GEÇENLERDE Galatasaray-Banvit serisine gittiğimde, bizim spor medyasının basketbol takipçileriyle kısa kısa sohbetler etme fırsatını buldum. Bir ara, galiba Gökhan idi, “Abi, seneye beş yabancı da parkede olabilecekmiş. Federasyon böyle bir uygulamaya gidiyor” demişti. Ben de böyle bir tasarrufun fazla olacağını dile getirip maçı izlemeye koyuldum. Açıkça Gökhan’a inanmak istemedim.
Ve de ne yazık ki Sevgili Gökhan haklı çıktı. Dünkü gazetelerde bundan böyle parkede beş yabancının birden forma giyebileceği kararının alındığı yazıyordu. Yani 3+2, olmuştu 5+0... Yazık! Şimdi benim takımlarım Avrupa Kupalarında bunu eze eze kullanacaklar. Tamam da, ya Milli Takım ne olacak Özellikle basketbola büyük bütçe ayıran hangi kulüp parkeye yerli sokar ki Kırk yılda bir belki de 4+-1 falan olur... Sonra ne mi olur Bizim Milli Takım, hani şu Dünya ikincisi Ay-yıldız böyle bir sıralamanın rüyasını bile göremez. Neden mi Eh, kenarda otura otura pas tutan eller nasıl sayı atabilir ki O bacak üzerinde zıplayıp nasıl ribaunt alabilirsin ki Faul atışların nasıl isabet kaydeder ki İşleyen demir pas tutmaz da, ya işlemeyen demir ne olur Bu kararı alanlar ülke basketboluna resmen ihanet etmişlerdir. Ben yarın yeğenimi, çocuğumu nasıl alt yapılara göndereceğim. Ya bana, “Baba, enişte, her neyse, basketbolda ne işim var. Nasılsa yabancılar oynuyor. Biz yedili koz olarak kalırız. Ben en iyisi 5+3’le iyileşen futbola akıl sarayım” derse...
Hazır basketbolla yoğunlaşmışken devam edelim. Fenerbahçe- Galatasaray serisi başladı. Beklediğim üzere Fenerbahçe rahat ve farklı kazandı. Ama bu serinin daha ilk maçında midemi bulandıran işler oldu.
Salonu dolduran sözüm ona taraftar, şimdi yazacağım sloganları spor alanında attıkları için öyledirler benim için, “Ali İsmail Korkmaz, falan filan...” Buraya tamamını yazmayı bile uygun görmüyorum. Ayıp yahu! Ne alakası var Sen takıma tezahüratlar uydursana... Peki, spor alanında siyasi slogan atıldığında veya ırkçı davranış sergilendiğinde Batı’da ne oluyor Bilen bilir. Bizde hikâye...
Ama desenize, federasyondan daha iki gün önce 30 gün ceza almış birileri salonun en güzel yerine kurulup maç izledikten sonra... Neymiş efendim; VİP’de izlememe cezası imiş bu. Yahu federasyon; gerçekten de çok komik oluyorsun... Ben sizin yerinizde olsam, böyle bir ceza verdiğim için, maç öncesi cezalıları çiçeklerle karşılar, hatta bir de omuzlarda tur attırırdım. Haaa az kalsın unutuyordum. Cezalı kişi de ayakta alkışlamış o malum sloganları... Eh, uyar be! Zavallı Deniz Seki!
Özetle; Türk Basketbolunun başı sağ olsun! Kalk Osman Ağabey kalk da gör bak ne hallere geldik. Bahsettiğim kişi bu ülkenin basketboluna bir ömür vermiş, yıllarca başkanlık yapmış rahmetli Osman Solakoğlu’dur. Nur içinde yatsın!