Şu cümleyi duyup da irkilmeyen birisi var mıdır

Bir insan, Alpaslan olup Malazgirt te şahlanmadan, Sultan

Fatih olup atını denize sürmeden, Kanuni olup şanlı ordularıyla Avrupa nın

içlerine yürümeden, Seyit Çavuş olup 250 kiloluk mermiyi Ya Allah diyerek

namluya sürmeden, İstiklal Savaşı nda Sakarya siperlerine girmeden, Mücahit

olup Kıbrıs Harekâtı na katılmadan Milli Görüş nedir anlayamaz!

Milli Görüş ü böyle tanıtıyordu her konuşmasında lider

Erbakan!

Benim Çanakkale ve Seyit Onbaşı merakım böyle başladı.

Ayrıca, liderimin özel olarak beni heveslendirmesini, bana verdiği bir görev

olarak algılayarak, Çanakkale Savaşı ile ilgili araştırmalarıma başladım.

5 yıllık bir ön araştırmamdan sonra, Çanakkale Zaferi

konusunda üst üste 3 tane kitap yayımlamayı, Gelibolu Yarımadası nı rehberlik,

araştırma ve çeşitli amaçlarla yaklaşık 300 defadan fazla ziyaret etmeyi,

okullar, yurt içi ve yurt dışında yurtlar, üniversiteler, kolejler, gençlik

kuruluşları, dernekler, vakıflar ve siyasi partilerde 527 konferans

gerçekleştirmeyi, yüzlerce makale yazmayı, yüzlerce sohbet, seminer, panel,

açık oturum sempozyum ve benzeri etkinliklere katılmayı, yüzlerce TV, radyo

programı ve belgesel çekimi gerçekleştirmeyi nasip eden Cenabı Allah a

şükrediyorum. Liderime de rahmet ve mağfiret diliyorum. O nun bu çalışmalarımı

kastederek bana İki cihanda aziz olasın! diye duada bulunmasını karşılık

olarak yeterli buluyorum.

Gazetelerde okuduğumuz haberlere göre, (bu yazıyı yazdığım

28.12.2012 tarihine kadar tekzip edilmemiştir) Gelibolu Tarihi Yarımada da

görev yapan rehberlere Seyit Onbaşı yı anlatmamaları ve ziyaret güzergâhından

çıkarmaları konusunda talimat verilmiş. Sebebi de Seyit Onbaşı olayının aslı

olmamasıymış. Emekli bir Deniz Albayı böyle buyurmuş.

Çanakkale Zaferi ve Seyit Onbaşı konusunda çok hatıralarım

ve şahit olduğum olaylar var. Bu yazımda bir iki tanesini hatırlatarak bazı

gerçekleri anlatmaya çalışacağım:

Gelibolu Tarihi Yarımada ile iki bakanlık ilgilenmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Seyit Onbaşı ve tek mermi ile

batırdığı düşman gemisi olayını içeren bir kitaba imza atmıştı. Ama

kahramanımızın ismini Mehmet Çavuş olarak değiştirmiş, komutanını da Mustafa Kemal

olarak vermişti. Üstelik Mehmet Çavuş, tek kolu ağır yaralı ve kırık olduğu

halde o mermiyi kaldırmış ve gemiyi batırmıştı. Kumandanı olan Mustafa Kemal de

kendisine altın madalyalar takarak mükâfat vermişti.

Bu şu demekti. Seyit Onbaşı gerçekti. Bu başarı Mustafa

Kemal in sayılırdı. (Meraklıları için: Özgürlüğün Bedeli, Kültür Bakanlığı

Yayınları 1999/No-2208, sayfa 5-8)

Aradan 5 yıl geçmiştir. Bu defa Seyit Onbaşı olayını bu

şekilde çarpıtmanın ve Mustafa Kemal e mal etmenin ne kadar komik olacağı anlaşılmış

olmalı ki, aynı Bakanlık yeni bir kitap yayımlamıştır. Çanakkale konusunda:

Destan ve Abide Çanakkale, Nisan 2005 Lakin bu bakanlık takmıştır Seyit Onbaşı ya. Mustafa Kemal e mal

edemedikleri Seyit Onbaşı yı bu defa yok saymayı tercih etmişlerdir. 300

sayfalık kitapta saydıkları kahramanların ismi arasında Seyit Onbaşı yoktur,

fotoğraflar arasında da fotoğrafı yoktur. Yani Seyit Onbaşı adeta

buharlaşmıştır.

