir süre sonra durulur her şey normale döner. Bu mizaçları bilmeyen farklı bir tepki verebilir. Benim vazgeçemediğim güzel dostlarımdır bunlar. Bu güzel dostların hiçbir zaman bir çıkar kaygısı da yoktur.

Allah tan ki böyle güzel dostlara sahibiz.