Bangladeş’te yaşanan son gelişmeler ve Cemaat-i İslami Genel Sekreteri Abdulkadir Molla’nın şehit edilmesi tüm dünyada var olan İslami hareketleri derinden yaralarken, Müslüman ülkelerin siyaset yapıcılarının İslam davasından ne kadar uzaklaştıklarını da bir kez daha bizlere göstermiş oldu. İç politikada din-imandan hiç ödün vermeyenler, mesele gerçek er meydanına taşındığında maalesef ortadan kayboluveriyorlar.

Uluslararası medyada şuan idam kararının ardından Başbakan Erdoğan aracılığıyla sadece Türkiye’nin tepkisini ortaya koyduğu konuşulurken, bu durum bile başta hükümet partisindekiler olmak üzere hiçbir Müslümanı tatmin etmemiş görünüyor. O zaman baştan söyleyelim. Hiç kimse boşuna üzülmesin. Çünkü Bangladeş meselesi Yeni Türkiye’nin dış politik manevra alanına girmiyor, giremiyor. Hatta Erdoğan’ın Batı’ya göre sınırları aştığı bile söylenebilir. Peki, Bangladeş’te yaşananların anlamı ne Sorun medyada tarihsel süreci ile birlikte fazlasıyla ele alındığından mahkemeden başlayalım.

Mahkeme Ne Kadar Meşru

Herhalde uluslararası yargı ve adalet tarihi böyle bir uluslararası mahkemeye ilk defa şahit olmuştur. Daha önce Nürmberg’ten Tokyo’ya, Yugoslavya’da Ruanda’ya kadar çok sayıda uluslararası ceza mahkemesiyle karşılaşmıştık. Lahey’de kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi sonrası yerel düzeyde bir mahkeme kurulması ise Irak ve Lübnan örneklerinde olduğu gibi Amerikan kontrolü altında gerçekleşmişti. Bangladeş’teki özel mahkeme ise adı dışında hiçbir uluslararası niteliğe sahip değil. Kurulduğundan bu kadar yıl öncesini yargılayan bir mahkeme büyük bir eleştiri konusuyken, uluslararası gözlemciye hiç yer verilmemesi ve yargıçların tamamen hükümet tarafından atanması mahkeme açısından meşruluk problemini net bir şekilde ortaya koyuyor. Hatta mahkemeyi tarafsız bir şekilde izlemek isteyenlerin de ret ile karşılaşması, her şeyin bir oyundan ibaret olarak sahte bir kurgu olduğu şüphesini uyandırıyor.

Siyasi Bir Motivasyon

Mahkemenin şüpheli pozisyonu, her ne kadar apolitik bir mahkeme olduğu vurgulansa da, onun tamamen siyasi bir motivasyona sahip olduğunu destekliyor. Ancak önemli olan bu motivasyonun iç siyaset kadar dışarıdan da desteklenip desteklenmediği konusudur. Şu ana kadar herkes meseleyi Bangladeş’in iç politik durumu bağlamında ele almayı tercih etti. Çoğu gözlemci, yaklaşan Bangladeş seçimleri öncesi, hükümetin kendisine karşı oluşabilecek muhalif bir koalisyonu bu mahkeme aracılığıyla ortadan kaldırdığını düşünmekte. Eğer bu görüş doğruysa, önümüzdeki günlerde benzer kara haberler gelmeye devam edebilir. Yani hâlâ Cemaat-i İslami siyaseten yasaklı olmadığına göre, ülkedeki kaosu tetiklemekle suçlanarak kapatılması arzulanan bir hareketin daha fazla kışkırtılması gerekecektir. Bu da ancak hareket liderlerinin şehit edilmeye devamıyla olabilir. İşte bu noktada Bangladeş’ten dünyaya verilmek istenen mesajı herkesten önce Müslümanlar iyi okumalı ve analiz etmeli.

Gerçek Hedef İslam

Arap Baharı sonrası dönemde İslami hareketlerin bir bir sindirilmeye çalışıldığını, onların muhalefetine bile tahammül edilemediğini izledik durduk. Artık İslam, siyaset sahnesinden tamamen silinmek isteniyor. Bu süreci Obama yönetimi başlatmıştı. Öte yandan Bangladeş Hükümetinin Hindistan ile yakın ilişkileri hatta onun patronajı altında olmasından ne kadar mutlu olduğu biliniyor. Nitekim gerek Batı basını gerekse Hindistan basınına bakıldığında, Bangladeş’te yaşananlardan dolayı Hindu-Amerikan memnuniyeti gözlerden kaçmıyor.

Bush dönemi Irak’ta özel bir mahkemenin kuruluşu esnasında bir Amerikan yetkilinin söylediklerini hiç unutamıyorum. Kabaca “Eğer dünyanın herhangi bir yerinde uluslararası bir mahkeme kurulacaksa, ABD’nin gözetimi olmadan bunun gerçekleşmesi imkânsız” diyordu kendileri. Batı, ülkedeki tarafları tanımlarken bile aslında tavrını ortaya koymuş durumda: Seküler Hükümete karşı Radikal İslamcılar. Bu kategorilendirme Mısır’dakiyle aynı. Dolayısıyla Bangladeş’ten dünyaya verilen mesaj, İslami siyaseti ulusal arenadan atmak isteyenlere gidiyor. Batı öncülüğünde İslam dünyasında İslami değerlerin tamamen dışlandığı etik-politik bir anlayış inşa etme girişimi var. Bakalım bu mesajı daha hangi ülkeler alacak.