Adına ister barış ister İmralı süreci deyin terörün sona

erdirilmesi hususunda bazı adımların atıldığı kesin. Ancak, atılan bu adımların

terörün sona ermesi ve bunun süreklilik kazanması sanıldığı kadar kolay

olmayacağa başlıyor. Çünkü konunun BDP, İmralı ve Kandil ayağının her şeyi

açıkça dile getirdiğini düşünmek yanıltıcı olacaktır. Taraflar konumlarını

güçlendirmek için tabanlarına mesaj vermeye öncelik veriyorlar görüntüsü söz

konusu.

Denebilir ki, sonuçta kalıcı barış sağlanacak ise tüm

bunlar sineye çekilebilir. Ancak, terör olayının taraflarını sadece, Kandil,

İmralı ve BDP olarak düşünmek ve böyle değerlendirmek olayı kuşatıcı bir

değerlendirme olmaktan uzaktır. Dikkat edilirse açıklanan takvimde bir takım

kademeler söz konusu. Önce eylemsizlik, daha sonra ülkemizdeki militanların

sınırın dışına çıkmaları, yani Kuzey Irak Yönetimi nin himayesine çekilmesi,

daha sonrada silahların bırakılması seslendiriliyor. Buna göre teröristler

Türkiye yi ellerinde silahları ile terk edecekler, bunun için de devletten

kendilerine müdahale edilmeyeceğinin garantisini istiyorlar. Bu garanti

verilebilir mi, verilecekse bunun yolu ne olacaktır Sözgelimi Öcalan ın isteği

doğrultusunda Meclis devreye girecek, yasal düzenleme mi söz konusu olacaktır

İyi de böyle bir yasal düzenlemeyi savunmak sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.

Teröristlerin sınır dışına çıkmaları için bir yasal

düzenlemeye ihtiyaç var mıdır Aslında buna gerek yoktur. Ancak, belli ki

İmralı ve Kandil devletten hukuki olarak garanti istemektedir. Bu ise toplumun

büyük bir kesimini rahatsız edecek niteliktedir. Çünkü böyle bir durum,

şartları İmralı ve Kandil in belirlediği görüntüsüne yol açar ki bu görüntü

rahatsız edicidir. Bu arada İmralı ya gidip gelenlerin basına yaptıkları

açıklamalarda olaya sadece kendileri açısından baktıkları, toplumun büyük

kesimini rahatsız edecek söylemleri özellikle tercih ediyor görüntüsü

veriyorlar. Söz gelimi 3. İmralı dönüşü yapılan açıklamayı bazı yayın

organlarının, Geri çekilme hızla olacak başlığı altında vermeleri var olan

endişe ve tereddütleri körükler niteliktedir. Bu başlık akla ilk planda,

Türkiye işgal altında da işgalciler buna son mu verecekler sorusunu

getirmektedir.

Diyelim ki tüm bu tereddütler hassasiyetin sonucudur.

Ancak, silahları ile Türkiye yi terk edecek teröristlerin daha sonra silahları

bırakacaklarının garantisi var mıdır Türkiye ye bu garantiyi kim ya da kimler

verecektir Kuzey Irak Yönetimi nin bu garantiyi vereceğini söylemek bana göre

inandırıcı olmaz. Bu bakımdan teröristlerin sınır dışına çıkmaları silah

bırakmak anlamına gelmeyeceği gibi, terörün kalıcı olarak sona ereceği anlamına

da gelmez.

Maksadım, başlatılmış bir sürecin işleyişine çomak sokmak

ya da kafa karıştırmak değil. Konunun çok yönlü olduğuna, özellikle terörün dış

desteklerinin bu desteği kesin olarak çekeceklerine inanamadığımı belirtmeye

çalışıyorum. Çünkü terörün dış destekçileri bölgemiz ve ülkemize yönelik

planlarını sona erdirmiş değiller. Özellikle ABD, İngiltere ve İsrail in uzun

bir geçmişe dayanan bölgemize yönelik planları hâlâ uygulamadadır.

Bu bakımdan terörün sona erdirilmesi için atılan adımlara

destek vermekle birlikte ülkemizin yeni bir oyuna getirilmesi sonucunu verecek

gizli niyetlere karşı uyanık olmak gerekiyor. Terör örgütünün düne kadar

dillendirdiği hedeflerinden bir anda vazgeçtiğini, örgüte destek veren bazı

ülkelerin de bu desteğini tümüyle geri çektiğini düşünmek gerçekçi bir yaklaşım

olmayacaktır. Kısacası, taraflar eğer samimi olurlarsa çözüm bulmak mümkün

olabilir ama söylenenlerden çok söylenmeyenler varsa kalıcı barış hayalden öte

geçmez.