Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Heybeliada’da “Türkiye’nin Tapusu Lozan’a İhanet: Ruhban Okulu ve Ekümeniklik” başlıklı bir konuşmasını yaptı. Konuşmasında Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarını; Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik iddiası, Türkiye’nin egemenlik hakları, karşılıklılık ilkesi ve Batı Trakya Türklerinin hakları çerçevesinde değerlendiren Yaycı, konunun yalnızca bir okul veya din özgürlüğü meselesi olmadığını belirtti. Yaycı, “Asıl mesele, Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘ekümenik’ olduğu iddiasının Türkiye Cumhuriyeti’ne fiilen kabul ettirilmek istenmesidir.” dedi. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının sadece teknik veya eğitimle ilgili bir konu olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yaycı, “Bu, bir eğitim özgürlüğü meselesi değildir. Bu, doğrudan doğruya egemenlik meselesidir.” ifadelerini kullandı. Batı Trakya Türklerinin yaşadığı hak ihlallerine de dikkat çeken Yaycı, “Karşılıklılık devletlerarası ilişkilerin temelidir. Türkiye sürekli veren, Yunanistan sürekli alan taraf olamaz.” değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasını, “Karşılıklılık olmadan imtiyaz olmaz. Egemenlikten taviz olmaz. Lozan pazarlık konusu yapılamaz.” sözleriyle tamamlayan Yaycı, Türkiye’nin egemenlik haklarının tek taraflı talepler karşısında korunması gerektiğini vurguladı.

“MÜFTÜLÜK BÜNYESİNDE İSLAMİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ AÇILMALI”
Yaycı “Madem Heybeliada Ruhban Okulu’nun Patrikhane bünyesinde ve özel bir statüyle açılması talep ediliyor, o halde aynı haklar Batı Trakya Türklerine de tanınmalıdır. Batı Trakya’da, Türk toplumunun hür iradesiyle seçilmiş müftülük bünyesinde bir İslam Bilimleri Fakültesi veya İslami İlahiyat Fakültesi açılmalıdır. Heybeliada Ruhban Okulu hangi akademik yetkilere sahip olacaksa Batı Trakya’daki İslam Bilimleri Fakültesi de aynı yetkilere sahip olmalıdır. Diploma denkliği aynı olmalıdır. Öğrenci kabul imkânları aynı olmalıdır. Yurt dışından öğrenci ve öğretim görevlisi getirme hakkı aynı olmalıdır. Mali ve idari statüsü aynı olmalıdır. Yunanistan’da Batı Trakya Türklerine ait imam hatip okulları açılmalıdır. Kapatılan Türk azınlık okulları yeniden faaliyete geçirilmelidir. Seçilmiş müftüler resmen tanınmalıdır. Türk toplumunun kendi din adamlarını ve öğretmenlerini yetiştirme hakkı güvence altına alınmalıdır. Yunanistan bunlara razı mıdır? Razı değilse Türkiye’den neden tek taraflı taviz istemektedir?” diye sordu.

“PATRİKHANE’YE LOZAN’DA BULUNMAYAN ULUSLARARASI BİR KİŞİLİK KAZANDIRILIYOR”
“Bir hususun altını özellikle çiziyorum” diyen Yaycı Paşa “Biz kimsenin dinine karşı değiliz. Biz kimsenin ibadet özgürlüğüne karşı değiliz. Türkiye Cumhuriyeti, farklı dinlere mensup vatandaşlarının ibadet haklarını koruyan bir devlettir. Kiliseler açıktır. Ayinler yapılmaktadır. Patrikhane faaliyetini sürdürmektedir. Dolayısıyla ortada ibadet edilemediğine veya Ortodoksların dinî hayatının yasaklandığına ilişkin bir durum yoktur. Bizim itirazımız başka bir şeyedir. Bizim itirazımız, din özgürlüğü görüntüsü altında Türkiye’ye siyasi ve hukuki bir statünün kabul ettirilmek istenmesinedir. Bizim itirazımız, Patrikhane’ye Lozan’da bulunmayan uluslararası bir kişilik kazandırılmasınadır. Bizim itirazımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi topraklarındaki eğitim ve din kurumlarını denetleme yetkisinin aşındırılmasınadır. Bizim itirazımız, Yunanistan Türk azınlığın en temel haklarını yok sayarken Türkiye’den sürekli yeni imtiyazlar istenmesinedir.” şeklinde konuştu.









