Rahmetli Freud hayatta olsaydı eğer süper ego tanımını yapmak için önce TC Başbakanını inceler, öyle karar verirdi galiba. Her insanda az ya da çok ego vardır. Her insanda az ya da çok kibir de vardır. Ama bizim Başbakanımızda ego tavan yapmış durumda. Kibir ise arş-ı âlâya yükselmiş bulunuyor. Geçtiğimiz Perşembe günü Van’da yaptığı miting, Başbakan’ın egosunun ve kibrinin sınır tanımazlığını kanıtladı. Nasıl mı Aslında konuya gireceğim de, konu aklıma geldikçe gülmekten yazı yazamaz duruma geliyorum. Türkiye’de o gün Başbakan’a gülmeyen insan kaldı mı acaba. Sevenleri de içine gülmeyen insan kalmadı galiba. Nedir o ses öyle. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Biri Başbakan’ı sardırıyor zannettim. Hani bu aralar ses kayıtları düşüyor ya internete, birisi dalga geçmek için taklit yapıyor sandım, kanal değiştirdim ama ses aynı. Sanki Başbakan’ın sesi gitmiş yerine bir kadın sesi gelmiş.

Her insan grip olabilir. İnsan grip olduğunda genelde sesinde bir değişiklik olur. Ama grip nedeniyle değişen ses incelmez aksine kalınlaşır. Ben grip olduğumda kendi sesime bile gülmüş biri olarak, Perşembe günü Başbakan’ı dinlerken elimde tutmakta olduğum çayı dökecek kadar kahkahalarla güldüm. O sesi duyup da gülmemek insanın elinde değil. Bu satırları yazarken bile gülmekten gözlerim yaşardı. Sanıyorum Başbakan kendisi bile gülmüştür kendi sesine. Bir insanın doğal sesi ince olabilir ve buna kimsenin gülmeye hakkı yoktur. İnsanların doğuştan ya da sonradan elinde olmayan bir durumdan dolayı vücudunun herhangi bir yerindeki eksiklik ya da fazlalığa kimse gülmez, gülemez. Gülünürse o insana ayıp edilmekle kalınmaz kul hakkına bile yol açılabilir. Bu söylediğimiz normal insani bir durumdur. Başbakan’ın Van mitingindeki sesi de insani bir durumdur ama bir farkla; doğuştan değil, elinde olmayan bir sebepten hiç değil, tamamen kendi iradesine bağlı olarak gelişmiş bir durumdur. Her gün beş altı saat konuştuğu için de değil. Çünkü geçmiş yıllarda da Başbakan her gün beş altı saat meydanlarda konuşuyordu. Eğer çok konuşmaktan olsa o zamanlarda da olurdu. Çok konuştuğundan ya da gripten kaynaklanan bir durum değil; zannediyorum sesini düzeltmek için bir ilaç verilmiş ama sesi düzelmek yerine basbayağı gelişmiş adeta kadın sesi olmuş. Biliyorsunuz ülkemizde sesi çok çıkan erkekler gelişe gelişe kadına dönüşüyorlar, ya da kadıncı olmaya. Mesela çağdaş mı olunacak mutlaka kadın haklarından bahsedilmeli. Demokrasi mi isteniyor mutlaka kadın haklarından söz edilmeli. Yani kadın hakları olmazsa ülke ne demokratikleşiyor ne çağdaşlaşıyor ne de ileri teknolojiye erişebiliyor. Ülkemizde kadın hakları öyle büyülü bir şey ki herhangi bir yerde bir kürsü bulan hemen bu haklardan bahsediyor. Öyle bir hak ki bu güne kadar hiç ortalarda gören olmamış. Lafı var kendisi yok. Tam burada Başbakan’ın miting platformundaki hali aklıma geliyor; kendisi var ama sesi yok. Sanki Başbakan el kol hareketleri yapıyor da bu hareketleri bir kadın seslendiriyormuş gibi bir durum.

Başbakan’ın yeni sesini duyunca aklıma ilk gelenler: Kanal-D’de hafta içi her gün ana haber bülteninden önce yayımlanan Koca Kafalar Baba Haber Bülteni’ndeki karakterlerin kadın taklidi yapmak için kadın sesi çıkardıkları, makaraya alınmış haberler. (Ki bu haber bülteni ana haber bülteninden daha çok ilgimi çekiyor.) Kemal Sunal’ın Şabaniye filminde Şabaniye karakteriyle yer aldığı sahneler. 23 Nisan törenlerinde ilkokul çocuklarının ateşli bir şekilde Atatürk şiirleri okuması. Atatürk’ün “Türk milleti zekidir” dediği o bilinen sesi. Çizgi film olarak başarılı bir yapım olan Şirinler isimli çizgi film. Aslında Başbakan’ın o sesini alıp birçok çizgi film seslendirmesi yapılabilir. Sesle oynamaya bile gerek kalmaz. Bu haliyle çizgi film seslendirmek için yeterlidir. Sadece Şirinler değil birçok çizgi filmdeki kadın karakterlerin sesiyle tıpatıp aynı. Acaba Başbakan Van’da miting düzenlemedi de biz Van’da bir çizgi film mi izledik, emin değilim.

Bence diğer parti başkanları da hemen seslerini bu şekle getirmeli. Ne o öyle erkek sesleri, herkes ince olsun canım. Yarın Başbakan çıkıp, incelik yaptık hiç incelikten anlamıyorsunuz derse haksız mı Bunu ironi olarak yazıyorum ya bir de bakmışız diğer parti başkanları da seslerini kadın sesine dönüştürmüş konuşma yapıyorlar. Olur mu olur. Burası Türkiye isimli büyük bir tiyatro sahnesi, yetmiş altı milyon izleyicisi var. Ne Unkapanı’ndaki Reşat Nuri Sahnesi’nde bulursunuz bu kadar izleyiciyi ne de başka bir sahnede.

Başbakan’ın Van mitingindeki sesine güldük de aslında ben bir Müslüman olarak Başbakan adına utandım. Başbakan’ı o hale getiren egosudur, kibridir. Ben ben demesidir. Sesin madem düzelmek yerine kadın sesine dönüşmüş o halde o platforma çıkıp sevgili vatandaşlarım duyduğunuz gibi benim sesim kötü benim yerime belediye başkan adayımız konuşacak, siz buraya toplandınız diye geldim ama kusura bakmayın deseydi olmaz mıydı Olmazdı. Niçin O zaman o büyük egosu tatmin edilmiş olmazdı. Egosuna yenilmiş bir Başbakanımız var. Kibrinin altında kalıp rezil olmaya razı olacak kadar kibirli bir Başbakanımız var. Başbakan’ın egosu ve kibri o kadar çok gelişti ki Başbakan’ı bir çizgi film kahramanına dönüştürdü. İbretle izliyoruz.

Egonun ve kibrin kötülüğünden bahseden yandaş köşe yazarları Başbakan’daki süper egoyu göremeyecek kadar kör mü, yoksa paramı alırım gözümü yumarım diyerek figüranlık yapmaya devam mı edecekler. Figüranlar rollerini iyi yapabilmeleri için seslerini Başbakan gibi inceltmeleri gerek. Gerçi sesleri zaten figüran oldukları için doğal olarak incedir. Öyle değil mi “sevgili kerdeşlerim…”

Çizgi film izlemek güzeldir herkese tavsiye ederim!