Haçlıları Kudüs'ten teslim alan hükümdar Sultan Selahaddin Eyyubi'dir.

Selahaddin Eyyubi, 1187 yılında Hıttin Savaşı ile Haçlı ordusunu yenerek Kudüs'ü geri almıştır.

Ancak Kudüs başta olmak üzere Ortadoğu'daki diğer tüm önemli Haçlı kalelerini (Antakya, Yafa, Kayserye vb.) temizleyerek Haçlı varlığına son darbeyi vuran ve Moğolları tarihte ilk kez durduran efsanevi Memlûk Sultanı Baybars'tır.

KÖLELİKTEN SULTANLIĞA UZANAN HAYAT

1223 yılında Karadeniz'in kuzeyinde doğan Kıpçak asıllı bir Türk'tür, Baybars.

Çocuk yaşta Moğollar tarafından esir alınarak köle pazarlarında satılmış, askeri yeteneği sayesinde Mısır'da Memlûk (Kölemen) Devleti'nin hükümdarlığına kadar yükselmiştir.

İslam dünyasını yakıp yıkan ve Bağdat'ı yerle bir eden Moğol (İlhanlı) istilasını, 1260 Ayn Calut Savaşı'nda kesin bir yenilgiye uğratarak dünya tarihinde Moğolları askeri olarak durduran ilk lider olmuştur.

Hükümdarlığı boyunca Haçlılarla amansız bir mücadeleye girişmiş; Antakya Haçlı Prensliği'ni ortadan kaldırmış, Yafa ve Kayserye gibi stratejik sahil kentlerini Haçlılardan temizleyerek onları bölgede küçük bir kıyı şeridine (Akka) hapsetmiştir.

Kudüs'ü Haçlılardan o geri almamış olsa da, sultanlığı döneminde şehri defalarca ziyaret etmiş; Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'nın kapsamlı onarım ve tadilatını yaptırarak şehre büyük hizmetlerde bulunmuştur.

HALİFELİĞİ YENİDEN KURDU

Sultan Baybars, Moğolların Bağdat'ta ortadan kaldırdığı Abbasi halifeliğini, hanedandan hayatta kalan bir prensi Kahire'ye getirerek yeniden ihya etmiş ve İslam dünyasının dini liderliğini koruma altına almıştır.

MEMLÜK SULTANI BAYBARS HAKKINDA…

* “Baybars Moğollar karşısında gösterdiği başarıları Haçlılar karşısında da gösterdi. Daha başa geçer geçmez Haçlılar’a hücuma başladı. 1261’de VI. Bohemund’un İlhanlılar’la anlaşması üzerine Antakya’ya saldırdı, 1262’de de bu saldırısını tekrarladı. Baybars Haçlılar’a karşı topyekün bir mücadeleye girişmek ve onları Ortadoğu’dan çıkarmak amacındaydı.

Nitekim 1265 Şubatı başlarında harekete geçerek Kaysâriye, Yafa, Aslis ve Arsûf şehirlerini ele geçirdi. 1266’da ise doğuda Akkâ üzerine hücum etti. Ancak buranın çok müstahkem olduğunu görünce Safed’e yöneldi, aynı yılın yazında Remle’yi aldı. Ayrıca Ermeni Kralı I. Hetum’un Moğollar’la iş birliği yapması dolayısıyla Kalavun kumandasında büyük bir orduyu onun üzerine yolladı. 24 Ağustos 1266’da I. Hetum’un kuvvetlerine büyük bir darbe indirildi. Memlük ordusu Adana, Misis, Tarsus, Sîs gibi şehirleri yağmaladı.

1267’de Baybars Taberiye ve Akkâ bölgelerini vurdu. Nihayet 1268 Nisan ayı başlarında Antakya’ya hücum etti, kısa bir kuşatmadan sonra şehri zaptetti. Bu fetih Haçlılar’ın doğuda kurdukları ikinci prensliğin ortadan kaldırılması demekti. Baybars daha sonra 1271’de Tarablus prensliğine saldırarak birçok şehri ve kaleyi ele geçirdi. Ancak 1270’te Kıbrıs’ı fethetmek için gönderdiği donanmanın fırtınaya yakalanarak birçok geminin kaybolması, bu seferin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtı.

Baybars ayrıca Suriye’de Bâtınîler’in direnişlerini kırıp onları kendine bağladı. Onun bu başarıları üzerine 1271’de, ileride İngiltere tahtına geçecek olan Prens Edward kumandasında küçük bir Haçlı kuvveti Akkâ’ya geldi. Bunlar Suriye’deki Haçlılar’a pek yardımda bulunamadılarsa da Baybars ile Haçlılar arasında on yıllık bir barışı sağladılar. 1275’te tekrar Anadolu seferine çıkan Baybars Adana, Sîs, Tarsus ve Ayas’ı yağmaladı.”

* “Baybars Moğollar’ı bozguna uğrattıktan sonra Antakya üzerinden Dımaşk’a döndüğü bir sırada ansızın hastalandı, on dört gün sonra da 20 Haziran 1277’de vefat etti ve Şam’da yaptırılan türbesine defnedildi.

Devlet idaresine getirdiği yenilikler ve kurduğu müesseselerle Memlük Devleti’nin gerçek kurucusu sayılan Baybars, haleflerinin gelecekte takip edecekleri siyasetin ana hatlarını çizmiş, halk hikâyelerine konu teşkil edecek kadar büyük şöhret kazanmıştır.

Samimi bir müslüman olan Baybars aynı zamanda Cengiz yasasını ve töresini de uygulardı. Düzenli ve çalışkan bir devlet adamı olarak ülkenin idaresini sıkı kontrolü altında tutar, adalete, hak ve hukuka büyük önem verirdi. Dört büyük Sünnî mezhep mensuplarının işlerini görmek için her mezhebe ait ayrı ayrı kadıların başına kādılkudâtlar tayinini ilk önce o gerçekleştirmiştir.

Devlete merkeziyetçi bir yapı kazandırmaya çalıştığı gibi bütün ülkeyi düzenli bir yol şebekesiyle Kahire’ye bağladı. Mükemmel bir posta teşkilâtı kurdu, ordusunu yeni silâhlarla donattıktan başka İskenderiye, Kahire, Dimyat tersanelerini genişletti. “Hâdimü’l-Haremeyn” sıfatını kullanan ve önceleri taşıdığı “Rükneddin” unvanını, hıristiyan ve müşrik Moğollar’a karşı kazandığı zaferler dolayısıyla “Seyfeddin” şeklinde değiştiren Baybars’ın, ayrıca Suriye’nin çeşitli yerlerine Türkmenler’i yerleştirdiği, Türk Memlükleri çoğalttığı, Türk-Moğol geleneklerine değer verdiği, Berke Han’ın kızı ile evlendiği ve veliaht olarak ilân ettiği oğluna Türk adı verdiğine göre millî şuura sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Baybars bir asker ve kumandan olarak Ortaçağ İslâm-Türk tarihinin büyük simalarındandır. Kaynaklarda uzun boylu, esmer tenli, mavi gözlü olarak tarif edilmektedir. Ayrıca çevgân oyununa çok düşkün olduğu, birçok hayır eseri meydana getirdiği de belirtilmektedir. Üçü erkek on çocuğu olmuştur.”

(Bu dosya hazırlanırken TDV Ansiklopedisi’nden istifade edilmiştir…)

Kaynak: Haber Merkezi