Bismillahirrahmanirrahim

HÜKÜMET, seçim konusu gündeme geldikçe büyük bir “kararlılıkla” hep 2019’u işaret ediyordu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Hükümet Sözcüsü’nden bu konuda çok sözler duyduk. Hatta CB, erken seçimin “çok tehlikeli” ve “vatana ihanet” olacağını bile söyledi.

Bu sözler edilirken hükümet içinde ciddi sorunlar yaşanıyordu. Hükümet, hızla artan devasa sorunlara çözüm üretemiyordu. Ekonomi, kriz noktasına geldi. Borçlar hızla arttı. İşsizlik oranı yükseldi. Sorunlar medya desteği ve hamasetle örtülemez oldu.

Hükümet içinde gidişattan rahatsız olan çok insan vardı. AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, “Birçok ilde FETÖ borsası kurulduğunu; zenginlerin FETÖ’cülükten aklandığını” iddia etti. AKP Çorum Milletvekili Salim Uslu, hükümetin şeker fabrikalarını satmasına tepki gösterdi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, “Kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin bağımsız olamayacağını” vurguladı. AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner “güç zehirlenmesi yaşadıkları”ndan söz etti. Hükümet içi daha nice problemler…

Hükümet, böyle bir atmosferde, Devlet Bahçeli’nin TBMM’deki MHP Grubu Toplantısı’nda seslendirdiği “erken seçim isteği”nin üzerine balıklama atladı. Çoğunluk hükümeti, yavru muhalefetin peşine takılıyordu. Hemen ertesi gün, AKP Genel Başkanı ve Bahçeli 25 dakikalık bir görüşme yaptılar. Baskın seçim tarihini ilan ettiler.

Bahçeli söyleyince, erken seçim “çok tehlikeli” ve “vatana ihanet” olmaktan (!) çıkmış; Türkiye için vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelmişti. Bu mantığın “tutarlılığı” konusunda ne dersiniz?

ALELACELE SEÇİM

TÜRKİYE 16 Nisan referandumu ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçmişti. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için yüzde 50 + 1 oy gerekiyordu. Hükümet, kendisine bu kadar güvendiği halde, bu oy oranına bir türlü ulaşamıyordu. Her fırsatta koalisyonların zararından söz ederek oy alan parti “ittifak”lara mecbur oluyordu.

MHP, iç problemleri öncesi hükümete en sert muhalefeti yapıyordu. Birbirlerine öylesine büyük hakaretler yaptılar ki!. Bahçeli ve Erdoğan’ın TBMM Grup Toplantıları’nda yaptıkları konuşmalar bunun şahididir.

Teşkilat içinden gelen Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan, Ümit Özdağ, Bahçeli’ye karşı parti içi muhalefet başlattılar. Bahçeli, ilk kongrede genel başkanlıktan düşeceğini gördü. Hükümete karşı “teslimiyetçi” politikalar izlemeye başladı. MHP, her ne kadar bu politika değişikliğini 15 Temmuz’la izah etmeye çalışsa da; gerçek sebep bu “dörtlü”nün muhalefetidir.

AKP’nin yüzde 50 oy ihtiyacı, MHP’nin de baraj sorunu yaşaması, bu iki partiyi birbirinin yanına itti. Bu anlayışla Cumhur İttifakı’nı oluşturdular. Ülke problemlerini birlikte çözmekten çok, durumlarını kurtarma amacı öne çıkıyordu.

AKP de MHP’ye minnettardı. O kadar ki, hem Başbakan, hem de Cumhurbaşkanı “bozkurt işareti” yaparak minnettarlıklarını yansıttılar. Bu anlayışla Türkiye’nin problemleri çözülebilir miydi?

Meral Akşener’in İyi Parti’si, MHP’nin oylarını etkileyecekti. İyi Parti’nin günü belirlenen kongrelerine 3 kere müdahale edildi. Seçime girme yeterliliğine sahip olmadan erken seçimle bu partiyi devre dışı bırakmak istediler.

SAADET ÜMİT OLDU

ADALETE güvensizliğin yüzde 85’e yükseldiği, eğitimin keşmekeşe dönüştüğü, ifsadın kontrol edilemez hale geldiği, şehirlerin yaşanabilir olmaktan çıktığı bir zamanda, halkın bütün dikkat ve ümidi Saadet Partisi’ne çevrildi. Saadet Partililer 82 milyonluk Türkiye; hatta bütün insanlığın huzur ve barışı için çözüm üretiyor. Kavga ve ayrıştırma üslubundan kaçınıyor; iç barışı önemsiyor.

Temel Karamollaoğlu kuşatıcı üslubuyla sosyal ağlarda en çok takip edilen lider durumunda. Türkiye’nin bekasını parti menfaatlerinin önünde tutuyor. Geçmekte olduğumuz hassas süreçteki sorumluluğunun farkında.

Bu yüzden, erken seçimi “ihanet” olarak görenler, güya Saadet Partisi daha fazla gelişmeden baskın seçim kararı aldılar. Fakat Bilge Başkan’ın deyimiyle “korkunun ecele faydası yok.”  Yandaş medyanın yanlışları örtme gayretlerine rağmen gerçekler gizlenemiyordu. Saadet’in yükseliş hızı Cumhur İttifakı’nı panikletti. Alelacele seçim kararı bu yüzden!

Karamollaoğlu, aylardır teşkilatlarına baskın seçime hazır olmaları uyarısı yapıyordu. Baskın seçim Saadet Partisi için sürpriz olmadı. Saadet kadrolarının moralleri yüksek! Seçime en hazır parti durumundalar! Çözümü bilme ve haklı olmanın rahatlığını yaşıyorlar. Bir an önce halkımızın yüzünü güldürme heyecanı taşıyorlar.

Yarım yüz yıldır olayların içinde pişerek bugüne gelen ehliyet ve liyakat sahibi Milli Görüş kadroları, milletimize karşı sorumluluklarının şuurundalar. Toplumun en temiz ve duyarlı kesimi olarak kalabilmiş Saadetli kadroları, geleceğimizin teminatı olma misyonuna sahipler.