Birileri ortaya bir kelime ya da kavram atıyor, toplum da yıllarca bu kavramın cazibesine kapılarak peşinden sürüklenip gidiyor. Son yılların revaçta kavramı "Farklılıklar zenginliktir". Durup kimse gerçekten farklılıkların zenginlik olup olmadığını araştırmıyor. Ya da farklılıkların zenginlik olabilmesi için toplumun içinde bulunduğu anlayışın buna izin verip vermeyeceği üzerinde durulmuyor.

Elbette farklılıklar zenginlik olabilir. Bu farklılıklardan karşılıklı etkileşim sonucu yeni anlayışlar ortaya çıkabilir. Ama, bu toplumda ısrarla "Ben ve ötekiler" ayrımı körükleniyorsa, o toplumda farklılıklar zenginlik sebebi midir, yoksa ayrışma ve çatışma kaynağı mı

Şu ya da bu şekilde devlet kadrolarını ele geçirmiş birtakım dayatmacı ve tepeden inmeciler beni ille de kendisi gibi olmaya, kendisi gibi düşünmeye ve inanmaya zorluyorsa, bunun için her yola başvuruyorsa  kısacası benim farklılığıma tahammül edemiyor toplumda tek tip insan oluşturmaya çalışılıyorsa, benim onun farklılığına tahammülüm mümkün olabilir mi Karşılıklı farklılıklara tahammülün olmadığı bir ortamda hala farklılıkları zenginlik olarak takdim etmenin anlamı nedir Birbirimizi kandırıyor muyuz, yoksa sürekli bir takiye hali mi söz konusu Bir de sürekli olarak toplumu baskı altında tutan çevreler ısrarla farklılıkların zenginlik olduğunu tekrarlıyorsa bunun inandırıcılığı olabilir mi

Lafı uzatmanın anlamı yok. Israrla farklılıkların zenginlik olduğunu tekrarlayıp durmak yerine başımızı iki elimizin arasına alıp bu farklılıkları nasıl zenginlik haline getirebileceğimizi düşünsek daha sağlıklı bir adım atmış olmaz mıyız

Bu toplumu yıllarca adeta efsunlu küreselleşme ve globalleşme gibi iki kavramın peşine takıp sürüklediler. Millet de birtakım okumuşların bu kelimeleri tekrarlayıp durmasına bakarak üzerinde hiç düşünmeden iyi bir şey sandı. Ama şimdi bakıyoruz ki dünya özellikle de gelişmekte olan bizim gibi ülkeler küreselleşme sevdasına küresel sermayenin işgali altına girivermiş. Bir başka ifade ile küreselleşme ve globalleşme Amerikan emperyalizminin bir boyama vasıtası olduğu anlaşıldığından iş işten geçmiş oldu.

Korkum o ki, gereğini yerine getirmediğimiz için farklılıklarımız da zenginliğimiz değil ayrışmanın malzemesi olup çıkacak. Çünkü, topluma farklılıklara tahammülü aşılamıyor, farklılıklara karşı tepki oluşmasının zeminini hazırlıyoruz. Israrla fertler arasında, "Sen de benim gibi olacaksın. Aksi halde ben ayrı sen ayrısın" fikrini ve duygusunu aşılıyoruz.

Farklılıklar elbette zenginlik sebebidir, olması gerekir. Hala toplumda inanç özgürlüğünü sağlayacak şartlar oluşturulamamış, birtakım kimseler inanan insanları dışlamayı içlerine sindirebiliyorlarsa o ülkede farklılıkların zenginlik olarak nitelendirilmesi mümkün olabilir mi Beni ben olarak kabul etmeyip kendileri gibi olmaya zorlayanlar bulunduğu sürece farklılıkların zenginlik olduğunu söyleyip durmak toplumu kandırmaktan öte bir anlam ifade etmez. Çünkü farklılıkların zenginlik olabilmesi toplumu oluşturan tüm fertlerin farklılıklara tahammül edebilecek bir olgunluğa, anlayışa erişmesi ile mümkün olabilir. Zaten fertler bu noktaya geldiğinde artık farklılıkların zengin olduğunu tekrarlamaya de gerek kalmaz. Gerçekten farklılıklar zenginlik haline dönüşmüş olur.

Gelin artık içi boşaltılmış kelimeleri ve kavramları tekrarlayıp durmaktan vazgeçerek işin özüne inelim. Ben ve onlar ayrımı zincirini kıralım.