Terörün sona erdirilmesi hususunda atılan adımlar,

İsrail in özür dilemesi derken sistemden kaynaklanan ve uzun yıllardan beri

sürüp gelen bazı sorunlar gündemimizden düşmüş görünüyor. Bir başka ifade ile

uygulanmakta olan sistemin ülkenin ana sorunu olduğu, bu sorun giderilmeden

toplumda sosyal dengenin sağlanmasının mümkün olmayacağı, özellikle de rant

ekonomisinden üretim ekonomisine geçilmeden, sadece sermaye sahipleri lehine

işleyen mekanizmaya en azından yeni bir ayar yapılmadan kalıcı barış ve huzurun

sağlanmayacağı gerçeği gündemimizden düşmüş görünüyor.

İşin garip tarafı özellikle bankaların bir takım adlar

altında tüketicilerden aldığı paralar sürekli eleştiri konusu olmasına, bu

husustan bazı bakanların da şikayetçi olmalarına, konuya çözüm bulunması

gerektiğini ifade etmelerine rağmen adım atılamıyor. Öyle görünüyor ki, son

sözü bu ülkeyi yönetmek durumunda olanlar değil bankacılar; bir başka ifada ile

yerli ve yabancı sermaye sahipleri söylüyor.

Bu noktada geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan iki

haberden kısa alıntılar yapmak istiyorum. Çünkü, bizim yorumlarımız nedense

bazı çevrelerce muhalefet saikiyle yapılmış zorlama yorumlar olarak

nitelendiriliyor. Bu bakımdan ilk alıntım 9 Mart tarihinde iktidar yanlısı bir

gazetemizde Rant ekonomisine dönüş başlığı altında verilen haberden olacak.

Geçen yıl (2012) ekonomideki yüzde 2.5 luk büyümeye rağmen kârını yüzde 18.8

artırarak 23.5 milyar liranın üzerine çıkaran bankalar yeni yıla da hızlı

başladı. Yılın ilk ayında bankalar 2.5 milyar lira kârla rekor kırdı. Ocak

ayındaki kâr artışı 2012 ye göre yüzde 37.1 oldu. Sanayi kesimindeki üretim ise

yüzde 1.9 arttı.

Üretmeden tüketmek anlamına gelen bu rakamlarla ülkenin

dünya üzerinde belirleyici bir konuma gelmesini beklemek gerçekçi olabilir mi

Bu noktada dünkü bir gazetede yer alan haberden kısa bir

alıntı daha aktarmak istiyorum.. Bankalar 1 verip 5 alıyor başlığı altındaki

haberin spotunda, Banka kârlarındaki artışı müthiş olarak değerlendiren TOBB

Başkanı Hisarcıklıoğlu nun Mevduat faizini 1, kredi faizini 5 puan artırdılar

dediği belirtiliyordu.

Bankaların kârlarının sadece aldıkları yüksek faizlerden

ibaret olmadığını, çeşitli adlar altında yaklaşık 30 kalem gelir dilimine sahip

olduklarını bilmeyen kaldı mı Olay elbette sadece bankalarla sınırlı değil.

Telefon şirketleri de tek yanlı olarak bir takım gelir kalemleri icat ediyor,

onu da faturaya yansıtıyorlar. Kimse de bunlara haksız gelir elde ettiklerini

söylemiyor. Söylense de takip edilmiyor, yeni hukuki düzenlemeler yapılmıyor.

Belki de sermayenin gücü karşısında yapılamıyor. Netice itibariyle yerli ve

yabancı sermayeye teslim olmuş bir ekonomik düzen ortaya çıkıyor. Bu yapıya 30

yıl öncede itiraz ediyorduk, şimdi de ediyoruz ama değişen bir şey yok. Dar ve

sabit gelirli ne yaparsa yapsın öpülmekten kurtulamıyor.

Bu sömürü düzeni, rant ekonomisi değişmeden ne terörün

sona ermesi ne de İsrail in özür dilemesi toplumun büyük bir kesiminin insanca

yaşayacak imkanlara kavuşmasını sağlamayacaktır.

Çözümün ne olduğunu soranlara verilecek cevabımız elbette

var. Bunun için Rahmetli Erbakan Hoca nın ömrünü verdiği Adil Düzene geçilmesi,

ülkenin faiz sömürüsünden kurtarılması gerekiyor. Bankalar ekonomik sistemin

vazgeçilmez unsurları anlayışı ile de bu mümkün değil. Bu bakımdan önce

anlayışın değişmesi şart.