Batı’ya kendimize göre birtakım anlam ve değerler yüklemiş, nitelendirmemizi ona göre yapıyoruz. Böyle olunca da sanki ortada ideal ve ulaşılması gereken bir Batı var gibi algılıyoruz. Çünkü yıllardan beri algı operasyonları ile beynimiz yıkanmış durumda. Kendimizce ulaşılması gereken bir hedef olarak gördüğümüz Batı, zaman içinde öylesine adaletsizlik, çirkinlikler sergiliyor ki, o zaman da kendimize değil Batı’ya kızıyoruz. Hâlbuki onlar kendileri gibi davranıyorlar ve biz, bizim gibi davranmalarını, daha doğrusu bizi olduğumuz gibi kendilerinden kabul etmelerini bekliyoruz. Bu ise bugüne kadar hiç mümkün olmadı, bundan sonra da olacağı yok.
Söz gelimi kuruluşundan kısa bir süreden beri NATO’nun üyesiyiz. NATO da Haçlı kulübünün bir ürünü. Aralarında Türkiye’den başka bir Müslüman ülke yok. Türkiye’yi hazmedemediklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun için son yıllarda yaşadığımız iki olayı hatırlamakta yarar var.
Bilindiği gibi füze sistemini ABD vermeyince savunma sistemimizi kurmak için Rusya’dan S-400 füzeleri aldık. Bunlar kuruldu, işler vaziyete getirildi mi bilmiyorum. Ezbere de bir değerlendirme yapmak istemiyorum. Ancak ABD, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi aldığımız için ülkemize yaptırımlar uygulamaya başladı. Hâlbuki aynı füze savunma sisteminin S-300 modeli Yunanistan’da yıllardan beri var ve bu durum başta ABD olmak üzere hiçbir Batılı ülkeyi rahatsız etmemişti. Ancak Türkiye bu sistemlerden temin edince birdenbire NATO ortaklığımız gündeme geldi. NATO üyesi olduğumuz için S-400 sistemi mahzurlu olurmuş. Öyle dediler. Yani NATO üyesi bir Yunanistan’ın Rus füze sistemine sahip olmasında bir sakınca yok ama Türkiye olduğu zaman işler karışıyor. Kısacası tam bir samimiyetsizlik sergileniyor.
Bunun yanında Yunanistan, NATO üyesi ülkemizin NATO görevi yapan savaş uçaklarımıza söz konusu füze sisteminden radar kilidi atarak uçaklarımızı rahatsız ediyor. Bunun da ötesinde tehlikeye atıyor ama Türkiye’ye karşı şahin kesilen ABD’den hiç ses yok. Sadece ABD’den değil, NATO’dan da hiç ses yok. Bu sessizlik karşısında Atina, NATO’ya şikâyet edilecekmiş. Edilse ne olur? Batı dünyası Türkiye ile Yunanistan’ı kendilerine aynı yakınlıkta görmüyorlar ki... Bunun bilinmeyen yanı mı kaldı? Mesele sempati antipati yaklaşımının çok ötesine geçmiş, kilit işleminin devreye girmesi için Türkiye savaş uçakları sisteme düşman olarak işlenmiş olduğu bir haberlerde ileri sürülüyor.
Kısacası Yunanistan, aynı askeri örgütün üyesi olmamıza rağmen uçaklarımızı düşman olarak sistemine işliyor. İleride NATO bünyesinde bir çatışma söz konusu olduğunda Yunan füze sistemleri uçaklarımızı düşman olarak değerlendirecekler. Yani aynı ittifak içinde olmamızın bir anlamı yok. Nasıl ki, parasını ödediğimiz uçaklar ABD tarafından ülkemize verilmiyor, parası ile istediğimiz füze sistemlerini ABD’den karşılamak zorunda kalmış olmamıza rağmen hâlâ ülkemiz cezalandırılıyor. Tüm bunlar, Türkiye’yi Batı’nın kendinden kabul etmediğini gösteriyor. Böyle olunca aynı sistemin içinde birlikte olacağımız ve ulaşılması gereken hedef olarak kabul edişimizin yanlış anlama ve değerlendirmemizden kaynaklandığını söylemek yanlış olmaz.
Sonuç olarak Batı, Yunanistan’ı kendinin bir parçası kabul ederken ülkemizi lazım oldukça kullanılacak bir ülke olarak görüyor. Kısacası Batı, Türkiye’yi kendinden kabul etmiyor. Bu hususta onları suçlamak da mümkün değil. Çünkü biz yıllardan beri çocuklarımıza ve torunlarımıza Batı’yı ulaşılması gereken ideal bir nokta olarak gösterdik. Bu yanlıştan dönmeden Batı ile ilişkilerimizin sağlıklı yürümesi mümkün olmaz, olmuyor.