İslam dini, mensuplarına gündelik yaşantıdan, devletin
yönetim şekline kadar pek çok konuda emir ve yasaklar vazetmiştir. İyinin,
doğrunun, güzelin ve faydalı olanın peşinden gidilmesini istemiştir. Yüksek
ahlâk sahibi, erdemli, faziletli insanlar topluluğu var etmek içindir bütün bu
emirler. Bu sayede insan saadete erebilecektir ancak.
Yakın zamana kadar Müslüman denildiğinde akla faziletli,
ahlâklı, dürüst insanlar gelirdi. Gündelik ibadetini titizlikle yerine getiren,
Fatiha suresindeki Ancak Sana ibadet eder ve ancak Sen den yardım isteriz
ayeti gereğince dünyaya mesafeli, ahireti için gayretli insanlardı Müslümanlar.
Özellikle ticari ilişkilerde çok hassas, Allah la savaşmakla eşdeğer gördükleri
bankacılık ve faize bulaşmamaya çalışan; rüşvetle iş yapmaktan, devlet
ihalelerinde yolsuzluktan kaçınan insanlardı Müslümanlar. Az kazansalar da
nimetin kıymetini bilir ve hallerine şükürden geri durmazlardı. Özellikle
devlet kademelerindeki Müslümanlar yaptıkları başarılı çalışmalarla, gününden
önde teslim alınan ihalelerle, ucuza mal edilen hizmetlerle anılırlardı. O
devirde Müslüman algısı laik kesim tarafından gerici, yobaz, takunyalı olarak
tanımlanırdı. Hiç kimse bir Müslüman için yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma vs.
iddiasında bulun-a-mazdı.
Son on yılda pek çok şey değişti ülkemizde. Müslümanlar
için farklı bir imtihan boyutu da başlamıştı aynı zamanda. Artık alnı secde
gören, ihlaslı insanlar devletin en üst noktalarında arzı endam eylemeye
başlamışlardı. Eşi tesettürlü, imam hatip okumuş başbakan, bakanlar ve bürokratlar
doldurmuştu devletin yönetimini. Halk mutluydu bu gelişmeden. Neticede
içlerinden, kendilerinden olanlar yönetiyordu bu ülkenin insanını. Artık
Müslümanlar da söz sahibiydiler ülkenin yönetiminde.
Çok geçmeden bazı dedikodular duyulsa da pek kulak kabartılmadı
açıkçası. İhaleler yapılıyor, birileri fahiş fiyatlarla aldıkları ihalelerden
milyonlar kazanıyorlardı. İmar yolsuzlukları olduğu söyleniyor, vatandaş için
verilmeyen çok katlı bina izinleri birilerine veriliyordu. Gittikçe zenginleşen
bir zümre peyda olmuştu birdenbire. Müslümanlar para ile tanışmış, para ile
müreffeh bir hayat sürer hale gelmişlerdi. Artık o itilen kakılan Müslüman tipi
kaybolmuş; marka giyinen, altında son model pahalı arabası olan, lüks
mekânlarda yemek yiyen, ultra lüks villalarda oturan Müslümanlar ortaya
çıkmıştı. Pek çok şirketi olan ve binlerce işçi çalıştıran işadamlarımız vardı
artık Müslümanlar arasında. Fakat bu zengin Müslümanların yanında çalışanlar
nedense diğer kesim zenginlerinin yanında çalışanlardan daha az ücret alıyor
üstüne bir de horlanıyorlardı bu konudan şikâyet ettiklerinde.
Yolsuzluk, rüşvet, irtikâp o kadar ayyuka çıkmıştı ki
sağır sultan bile bundan haberdardı. Adam kayırma, haksız rekabet vardı
işlerinde. Çalıyorlar ama çalışıyorlar , vardır bir bildikleri , görmüyor
musun ortamı cümleleri zihinlere sinsice yerleşiveriyordu. Yıllarca sarmaş
dolaş olan iki Müslüman bile birbirini suçlarken biri diğerine vatan haini,
öbürü diğerine hırsız diyebiliyordu hiç çekinmeden. Ortada Müslüman vardı ama
kullanılan cümleler hep İslam a aykırı cümlelerdi. Artık Müslüman denilince
dümenini tutturan, işini bilen, cukkayı dolduran, yalaka, torpilci, hediyeci,
hırsız, sınav sorularını çalan, vatan haini geliyorsa akla bunda günümüz
Müslümanlarının payı ve hatası vardır elbette. Gelecek nesiller Müslüman
dendiğinde eğer bu ve benzeri şeyleri hatırlarına getirirlerse o zaman vay
halimize!
Müslüman olarak bizlerin silkinip kendimize gelmemiz
lazım. Siyasi, şahsi çıkarlar uğruna yitirilen değerler göz önüne alındığında
çok büyük zarara uğradığımız aşikârdır. Oyuna dalıp yemeğe gitmeyen çocuklardan
yemeyi bile oyuna dönüştüren ergenlere dönüştük farkında mıyız
Minik bir tebessüm Uzun Evliliğin Sırrı
Uzun Evliliğin Sırrı konulu seminerde 50 yıllık evli
olan konuşmacı Temel diyordu ki:
* Eşime hep iyi davrandım. Onu daima memnun ettim. En
önemlisi evliliğimizin 25. Yıldönümünde onu Amerika ya götürdüm.
Bunun üzerine herkes merakla sormuş:
* Peki, evliliğinizin 50. Yıldönümünde ne yapacaksınız
* Ne mi yapacağım Gidip onu Amerika dan geri getireceğim
İlgilisine Notlar:
* Çay bile demini almadan içilmiyorken sen neden
sabretmeyi bilmezsin kardeşim.
* Dirilerin ölülerden daha hızlı çürüdüğü bir dünyada
yaşadığının farkına varmalı insan.
* Matematik de yanıltır bazen insanı. Günümüzdeki 1,5
milyarlık Müslüman Bedrin 313 Müslümanı kadar güçlü değiller mesela.
* İnsanlara onları size nankörlük yapmaya mecbur
bırakacak kadar büyük iyiliklerde bulunmayın. Balzac
* Fransa daki dergi baskınına Fransızların Filistin deki
katliamlara üzüldükleri kadar üzülüyorum, Fransa Devlet Başkanı nın zalimleri
kınadığı gibi olayı kınıyorum.
* Bugün Milli Gazetemizin kuruluş yıldönümü! Okuru,
çalışanı ve davası ile bir ve bütün olan bir gazetenin mensubu olmaktan gurur
duyuyorum. Zalimin karşısında mazlumun yanında olmaya aynı azim ve şuurla devam
edeceğiz. Bizlere, camiamıza ve ümmete hayırlar getirsin inşallah.