YAŞADIĞIMIZ dünyadaki manevi hastalıklar saymakla bitmez.

Şirk, dünya sevgisi; makam, mevki, mal ve mülke düşkünlük; haset, kin,

düşmanlık, yalan, iftira, haramların alenen işlenmesi Liste o kadar uzun ki!

Hastalıklar belli. Ya bunları Tevhit, dünyaya aldanmamak,

iyilikleri emretmek, kötülüklerden sakındırmak, sevgi, kardeşlik, doğruluk,

manevi derinlik gibi güzel hasletlere dönüştürebilecek gönül doktorları

nerede Onlara ihtiyacımız büyük.

Son asrın bu özellikteki maneviyat erlerinden biri de

şüphesiz Mehmet Zahit Kotku dur(ra). 1927 de Kafkasya dan Bursa ya gelen bir

ailenin çocuğu. İslami ilimlere ve tasavvufa büyük ilgi duydu. Seydişehirli

Abdullah Feyzi Efendi nin (ra) vaaz, sohbet ve derslerine katıldı. Gümüşhanevî

Tekkesi nden Şeyh Ömer Ziyaüddin Efendi ye (ra) intisap etti. Tekirdağlı

Mustafa Efendi nin (ra) yanında öğrenim gördü. 27 yaşında Râmuz-ul Ehâdis,

Deîil-i Hayrat gibi ilim dallarından icazet aldı. Bursa daki 16 yıllık imam

hatiplik görevinden sonra, 1952 de Gümüşhanevî Dergahı nın şeyhi oldu.

İstanbul da önce Zeyrek teki Ümmü Gülsüm Camii nde, sonra

Fatih İskenderpaşa Camii nde vazife yaptı. Ömrünün son 22 senesini geçirdiği

İskenderpaşa Camii ndeki hizmetleri daha yaygın ve bereketli oldu.

Mehmet Zahit Kotku (ra), diğer pek çok hoca ve şeyhten

farklıydı. Dünya gidişatından haberdardı. Müslüman ümmetin problemlerini çok

iyi biliyordu. Zikir, tesbihât gibi derslerin yanında Müslümanlara bir yol

haritası çizdi. Ufkunun genişliği sebebiyle daha çok öğrenimli kişiler onun

etrafında toplandı. Halifeliğin kalktığı, Müslümanların başsız kaldığı bir

zamanda yeni bir nesil inşasına girişti. Bu yüzden Hocaefendi , Görünmeyen

Üniversite gibi unvanlarla anıldı.

DÜNYADA AHİRET

İÇİN YAŞADI

Hocaefendinin irşada başladığı yıllarda Türkiye de manevi

bir çölleşme yaşanıyordu. Osmanlı sonrası iktidarı ele geçiren tek parti

hükümetleri İslam a soğuk bakıyordu. O yüzden hizmetlerini büyük sıkıntılar

içinde yürüttü. Müslümanları en hayırlı ümmet olma özelliği kazandıran

İyilikleri yayma, kötülüklerden sakındırma (Al-i İmrân, 110) hizmetiyle

meşgul oldu.

Allah Resulü (sav) de bu görevin ihmal edilemeyeceğini

buyurmuştu: İçinizden kim bir kötülükle karşılaşırsa onu eliyle düzeltsin. Güç

yetiremiyorsa diliyle düzeltsin. Buna da güç yetiremiyorsa, kalbiyle buğz etsin

ki, bu imanın en zayıf noktasıdır. (Müslim)

Zamanın cehaleti yüzünden İslam dan uzaklaştırılan

insanlar para ve mal toplamaya girişiyor, dünyevileşiyordu. Halbuki, Allah

Resulü (sav) Dünya sevgisi her hatanın başıdır (Sünen-i Ebû Davut)

buyuruyordu.

Hocaefendi (ra) bir hutbesinde dünyada ahiret için

yaşamak gerektiğini anlattı: Dünya paralarını kazanmak için insan ne kadar da

yoruluyor malum. Ahiretimiz için de biraz yorulsak olmaz mı Dünyayı ele

geçirsek, bütün servetlerine sahip olsak da, bir gün hepsini bırakıp

gözlerimizi yumacak ve mezar denilen toprağın altına gireceğiz. Cesetlerimiz

çürüyecek. Halbuki ahiret hayatını kazanırsak, dünyaya gözlerimizi yumar yummaz

hakiki gözlerimiz açılacak, mezarımız da cennet bahçesi gibi çeşit çeşit

nimetlerle dolacaktır. Daimî olan ahiret hayatı, fani olan dünya hayatına

değişilir mi

BEREKETLİ BİR ÖMÜR

Ortam hiç de müsait olmadığı halde, iyi niyet, ihlas ve

devamlı güler yüzden beslenen irşat çalışmaları çok bereketli oldu. Bu sonuç

önce Allah ın yardımı, sonra da Hocaefendi nin (ra) engin mütevaziliği ve

olgunluğunun eseriydi. Kimsenin kusurunu yüzüne vurmazdı. Temizlik konusunda

titizdi. Çocuklar ve gençlerle ilgilenir, gönüllerini hoş ederdi. İnsana güven

veren heybetli bir görüntüsü vardı.

Talebelerine karşı da çok şefkatli ve merhametli idi.

Onları söz ve tartışmadan çok, sabır ve hal lisanıyla yetiştirirdi.

Allah a inanç ve teslimiyeti büyüktü. Allah Resulü nün

(sav) sünnetine uymakta hassasiyet gösterirdi. Takvası yüksekti.

Hocaefendi nin (ra) üstün meziyetleri irşat ve ıslah

halkasının genişlemesine yol açtı. İşçisinden memuruna, hamalından profesörüne

kadar pek çok insan onun ilim ve olgunluğundan faydalandı.

O, devlet yönetiminde etkili olan pek çok kişinin de

yetişmesine vesile oldu. Bunlardan en meşhuru, asrın en önemli İslami

hareketine öncülük ederek İslam dünyasının ümidi haline gelen Milli Görüş ün

muhterem lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan dır.

Hocaefendi (ra), eğitimin yerinin yalnız okullar

olmadığını gösterdi. Maneviyat erlerinin birer toplum eğiticisi olduğunu ortaya

koydu. İnsanlar yalnız sözle eğitilmezdi. İslam ı yaşayarak hal lisanıyla

yapılan eğitim daha etkiliydi. 13 Kasım 1980 de Hakk a yürüyen Mehmet Zahit

Kotku yu (ra) rahmet ve şükranla anıyorum.