Elbette muhalefetin görevi, hükümeti denetlemek,
yanlışlarını dizginlemek; en azından bazı tasarruflarına kayd-ı ihtirazı şerhi
koymaktır. Ya da çekincelerini ortaya koymasıdır. Lakin günümüzde muhalefetin
tersine işlediğini görüyoruz. Sözgelimi, muhalefet iktidarların doğrularına
sahip çıkmak yerine bunlara muhalefet, yanlışlarına ise muvafakat ediyor. Son
örneklerinden birisi hükümetin Cansuyu’nun Bangladeş’teki haksız ama tarihi
yargılamayla alakalı faaliyetini başka ülkelerin içişlerine karışmak şeklinde
değerlendirmesi ve bu yönde hükümete soru önergesi vermesidir. Her şeyden önce
Cansuyu’nun Bangladeş ile ilgilenmesi münhasıran yargı boyutuyla alakalı
değildir. İkincisi, Cansuyu ve benzeri teşekküller, Cemaat-ı İslami’nin sabık
başkanlarından Gulam Azzam ve arkadaşlarının yargılanmasını adil yargılanma
çerçevesinde izlemişlerdir. Gulam Azzam ve arkadaşlarının davası aynı zamanda
uluslararası bir yargılama formunda tecelli etmektedir. Madem yargılama
uluslararası bir ceza muhakemesi formunda ve savaş suçları üzerinden cereyan
ediyor; bu durumda davanın uluslararası gözlemci veya hukukçular tarafından
izlenmesinin ne mahzuru olabilir Yoksa Bangladeş hükümeti bir şeyler mi
gizlemekte veya hukuksuzluk mu yapmaktadır Niye gözlemcilerden kaçınıyor
*
Hukuksuzluk yapıldığı kesindir. Zira bu dava, 1971 yılında
Pakistan askerleri aleyhine çıkartılan bir kanunun yeniden işletilmesi ve aktif
hale getirilmesinden ibarettir. Uluslararası Hukukçular Birliği üyelerinin de
belirttiği gibi savaş suçları mahkemesi, ancak yabancı bir ülkenin işgal veya
saldırısı anında işlediği suçların cezalandırılmasına yöneliktir. Burada ise
kesinlikle bu mahkeme Bangladeş halkından birilerine karşı yürütülmektedir.
Yargılamanın sembolü ve tarihi şahsiyeti olan Gulam Azzam ve arkadaşlarının tek
suçu ayrışma anında birliği yani Bangladeş ve Pakistan birliğini
savunmalarıdır. Bunun dışında ne savaşla ne de suçlarıyla alakaları vardır. Bir
başka husus da 40 yıl sonra yapılan bu yargılamada zaman aşımını dikkate
alınmamıştır. 1971’den sonraki dönemde ve geçen sürede bu yargılanan
insanlardan bir kısmı bakanlık ve milletvekilliği de yapmıştır. Kaldı ki Cemaat-ı
İslami ile Avam Birliği geçmişte koalisyon ortaklığı da olmuştur. 1971 yılında
çıkartılan ve işletilen bu kanundan dolayı çok kapsamlı takibat da
yapılmamıştır. Bazı Pakistan askerleri ise kısa bir tutukluluk halinden sonra
afla serbest bırakılmış ve ülkelerine iade edilmişlerdir. Gulam Azzam ve
arkadaşlarının yargılanması biçimi bir ucubeyi andırmaktadır. Hiçbir yerel ve
uluslararası norma uymamaktadır. Sadece İsrail’in tek yanlı intikam için
yaptığı Otto Adolf Eichmann gibilerin kaçırılmasını ve yargılanmasını
hatırlatmaktadır. Lakin bir farkla! Onlar İsrail vatandaşı olmayıp belki
`sabıkalı’ Nazi yöneticileridir. Kaldı ki Adnan Menderes, Zülfikar Ali Butto ve
Seyyid Kutup gibi siyasi yargılamalarda daima dışarıdan iltimaslar olmuştur. Bu
iltimaslar `müdahale’ değil `dilek’ olarak algılanmıştır.
*
Bununla birlikte, Bangladeş CHP’si (Awami League) haksız
olduğundan dolayı bu iltimasları ve adil yargılama isteklerini müdahale olarak
değerlendirmiştir. Mahkemeye takip eden Türk hukuk heyetlerini böyle algılamıştır.
Avami Ligin Türkiye şubesi veya partneri olan CHP ise onun yankısı suretinde
adalet arayan Türkleri ve Türk hukukçularını Bangladeş’in işlerine ve
içişlerine karışmakla suçlamıştır! Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı’
misali! Yine dana altında buzağı aramaktadır! Bu meseleyi gündeme getiren Faruk
Lağoğlu da bir zamanlar bu ülkede Türkiye’yi temsil etmiştir. Sanki CHP her
mahfilde Türkiye’nin önünü kesmeyi marifet ve muhalefetinin gereği saymaktadır.
Bu bize içeride de Menderes’in yeni yollar açmasına veya İstanbul’a köprü
yapılmasına muhalefet etmesini akla getirmiştir. Yapılmasına muhalefet eden CHP
köprünün satılmasına muhalefet etmemiştir. Uluslararası Hukukçular Birliği’nden
Hüsnü Tuna Bey yerinde bir tespitle Şeyh Hasina’nın intikam dürtüleriyle
hareket ettiğini söylemiştir. Ama yanlış adamlardan intikam alıyor. Avam
Birliği ile Bangladeş’in Kızıl Elmasını oluşturan gruplar İslami kesimlerden
intikam almak için gözlerini karartmışlar, adalet ve insaf duyguları kurumuş.
Adeleti, intikamdan öte kinlerine kurban etmişlerdir. Gulam Azzam ve
arkadaşlarının idamla yargılandığı mahkeme dış güdümlü bir mahkemedir. Bu
yargılamanın Belçika’daki bazı çevrelerle eşgüdüm halinde yürütüldüğü ortaya
çıkmıştır. Bu yargılama Bangladeş’in milli birlik ve beraberliğine ve iç
huzuruna yönelik bir suikasttır. Bundan dolayı da Ahmet Ziyauddin “Bu mahkeme
kesinlikle çılgınlıktır ve hükümet delirmiştir” diyerek hakikate tercüman
olmuştur. İhkak-ı hak için, baba tarafından Bangladeş asıllı olan gazeteci
Amberin Zaman’dan da bu davayla ilgili himmet bekliyoruz!