Aşklarını yitirenler başka kimselerin aşklarıyla avunurlar. Bir sevdaya tutulmuş olmak kişisel gibi görünebilir. Bu kişisel bile olsa etrafındakileri de etkiler. Kimi acıma duygusuyla bakar, kimi üzülür. Sevinenleri de olur.

Aşksızlık insanları öylesine kuşatmış ki, kendisine ait olmayan, ilgilendirmeyen ve hatta hiçbir karşılığı bile olmayanlarınki ile oyalanır. Bunu kendisine ait sanır.

Büyük bir medeniyet coğrafyasını kuşatmış istila etmiş olan yabancılığın kök salmasıyla onunla avunması gibidir olan bitenler. Bir zaman sonra bu sarmaşık olanı benimser kendisine aitmiş gibi sahiplenir. Onun zehrini soluya soluya özümser.

Büyük bir medeniyet coğrafyasında olan bitenlere bakıldığında kaotik bir yaşama tarzının varlığı görülmeye ve anlaşılmayabilinir. Yabancılığı, istilayı kendisine aitmiş gibi bilir. Onun ötesinde artık teslim olur. Farkına varsa bile dönüşü olmayan bir yolun sonuna doğru hızla gittiğinde iş işten geçmiş olur.

Hakiki aşk bağlanma ve tutku kişiyi, toplumu ve milleti öncelemeye götürür. Kendisini değil sorumlu olduklarını daha çok önemser. Onların incinmesi, yaralanması ya da kırılması kendisi için acı bir süreç oluşturur. Acıyı yüreğinde duyanlar kendilerinden çok başkalarını önemserler.

Aşk bir bilinçtir.

Aşk bir bağlanış ve tutkudur.

Aşk bir vazgeçiştir. Kendinden ve daha ötesinden. Sözleri, hâl ve davranışları anlam kazanır. Mecnun çöllere düştüğünde kavrulan içini kor güneşin yakıcılığına teslim eder. Yürüdükçe susar, susadıkça dudakları kurur, dudakları kurudukça ayaklarını sürür, her şey gözlerine bir yanıltıcı olarak görünür. Oysa o aşkının tutkusunda sonsuzluğa varmanın çabasındadır. Sonuç alsa da almasa da o yolunun yolcusudur. Onu orada yolundan vazgeçirecek hiçbir şey yoktur. Vahaların, yanıltıcı olan anlar gelip geçici olduğunu bilir.

Kendisini kendi içinde öldürürken yücelen aşkının buğusu terlerinden yükselir. Dudaklarında kurtuluşun sözcükleri içinde akar.

Umudun tükenmediği bir tutkudur aşk. Olumsuzlukların hiçbiri onu bağlamaz. Yolunun yolcusuysa, bir başına olsa bile yolundan vazgeçmeyendir. Ardında, yanında kimse var mıdır, yok mudur bakmaz. O aşkının menziline varma azmindedir.

Aşk azim, çaba ve umuttur. Aşkı uğruna yorulmayanlar başkalarının aşklarını kendileri yol seçenler sadece avunurlar. Başkasının gölgesinde öylesine giderler. Bir zaman sonra ortada kaldıklarını anlamazlar. Artık onların ne bir aşk seçeneği, ne de umutları kalır.

Aşklarının çilesini çekmeyenler başka kimselerin aşkının ne anlama geldiğinin farkına varmazlar. Şöhretini kendisi için başkalarını kendilerine kurban etmeleri onlar için hiç de önemli değildir. Önemli olan kendileridir. Etrafında dönen bin türlü dolabın, desisenin, nelerin dönüp durduğunu görmezler. Görseler bile umursamazlar. Gözleri ve kalpleri perdelidir

Başkasının dünyasının ördüğü duvarları tırmanırlar, elleri nasırlaşır, tırnakları kütleşir, tırmanmaya çabaladıkça düşerler. Sonra da kaldıkları yerden devam ederler. Öncü bildikleri semirir, semirdikçe doyumsuz olur, istedikçe ister. Gözü perdelidir, kendisinden başkalarını görmediğinden etrafında çırpınanların hali sadece onu mutlu eder. Kölelerin canhıraş çırpınışlarını keyifle izler.

Çöle düşen mecnun bir deri bir kemik kalır. Bedeninde başkasının hakkı olmaz. Emeği ve çabası kendisiyle başlar kendisiyle biter. Gün gelir adı anıtlaşır, dilden dile dolaşır. Kendisiyle övünülmez ama saygıyla anılır.

Sevgili’nin yol arkadaşı olmak kolay değildir. Onunla birlikte çileli bir yola koyulmanın yüreğindeki ateşi ona da güç verir. Anlam yüce aşk tutkusundadır.