Gençlik yıllarımız kovboy filmleri izleyerek geçti. Bu
filmlerde Amerika nın yerlisi Kızılderililer vahşi, bu kıtaya dünyanın çeşitli
köşelerinden göçen beyaz adam ise medeni ve kahraman gösterilirdi. Beyinlerimiz
Amerika nın propaganda bombardımanına tabi tutulduğu için bizlerde farkına
varmadan Kızılderili ile beyaz adamın çatışmasında kendimizi beyaz adamının
safında bulurduk. Hâlbuki Kızılderililer topraklarını, yani vatanlarını işgalci
beyaz adama karşı koruyor, beyaz adam Kızılderililerin topraklarına ve her
türlü zenginliğine el koymanın mücadelesini verirken Kızılderililere karşı bir
de soykırım uyguluyordu. Ama soykırımcılar kendilerini kahraman, buna karşılık
katlettikleri insanları vahşiler olarak takdim ediyorlardı. Bugün Amerika nın
yerlisi Kızılderililer her şeyleri ellerinden alınmış olarak dar bir alana
hapsedilmiş durumda.
Amerika nın işgali sırasındaki beyaz adamın ruh hali aradan
geçen yüzyıllara rağmen hiç değişmemiş durumda. Bugün de işgal ve soygun
peşinde. Bunun yanında Kızılderililere karşı uyguladığı soykırım ve katliamı
özellikle İslam ülkeleri başta olmak üzere dünyanın çeşitli köşelerinde aynen
uyguluyor. Sadece; cinayetlerinde kullandığı silahların özellikleri değişmiş,
çıkarcılık ve kan içicilik bakımından kafa yapısı hiç değişmemiş durumda.
Vietnam da yaşananları bizim yaşlarda olanlar hatırlarlar.
Buna karşılık Irak, Afganistan, Libya ve Suriye de yaşananlar dünün işgalci ve
soykırımcılarının günümüzdeki yansımasıdır. Amerika işgal edilirken gerekçe
bulmaya gerek duymazlarken günümüzdeki işgal ve katliamlarına demokrasi ve
özgürlük gibi bir kılıfa sarma ihtiyacı duymaktadırlar.
Sadece Irak işgali sırasında ve sonrasında bir milyona yakın
insan hayatını kaybederken, Irak ın tüm zenginlikleri yağmalanmış, bugün Irak
merkezi yönetiminin kullanabildiği petrol zenginliği ihtiyaçlarını karşılamaya
bile yetmemektedir. Bu arada, Irak ın tarihi eserleri işgalin ardından Amerikan
askerleri tarafından yağmalanmış durumda. Bugün yeniden açılan Irak Ulusal
Müzesi ndeki eserlerin yarıdan fazlasının çalınmış olduğu görüldü. Amerikan
askerlerinin Irak tan çaldığı tarihi eserlerin sayısının 80 binden fazla olduğu
belirtiliyor. Afganistan da da benzer bir işgal ve katliam devam ediyor. İşgal
sürdüğü için şu anda yağmalamanın boyutları tam bilinmiyor ama Afganistan
üzerinden sıkça Pakistan a yönelik NATO kılığına bürünmüş ABD saldırılarda da
siviller hayatını kaybediyor.
Suriye de de benzer bir durumun yaşanması gündeme
gelebilecek görünüyor. Sadece şimdiye kadar Suriye deki çatışmalarda hayatını
kaybedenlerin sayısının 200 bine ulaştığı, çevre ülkelere iltica eden
Suriyelilerin sayısının milyonlarla ifade edildiği bir dönemde Amerika nın
insansız hava araçları ile güya ABD ye tehdit oluşturabilecek(!) unsurları
izlediği haberleri dikkat çekicidir. Sanıyorum bu haberleri uzun uzun
irdelemeye gerek yok. Çatışmalar belli bir noktaya geldiğinde eğer Suriye deki
İslami gruplar duruma hâkim olurlarsa insansız hava araçları ile bu unsurlar
bombalanacak, kendilerine yakın gördükleri grupların önünü açmaya
çalışacaklardır. İngiltere ve Fransa nın muhaliflere silah yardımı yapma
kararının açıklanması ile ABD nin muhaliflere yardım ambargosunu kaldırdığı
haberlerinin birlikte düşünülmesi gösteriyor ki, Hıristiyan dünyası Müslümanlara
karşı tek bir cephe oluşturmuş durumda. Haçlı zihniyetinin katliamcı ve yağmacı
anlayışı hiç değişmemiş. Bu bakımdan İslam dünyasının bir takım farklılıkları
bir kenara bırakarak Haçlılara karşı ortak bir cephe oluşturması mecburiyeti
vardır. Çünkü Amerikan yerlilerinin kökünü kazıyanlar yeryüzünden Müslümanları
da silip atmanın peşindedir.