Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Sakın sizden hiçbiriniz kıyamet günü zekatın vermediği davarını omuzunda bağırır halde taşıyıp gelmesin ve (yardım isteyerek): Ya Muhammedi demesin. O zaman ben ona: Ben senin için hiçbir şey yapmaya malik değilim; ben (ilahi emirleri) tebliğ etmişimdir derim. Yine sizden hiçbiriniz zekatını vermediği devesini böğürür halde omuzu üzerinde taşıyarak gelmesin ve: Ya Muhammed demesin. Ben ona: Ben senin lehine hiçbir şeye malik olamıyorum; ben (ALLAH ın emir ve nehiylerini) tebliğ etmişimdir, derim." 

Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:

"Kim ki, ALLAH kendisine mal verir de o malın zekatını vermezse, kıyamet gününde zekatı verilmeyen mal, sahibi için çok zehirli erkek bir yılan suretine konulur. Bu yılanın iki gözü üstünde iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna gerdanlık yapılır.

Sonra yılan ağzı ile sahibinin çenesini iki tarafından yakalar. Sonra: Ben senin (dünyada çok sevdiğin) malınım; ben senin hazinenim, der".

Ebu Hureyre (R.A.) dedi ki: Bundan sonra Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şu ayet-i kerimeyi okudu:

"ALLAH ın fadlından kendilerine verdiğini harcamakta cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için bir hayr olduğunu sanmasınlar. Bil akis bu, onlar için bir şerdir. Onların cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası ALLAH ındır. ALLAH ne yaparsanız hakkıyla haberdardır."

Bu ahiretteki cezadır. Dünyada ise: Zekatları, İslam devleti tarafından zorla alınır, ayrıca cezalandırılırlar. Bu ceza: Zekatı kendisinden zorla almak, tazir etmek ve zorla malının yarısını almaktır. Çünkü Behz b. Hakim (R.A.) den rivayete göre Resulullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Ecrini ALLAH tan isteyerek malının zekatını ödeyene ecri verilir. Zekatını vermeyenin zekatını ve devesinin yarısını, Rabbimiz ALLAH Teala nın bir alacağı olarak alırız. Zekattan hiçbir şey Muhammed in âline helal değildir."

İlk halife Ebu Bekir (R.A.) ın zekat vermek istemeyenlere karşı tutumu şu şekilde olmuştur. Bu konuda önceleri tereddüt eden Hz. Ömer (R.A.), halife Hz. Ebu Bekir (R.A.)ya şöyle demiştir: Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

"ALLAH tan başka ilah yoktur; deyinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunu söylerlerse hak etmeleri dışında canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Hesapları da ALLAH a kalmıştır"  buyurduğu halde bunlarla nasıl savaşırsın

Hz. Ebu Bekir (R.A.) şu cevabı verdi: ALLAH a yemin ederim ki, namaz ile zekatı birbirinden ayıranlarla elbette savaşacağım. Çünkü zekat, malın hakkıdır. ALLAH a yemin ederim ki, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize ödemekte oldukları dişi bir keçi yavrusunu bana vermezlerse bundan ötürü onlarla savaşacağım.

Bu hadis başka bir rivayette: "Resûlullah (S.A.V.) efendimize ödemekte oldukları devenin bağını ödemeyecek olurlarsa." ifadesiyle nakledilmiştir. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle demiştir:

"Yemin ederim ki, Yüce ALLAH, savaşmak için Ebu Bekir in gönlüne bir genişlik vermiştir. Bu konuda onun hak üzere olduğunu anladım"