Bismillâhirrahmânirrahîm!

SURİYE ile ilişkilerde uygulanan yanlış politikalar, 20 yıldır yapılan kamplaştırma çalışmaları; deprem, virüs, ekonomik kriz, sosyal çalkantılar âfetlerle de birleşince, insanımız büyük oranda psikolojik travmaların etkisine girdi. İnsanlar stresli ve gergin! Çoğu, patlamaya hazır bomba durumunda. Kitleler, küçük bir olayda provokasyona açık hale geldi.

Geçtiğimiz günlerde Kayseri’de yaşananlar bunun açık bir örneği! Şizofren olduğu söylenen 19 yaşındaki bir Suriyelinin 5 yaşındaki bir çocuğu istismarı üzerine başlayan olaylar bir anda şehre ve sınır ötesine sıçradı. Ev ve araçlar kundaklandı. Şiddet olayları yaşandı. Şehir, sanki savaş alanına döndü. 14 polis ve 1 itfaiye eri yaralandı. Olayları yatıştırmak için Kayseri Valiliği ve Emniyet İl Müdürlüğü yetkilileri büyük uğraş verdi.

Küçük bir olayın kısa sürede geniş kitleleri etkilemesi, kirli bir el tarafından organize edilmiş olabileceğini düşündürüyor. Fail, o işe tahrik edilmiş olabilir. Türkiye ve dünya hareketli bir dönemden geçiyor. Türkiye’nin Suriye’yle anlaşacağının konuşulduğu, BRICS’e ilgi duyduğu; 3. Dünya Savaşı’nın gündeme geldiği bir dönemde bu olayın yaşanması tesadüf olabilir mi? Olayda bazı camilerin de kundaklanması oldukça düşündürücüdür!

İç İşleri Bakanlığı, olaylar sebebiyle tutuklanan 474 kişiden, 285’inin sabıkalı olduğunu açıkladı. Bu da provokasyonun bir merkezden yönetildiği izlenimini veriyor. Etrafımız ateş çemberine döndü. Olayın iç ve dış bağlantıları araştırılmalı; istihbarat, hükûmet ve halk duyarlı davranmalıdır.

SİYONİST HESAPLAR

SİYONİZM, Arz-ı Mev’ûd’a ulaşmak için Türkiye’yi devre dışı bırakmak istiyor. Çünkü Türkiye Orta Doğu’nun amiral gemisi durumundadır. Tarihî tecrübe ve potansiyeli ile Türkiye, İslâm dünyasını toparlayabilecek tek ülkedir. Bu yüzden oyunun büyüğü bizim üzerimizde oynanıyor. Suriye ve Filistin’de yaşananlar bu oyunun bir parçasıdır. ABD ve İsrail, Suriye’de Siyonist bir yapı oluşturmaya çalışıyor.

Hükûmet, Suriye’de büyük yanlışlıklar yaptı. Konuyu, emperyalizmin tuzaklarını dikkate alarak, ilim ve akılla çözmek dururken; hamasete girişti. 15 dakikada Suriye’ye girmek ve Ümeyye Camii’nde namaz kılmaktan söz etti. O zaman Saadet Partisi uyarmıştı: “15 dakikada girersiniz; ama 15 senede çıkamazsınız!” Nitekim, Suriye sorunu gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

İslâm dünyasında ağırlığı olan Saadet Partisi, 2012’de kardeş kanı dökülmesin, anlaşmazlık barışçı yollarla çözülsün, diye bir heyetle Beşşar Esad’ı ziyaret etmişti. Muhaliflerle anlaşma konusunda bazı sözler aldı. Fakat iktidar, Saadet Partisi’nin bu çalışmalarından faydalanmak yerine, onu itibarsızlaştırmaya, yok saymaya çalıştı. İktidar, çözüm için üst düzey bir görüşme yapmadığı halde bencil ve kibirli davrandı.

Bu nasıl bir hükûmetti ki, Türkiye’de Suriye, Rusya, Ukrayna, Afganistan, İran gibi ülkelerden 11 milyondan fazla sığınmacı olduğu halde, ciddi bir göç politikası yoktur. Göçmenler, bir devlet politikanızın olmasını zorunlu hale getiriyor. “Göç Bakanlığı” kurmak yerine; sorunu valilikler bünyesindeki “İl Göç İdaresi Müdürlükleri” üzerinden çözmeye çalışmak mümkün değildir.

DİYALOGLA ÇÖZÜLÜR

13 yıl önceki Saadet Partisi’nin Suriye’ye ziyaret heyetinde yer alan Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, Suriye’den gelen görüntülerin vahametini anlatıp ABD ve Siyonist İsrail’in bölgemizi bir kez daha kan gölüne çevirmek istediğini belirterek çözümün ancak Türkiye ve Suriye devlet başkanlarının diyalogları sonucu çözülebileceğini açıkladı:

“Suriye’de yaşanan olaylar, Suriye yönetimi ve taraflarla görüşerek bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Yüzlerce yıllık bir ortak geçmişe sahip olduğumuz Suriye ile yaşanacak çatışmanın kazananı emperyalizm olacaktır.” (01.07.2024)

Siyonizm’in hedefi Türkiye’yi parçalamak ve yok etmektir. İlk etapta Türkiye’yi savaşın içine çekmek istiyorlar. Mezhep ve etnik farklılıkları körükleyip ayrıştırmaya çalışıyorlar. Türkiye ve İslâm dünyası, kendi kararlarını kendileri vermelidir. Emperyalizm kendi çıkarlarını düşünür. Filistinliler İsrail’i hezimete uğrattıktan sonra Suriye’yle görüşmeye çalışıyorlar. Biz Suriye’yle, konuyu kardeşlik ve komşuluk çerçevesinde ele alıp çözmeliyiz. Konuya ilgisizlik sorunların artmasına yol açmıştır.

Çatışmaları önlemek için kitle psikolojisini çok iyi bilmeliyiz. Kitleler çok kere gaza gelir, iradî davranmak yerine, duygusal olarak hareket ederler. Haksızlığa uğrarsak, hukuk içinde kalıp yasal yollarla hakkımızı aramalıyız. Yabancı düşmanlığı yapmamalı; itidalli davranmalıyız. Kin, düşmanlık ve nefret söylemlerinden kaçınmalıyız. Kavga ve şiddeti yöntem olarak seçemeyiz. Allah Resulü’nün (S.A.V.); “Fitne uykudadır; uyandırana lânet olsun” hadisini aklımızdan çıkarmayalım.