Bununla bitmemiştir. Mustafa Kemal in şu meşhur sözleri

arasından bir cümleyi cımbızla çıkarıp öyle yayımlamışlardır. Sözün aslı şudur:

Karşılıklı siperler arasında mesafe sekiz metre, yani ölüm

muhakkak, muhakkak Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına, bütünüyle

düşüyor, ikincidekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar imrenilmeye değer

bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz Öleni görüyor, üç dakikaya

kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor; asla sarsılmak

yok! Okuma bilenler Kur an-ı Kerim okuyarak, cennete girmeye hazırlanıyorlar.

Bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh

kuvvetini gösteren, hayret ve tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki;

Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.

Bu sözün içinden cımbızla çıkarılan cümle ise şudur: Okuma

bilenler Kur an-ı Kerim okuyarak, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler

Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar Sanırsınız ki bu cümle buhar olmuştur.

Bilgi alma hakkımı kullanıp bu cümlenin neden çarpıtıldığını sorduğumda ise

unutulmuş olduğu cevabı verilmiştir.

Gelibolu Tarihi Yarımadası nın diğer sorumlusu ise Çevre ve

Orman Bakanlığı dır. Bu bakanlık da, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi düşünmüş

olmalı ki, 2005 yılında çıkardığı Çanakkale Savaşları Albümü nde ne Seyit

Onbaşı nın ismine, ne de fotoğrafına yer vermişlerdir. Seyit Onbaşı bu

Bakanlık ça da buharlaştırılmıştır.

Yarımada da bazı kişiler adeta görevli gibi Seyit

Onbaşı nın, Yahya Çavuş un ve bazı diğer kahramanların uydurma olduğu

propagandasını yapmakla meşguldürler. Bunlardan bir tanesi de geçtiğimiz

yıllarda vefat etmiş bulunan Emekli Albay İsmet Sabırlı idi. Kendisi ile

çeşitli platformlarda, TV kanallarında ve yazışarak karşı karşıya gelmişizdir.

O Seyit Onbaşı yı, Yahya Çavuş u, Sargıyeri Şehitliği ve benzeri olayları yok

saydığı gibi, Allah ın yardımı konusunu da hurafe olarak görürdü. Mustafa Kemal

dahil o günün kumandanlarının yazışmaları ve emirnameleri altındaki son cümle

olan Gayret bizden Yardım Allah tan sözlerinin sebebini şöyle sorardım:

İsmet Bey! Allah ın yardımını o gün savaşıp zafer kazanmış

bu kumandanlarımız mı, siz mi daha iyi bilirsiniz

Verecek cevap bulamazdı.

Şimdi gene bir Emekli Albay ın Seyit Onbaşı yı inkar eden

sözleri üzerine alındığı söylenen son karar, bence ilgili bakanlıkların önce

Mustafa Kemal hanesine yazmaya çalıştıkları, bunu başaramayınca da

buharlaştırma yoluna saptıklarından dolayı kendilerine bir fırsat ve dayanak

olarak görmüş olmaları sebebiyledir.

Gelibolu Tarihi Yarımada sı bir de zorbalık dönemini

yaşamıştır ki sormayın. Ayrı bir yazı konusu olduğu için buraya sığdıramayız.

Ancak meşhur başörtüsü denetimi buralara kadar indirilmişti demek bir ipucu

olarak yeterlidir.

Seyit Onbaşı olayının gerçek olduğuna dair delilleri burada

saymak için yazının hacmi yeterli değildir.

Şurası unutulmamalıdır. Seyit Onbaşı bu halkın belleğinde

yer etmiş, kahramanlığı dilden dile dolaşmakta, gençlerimize sembol isim olarak

gösterilmekte, adına destanlar yazılıp besteler yapılmaktadır.

Halkımız asıl bu kahramanlarını unutturmaya ve yok saymaya

çalışanları unutup yok sayacaktır.

Eninde sonunda

NE YAPIYORSUNUZ

Bunlar ne yapmaya çalışırlar bilinmez,

Seyit i Yahya yı yok sayarak zoraki;

Kahramanlarımızın izleri silinmez,

Oraya dikseniz de Conan, Rambo, Raki!