Bu yazımız önceki yazı ile birlikte okunursa daha iyi anlaşılacaktır…
Önceki yazıda kaldığımız yerden devam ediyoruz: “O dönem Genelkurmay Başkanlığı brifinglerini de izleyen Star TV Ankara Temsilcisi olarak Erbakan tarafından Başbakanlık konutuna özel sohbet için davet edildim. Her iki tarafın toplantılarını izleyen tek gazeteciyim.
Aleyhine yayın yaptıkları için Erbakan’ın, “Bir kısım medya” dediği diğer ulusal TV ve gazetelerin temsilcileri yoktu! Bugün Hürriyet’te olan Ahmet Hakan da Kanal 7 TV’de olan Zahid Akman da o günleri hatırlarlar. İlk toplantıda herkes mini teyp ile sohbeti kaydetti. İkinci toplantıya ben de mini kamera ile gittim. Toplantılarda merhum Erbakan, “Orhan Bey siz duayensiniz sağ yanıma oturun” derdi. Sohbet başlayınca herkes teyp koydu ben ise video kamera koyarak çekime başladım. Basından sorumlu yardımcısı Hasan Hüseyin Ceylan kamerayı görünce Erbakan’a gelip dedi ki; “Sayın Başbakanım Orhan Bey video çekiyor.” Başbakan yanıt verdi: “Orhan Bey televizyoncu nasıl çekecek ki?”
İşte şimdi bugün işçi, memur, çiftçi ve emeklilere Recep Tayyip Erdoğan kaşıkla zam verip kepçeyle alıyor. Dönemim başbakanının sözlerini özetliyorum:
-Erbakan diyor ki; “İşte bu 8 aylık çalışma esnasında köylümüz işçimiz memurumuz esnafımız bunların hepsine bugüne kadar görülmemiş derecede büyük refah payı aktarılmıştır. Enflasyon %39’dur. -Köylümüze verdiğimiz para önceki döneme nazaran yüzde 312 fazladır. -Memurumuza 6 ayın içerisinde yüzde 195 zam verdik. -1 Temmuz 1 Ocak arasında bu büyük bir reel artıştır. -Şimdi tekrar yeniden yüzde yirmi ila 40 arasında ortalama %30 ilave pay veriyoruz. Bu hakikaten halkımıza verilen refah payının yüksekliğini gösteriyor. Bunları verirken de dikkat buyurduğunuz gibi biz vergi artırmadık, zamlar yapmadık ve dışarıdan bir tek kuruş borç istemeye gitmedik. Bütün reçetelerimiz tatlı ve acı reçeteler değildir. Türkiye tek ülkedir ki ekonomik dengelerini bozulmuş bir ekonomisini tatlı reçetelerle dengeye oturtuyor. Türkiye'miz bir büyük şerefli yoldadır. Dış borcun faizi 137 trilyon. Bunu biz yeniden borç alarak değil kendi imkânlarımızla ödüyoruz. Bu sene bütçemiz 22 trilyon fazla vermiştir. 2,4 milyar dolar olan 2 aydaki açık bu sene kapanmıştır bunda paketlerimizin etkisi var. Bunda bilhassa bu faizlere koymuş olduğumuz %12 stopajın etkisi var. Memurumuza, emeklimize daha fazla refahı severek veriyoruz. Cömertliğimiz bütçenin denkliğine fevkalade büyük titizlik göstermemizdendir. Kara deliklerin kapatılması şarttır. Dolayısıyla faizler ister istemez düşecektir, enflasyon ister istemez düşecektir. 100 milyar dolarlık yatırım programı bu yıl başlatılacak. -Otoyollar çift yollar, -İstanbul 3’üncü köprüsü, -Çanakkale Köprüsü, - Gebze köprüsü, -Boğazın alt geçidi, -İstanbul, Ankara Konya arasına 2 saatte gidilen bir tren…”
Erbakan 28 Haziran 1996'dan 18 Haziran 1997 arası yaklaşık bir yılda işçiye, memura, çiftçiye ve emekliye bu zamları verdi. Faize vergi koydu, kamu kurum ve kuruluşlarının bazılarının bankalarda paraları, bazılarının kredi borçları vardı. Ziraat Bankası’nda havuz hesabı oluşturarak ihtiyacı olan devlet kurumlarının kredi ihtiyacı çok düşük faiz ile bu havuzdan karşılandı. Değerli okurlarım, Erbakan emeklilere seyyanen 8 bin lira zam istedi Erdoğan veremedi. Çünkü; -Erdoğan 21 yıl har vurup harman savurdu… Erbakan projeleri ile yatırımlar yaptı Erdoğan ama istihdam artıracak tek bir yatırım yapamadı. Bütçe açığını kapatıp asla denk bütçe yapamadı. İşçiye, memura, çiftçiye ve emekliye fakirliği, yoksulluğu yaşattı, yaşatıyor. Erbakan iktidarının bir yılda yaptıklarını, Erdoğan iktidarının 21 yılda yapamaması utanç vericidir. Erbakan’ın başarısını yüzlerine vuruyorum. Erbakan’ın tırnağı olamazlar…”
Not: Videonun orijinali ALGOLA MEDYA YouTube kanalında yayınlandı. Bu linki tıklayarak izleyebilirsiniz; https://youtu.be/ZlhrQKBeH9s Bilgi: Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı zamanında yapmış olduğu bu konuşmayı sizlere sunuyoruz. 1996 yılında gerçekleştirdiği %195 memur zammı, çiftçi ve işçilere sağlanan maddi imkânlar, toplumun farklı kesimlerinin ekonomik durumunu iyileştirme amacını taşımıştır. Son zamanlarda benzer ifadeleri duyduğumuz bu konuşmada Necmettin Erbakan gayet açık bir şekilde durumu izah etmektedir.