Filistin topraklarında altı buçuk milyon kadar Yahudi bulunur. Bu sayı bir buçuk asır evvel 1500 kişiyi bulmazken, 2 Kasım 1917 Balfour Deklarasyonu ve ardından 11 Aralık 1917 İngiliz işgali ile birlikte Filistin toprakları Yahudi göçlerine resmen açılmış olur. Yahudilere bir devlet oluşturma sözü veren deklarasyondan evvel, Siyonizm’in kuruluş tarihlerinde, yani Abdulhamid-i Sani’nin Teodor Herzl’i başından savıp kendisinin toprak satın almaya uğraştığı zamanlarda (1896), gayriresmi olarak Yahudi göçleri devam eder. Yasaklansa da denetim ve kontrol eksiğinden, sırasında bizzat merkezin gönderdiği mutasarrıflar aracılığıyla bu ilk gelen Yahudilere toprak satılır. 1948’de İsrail kurulduğunda Yahudilerin edindiği toprak oranı 2 milyon dönümü bulmaz. Bunun 650 bin dönümü, Filistin toprakları Osmanlı egemenliği altındayken satılır.

16 Haziran 1869’da Ecanibe Toprak Satışı isimli kanun yürürlüğe girer. Söz konusu kanuna göre ecnebilerin, Hicaz bölgesi dışında kalan topraklarda mülk edinebilmesine izin çıkar. (Nedjib H. Chiha, Osmanlı Devleti'nde Gayr-i Menkul Mülkiyeti Bakımından Yabancıların Hukuki Durumu, Çev. Halil Cin, AÜHF Dergisi 1967, Cilt 24, S.246-274) Kanun, dünyaya yayılmış Yahudilerin ebedi hamisi Rothschild Ailesi’nin ekmeğine yağ sürmekle kalmaz, yeryüzünün tüm ekmeklerine kan doğramasını sağlar. Rothschildler, Filistin topraklarından ilk araziyi 1882’de satın alır. (Doç. Dr. Sezai Balcı, Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu, Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu, S. 210, Erguvani Y. 2017 Ankara) Bu esnada Filistin, Osmanlı toprakları dahlindedir ve Osmanlı’nın başında 1876-1909 yılları arasında Abdulhamid-i Sani vardır. 5 Mart 1883’te çıkarılan yeni kanun Siyonistlerin Osmanlı mülkünden toprak ya da gayrimenkul satın almasını yasakladığı halde Osmanlı vatandaşı olan Yahudilere herhangi bir yasak getirmez. Osmanlı vatandaşı sayılan Yahudi oranı hiç de az değildir. Dünyanın neresinden kovulsalar Osmanlı bunlara kucak açar; vatandaşlık, serbest ticaret, mal mülk edinme hakkı verir. Hususi olarak toprak tahsis etmez; çünkü öyle bir uygulama hiçbir etnik, dini, sosyal sınıf için söz konusu değildir. “1918 yılı kayıtlarına göre Filistin'in 7.120.000 dönüm (dunam) tarıma elverişli topraklarından 418.000 dönümü Yahudilerin elindedir. Filistin, Osmanlı egemenliğinden çıkıp İngiliz yönetimi altına girdikten sonra, 1939’da Yahudilerin elindeki toprakların miktarı 1.543.000 dönüme ulaşır.” (Fahir Armaoğlu, Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları 1948-1988, S. 26, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1991, Ankara)

Bir buçuk asır kadar evvel Filistin topraklarından Yahudilerin satın aldığı kısım, Filistin’e yerleşen Yahudi nüfusunu aşar.  Hayli aşar. Bu topraklar, Filistinlilerin tapulu malı değildir, Osmanlı Devleti’nin malıdır ve belirtildiği şekilde Osmanlı mutasarrıflarının gözetiminde idareciler eliyle satılır. Yani Filistinlilerin toprak sattığını iddia etmek hayli abestir, zira kendilerinin olmayan toprağı satabilmeleri pek mümkün görünmez. Hem bu insanlar Yahudi değildir ki Disneyland’ın büyüleyici dünyası gibi olmayan şeyleri satabilsin! “1890’da Yafa ve Hayfa’da Baron Hirsch’in adamları Henger ve Mayer Zelyan aracılığı ile Yahudiler için toprak satın alınıp Rus tebaası 140 aile Hayfa çevresine yerleştirilir. Bu işte onlara, hepsi Osmanlı memuru olan Akka Mutasarrıfı Sadık Paşa, Eski Hayfa Kaymakamı Mustafa Kanevetti Efendi, Hayfa Kaymakamı Ahmed Şükrü, Akka Müftüsü Ali Efendi, Hayfa Belediye Reisi Mustafa Efendi ve Hayfa İdare Meclisi Üyesi Necib Efendi aracılık eder.”  (Hüsnü Mahalli, Filistin Benimdir: Ortadoğu’nun Kanlı Tarihi, S. 165, Kırmızıkedi Y,  2020, İstanbul) 1948 sonrası zaten herhangi bir satışa gerek yoktur. Dünyanın farklı ülkelerinde gettolar oluşturup hayatına devam eden Yahudiler, Filistin topraklarına göçüp İsrail vatandaşlığı almak hususunda baskıya maruz kalır. Zira elde yeterince toprak vardır, nüfus yoktur. Tıpkı buralardaki yabancıya satılan, ama yabancının henüz yerleşmediği topraklar gibi…  Şöyle ki: “Türkiye’de yabancılara satılan toprakların toplam miktarı 136 milyon 530 bin metrekare civarındadır. 1934’ten 2002’ye kadar 11 milyon 961 bin 565 metrekare satış yapılmışken, geri kalan kısım 2002’den 2011’e kadar geçen sürede gerçekleşmiştir. Yani, 80 yılda satılan toprak parçasının neredeyse 10 katı son 10 yıl içerisinde satılmıştır. Ayrıca 30 Kasım 2002 ve 30 Kasım 2011 tarihleri arasında ülkemizde 96 bin 735 adet taşınmaz, 103 bin 809 gerçek kişiye satılmıştır…” (TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, "Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" üzerine 14 Mayıs 2012 tarihli Basın Açıklaması)

Mevzu hayli uzun olduğundan, kısaca; Filistin toprakları yaklaşık 27 milyon dönümdür. Osmanlı’dan satın aldıkları kısım dahil yerleşimcilerin bugün ikamet ettiği hiçbir toprak parçası Yahudilere bırakılamaz. Herhangi bir kutsal tanımayan bu kavim, Allah’ın çevresini dahi mübarek kıldığı topraklardan söküp atılmalıdır. İyi de bunlar nereye gitsinler diye sorulursa onlar için ebedi istirahatgah olarak cehennemin dibi uygundur.