Bismillâhirrahmanirrahîm;
SEÇİM sürecindeyiz. Fikir, çözüm ve projeler yarışmalı değil mi? Bazıları polemik hastası. İç barış hiç akıllarına gelmiyor. Öylesine çirkin ve seviyesiz sözler duyuyoruz ki! Bir kendini bilmez, seçimi “küffara karşı savaş”a benzetti. Hayır, kardeşlerim! Savaşa değil, seçime gidiyoruz. Düşman dışta aranır; suçlu içte! Türkiye hukuk devletidir. Kanunlar yürürlüktedir. Suçlunun cezasını hukuk verir.
Kimse “orman kanunu” varmış gibi davranmasın! Haddini bilsin! Yönetici olmaya soyunmuş kişi, önce ülkesini düşünsün; birlikte yaşadığı vatandaşını sevmeyi öğrensin! 85 milyon insan Türkiye’de huzur ve barış içinde yaşamayı istiyor. Tarihî sorumluluğunu, büyük bir milletin evlâdı olduğunu bilmeyenler, siyasi farklılıklara “düşmanca” yaklaşıyorlar. Bunlar çoğunlukla fikir fakiri, tezine güvenemeyen, düşüncelerini izah, ispat ve ikna edemeyen kifayetsiz muhterisler!
Genelde muhalefetin, özelde Saadet Partisi’nin varlığını kabullenemeyen tutarsız bir zihniyet var. İktidar “Başkanlık Sistemi”ni getirdi. Seçim sistemini kendi çıkarlarına göre düzenledi. Sistemin hükümet olmak için 50+1 oy alma şartını getirmesi halkın bildiklerini altüst etti. Söyleyecek sözü, halkta karşılığı olan Saadet Partisi, iktidar olmak istiyor. Bu sebeple Millet İttifakı’nda yer aldı.
Millî Görüşçüler, milletimizin özlediği icraatları yapabilmek için tek başına iktidar olmak ister. Bugünkü seçim sistemi hiçbir partiye bu fırsatı vermiyor. Her iktidar olmak isteyenin yaptığını, Saadet Partisi de yapınca bazıları pireleniyor. Kendilerine “hak” gördüklerini, Saadet Partisi’ne “yok” görüyorlar.
İSTİSMAR ETMEYİN!
AKP hükümet oldu; fakat iktidar olamadı. İcraat yapmak yerine yakınıyor. Yanlışlıklarını muhalefete yüklüyor. Durmadan “terörist”; “hain” suçlamaları yapıyor. Millet İttifakı’na hakaret olsun diye 7. partiyi ekliyor. Dedikleri doğruysa, görevlerini yapmıyor; terörist ve hainleri adalete teslim etmemekle suç işliyorlar, demektir.
Hükümetin, muhalefet gibi davranması, Türkiye’nin bazı hassasiyetlerinin istismar edildiğini gösterir. Terör, istismar edilecek bir konu değil; birlikte mücadele edilecek bir alandır. Terörü kontrolünde tutup çıkarına göre kullanan ABD’nin güdümüne girmekle terörle mücadele edilmez. Yanı başımızdaki Suriye’de terör gruplarını eğitip besleyen Amerika’dır. Hükümet, aciliyeti olduğu halde, 11 yıldır Suriye ile üst düzey diplomatik ilişkiye girmemekle suç işlemektedir.
İktidar, büyük yanlışlarını örtebilmek için durmadan muhalefeti karalıyor. FETÖ’yü Türkiye’ye musallat edenler, ne istemişse verenler; şimdi başkalarını FETÖ’cülükle suçluyor. Hem de hepsinin videoları, basında çıkan boy boy resimleri olduğu halde! Gücüm var, istediğimi yaparım, dersiniz; ama, bütün bunların hesabını soracak bir Molla Kasım’ın geleceğini de unutmayın! Hiçbir hakikat örtülmez; hiçbir suç cezasız kalmaz. Değişmez kuraldır bu!
AKP, edebini takınmalı! 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası HDP ile 63. Cumhuriyet Hükümeti’ni kuranlar kendileri. O seçimlerde MHP ve HDP 80’er milletvekili çıkarmışlardı. Erdoğan ve Bahçeli, birbirlerine siyaset tarihimizin en sert sözlerini söylediler. Bahçeli Meclis Grubu’nda, terörle iltisaklı diye, “Her Türkiye vatandaşı cumhurbaşkanı olabilir; bir tek Erdoğan olamaz” diyordu.
ADALET YAŞATIR
ZULMÜN olduğu yerde huzur ve barış olmaz. Adalet, aydınlık dünyadır. Huzur ve barışın güvencesidir. Sadeliktir, tabiîliktir. Karşısındakinin hakkını korumaktır. Adalet örneği Hz. Ömer’in (r.a.) aldığı maaş, en düşük devlet memurunun aldığı maaş kadardı. Lüks ve şatafat; bencillik, kibir ve gururun dışa yansımış şeklidir. Psikolojik hastalıktır.
Adalet sahibine, düşmanı bile güvenir. İnsan ruhunu rahatlatır. Problemlerin çözümünü kolaylaştırır. Erbakan Hoca’nın 1 yıllık başbakanlığı döneminde; İsrail, Filistinlilere bir tek kurşun bile atmaya cesaret edemedi. Türkiye’de terör 1984’te başladı. Erbakan Hoca’nın başbakanlığı döneminde 1-2 artçı olay dışında terör olayı yaşanmadı.
Önüne gelene terörist diyenler, terörü azdırıp cesaretlendirmekte, olayı kanıksanır hale getirmektedirler. Saadet Partisi’nin de içinde bulunacağı hükümet Türkiye’yi rahatlatacaktır. Kendisine taş atanlara gül atacaktır. Kalpleri yumuşatacak, gerginliği giderecektir. Erbakan Hoca, seçildiği TOBB’den polis gücüyle çıkaran Süleyman Demirel’e; eliyle ve güler yüzüyle tatlı ikram etmiştir.
Saadet Partisi, rövanş almak için değil; Türkiye’ye hizmet etmek için hükümete ve TBMM’ye girmek istiyor. TV’de sunucu, Erbakan Hoca’ya, “28 Şubatçılara düşman mısınız, cezalandırılmalarını ister misiniz?” sorusunu yöneltince, “Hayır, eğitilip Millî Görüşçü olmalarını isterim” demişti. Millî Görüş’ün bulunduğu yerde rahmet, bereket ve huzur vardır. Öyleyse; barış, sevgi ve kardeşliğin teminatı olan Saadet Partisi’ni hükümete ve TBMM’ye taşımaya hazır mısınız?