Nisa suresinin son ayetinde ölen kişinin çocuğu olmayıp sadece bir kız kardeşi varsa malın yarısına mirasçı olacağı ve eğer iki kız kardeşi varsa malın üçte ikisini alacakları bildirilirken, eğer ölenin erkek ve kız kardeşleri varsa bu defa erkeğin iki kız kardeşi kadar miras alacağı bildirildikten sonra; “Allah sapmayasınız diye sizin için açıklıyor, Allah her şeyi çok iyi bilendir” ifadesiyle mal taksiminde erkek kardeşin iki kız kardeşi kadar miras alacağı kesin bir ilke olarak vurgulanıyor.

Maide suresinin ilk ayetinde: “Ey iman edenler”! (yaptığınız akitlerinizi yerine getirin!” emri verilerek yapılan antlaşmaların yerine getirilmesi bir ilke olarak ortaya konuluyor. 2. ayette ise “iyilik ve takva (sağlamlık) üzere yardımlaşmak, günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmamak” önemli bir ilke olarak önümüze konuluyor. Aynı sure 6. ayette namaz kılmak için abdest emredilerek ilkeleştirilirken su bulunmadığında toprakla teyemmüm yapılma ilkesi tekrar ediliyor. Aynı surenin 11. ayetinde yine Allah’ın üzerimizdeki (bedenimizdeki) nimetlerini hatırlamamız, Allah’a sığınmamız ve ona tevekkül etmemiz (bel bağlamamız) emredilerek üç ilke birden temellendiriliyor.

Bu surenin 27. ayetinde ise Yüce Allah: “Onlara (ümmetlerine) Adem’in iki oğlunun (Habil ile kabil’in) haberlerini oku (anlat)” emrini vererek ibret alınacak olayların anlatılması ilkesini getiriyor. 35. ayette de: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve ona kavuşmaya vesileler arayın ve onun yolunda cihad edin (tüm gücünüzle gayret edin) ki kurtuluşa eresiniz” talimatları verilerek Allah’tan korkma ilkesi yanında ona ulaşmak için çeşitli vesilelerden faydalanma ilkesi ve cihat prensibi ortaya konuyor. 38. ayette ise “hırsızlık yapan kadın ve erkeğin caydırıcı bir ceza olarak ellerini kesin” emriyle bazı şartlara bağlı olarak hırsızlık yapanların ellerinin kesilmesi ilke haline getirilmiş, hırsızlık caydırıcı bir ilke ile ortadan kaldırılmak istemiştir.

Aynı surenin 44. ayetinde: “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirlerdir”, 45. ayette ise: “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerdir”, 47. ayetinde de Allah’ın indirdiği (kitap) ile hükmetmeyenler büyük günahkârlardır” beyanları yapılarak Allah’ın kitabına göre hükmetmenin çok önemli bir ilke olduğu vurgulanmıştır. Yine Maide 51. ayette: “Yahudi ve Hıristiyanları veli (dost ve idareci) edinmeyin” emri verilerek Müslümanlardan başkasının veli edinilmeyeceği önemli bir ilke olarak tekrar edilmiştir.

55. ayette Yüce Mevla: “Sizin veliniz Ancak Allah ve elçisi ile namaz kılan ve saygı duyarak zekât veren müminlerdir” hasırlı ifadesiyle velayetimizi vereceğimiz, dostluk yapacağımız kişileri belirlemekte, namaz kılmayan müminlere bile güvenilemeyeceğine işaret etmektedir.

57. ayette ise dinimizi oyun ve eğlence edinen ehl-i kitap ve kâfirlerin veli edinilmemesi ilke (temel düstur) olarak ortaya çıkıyor. 67. ayette ise: “Ey Resul! Sana indirileni tebliğ et! (duyur!), eğer bunu yapmazsan elçilik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacak” emir ve beyanıyla Peygamberimize tebliğ görev yüklenirken Kur’an okuyan her Müslümana da aynı vazife verilmiş oluyor ve bu, hayatta iken peygamberimiz ve bütün müslümanlar için şimdi ise tüm ümmet için bir görevlendirme ilkesi olarak önümüzdedir.

İşte mukabeleler bu ilkeleri gücümüz yettiği ölçüde yerine getirmek için okunmalıdır, aksi halde bir sevap beklenilmemelidir.