Her depremin ardından alınacak tedbirler tartışılır, komisyonlar kurulur, yasal düzenlemeler yapılır. Bir başka ifadeyle aslında bir deprem bölgesi olan ülkemizde depreme karşı ne gibi tedbirlerin alınması gerektiği çeşitli kereler belirlenmiş durumda. Böyle olunca da yeni bir komisyon kurulup ne gibi tedbirlerin alınması gerektiğini araştırmak yerine daha önceleri tespit edilmiş hususların uygulamada niçin tam olarak hayata geçirilemediği ya da geçirilmediği üzerinde durulması daha iyi olmaz mı? Çünkü ülkemizde deprem konusunda ömrünü vermiş ilim adamları bulunmakta ve her fırsatta özellikle binaların depreme karşı dayanıklı hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Bu hususa dikkat çekenler sadece bilim adamları değil, siyasiler arasında da görüş birliği vardır. Çünkü bu gerçek sık sık, “Deprem değil çürük binalar öldürüyor” şeklinde dile getiriliyor. Kaldı ki ülkemizin bir deprem haritası da bulunduğuna göre her bölgenin zemin yapısına ve şartlarına göre binaların yapılması gerekiyor. Yani, ülkemizdeki sıkıntı depreme karşı alınacak tedbirler ve yapılması gerekenlerin tespiti değildir. Sorun bilinmekte uygulamanın denetlenmesinde ya da denetimsizliktedir.
Çünkü deprem yönetmeliğine göre depreme karşı dayanıklı binalar yapımında bazı kimselerin maddi hırsları sebebiyle uygulamada aksaklıklar var. Bunun ötesinde deprem yönetmeliğine göre eksiksiz yapılmış binaların bazılarında sonradan bir takım müdahaleler söz konusu oluyor ve bu müdahaleler binaların bir sarsıntı karşısında yetersiz kalmalarına sebep oluyor. Söz gelimi binayı ayakta tutan kolonlardan ya iptal edilenler ya da bir takım müdahalelerle zayıf düşürülenler söz konusu. Bu durum son İzmir depreminde de ortaya çıktı ve pek çok yetkili bu gerçeği dile getirdi.
Bu bakımdan binaların yapımı ve yapıldıktan sonra yerleşim sırasında bir takım müdahalelere karşı korunması gerekiyor. Bu denetimlerin nasıl ve hangi kurumlar tarafından yapılacağı da belli. Böyle olunca öncelikli sorun binaların denetimsizliği olarak karşımıza çıkıyor. İkinci husus ise yıllar önce yapılmış pek çok binanın gözden geçirilmesi, bir takım zaaflar tespit edildiğinde bu binaların yıkılmasını öngören düzenlemeler olmasına rağmen dayanıksızlığı tespit edilmiş binaların yıkılıp yeniden yapılmasında sıkıntılar çekiliyor. Binada oturanlar binanın yıkılmasına karar vermek hususunda gönülsüz davranabiliyorlar. Sonunda da söz konusu binadan bir deprem sonrası yaşanan yıkıntının ardından sadece orada oturanlar değil, millet olarak gözyaşı döküyoruz.
Yıllar önce yapılmış ve denetim sonucu yıkılması gerektiğine karar verilmiş ise oturanların onayına ihtiyaç duyulamadan gereğinin devlet tarafından yapılması lazım. Bu yapılmadığı takdirde istediğimiz kadar araştırma komisyonları kuralım, nelerin yapılması gerektiğini tespit edelim sonuç değişmez/değişmiyor. Uygulamada sağlanacak ciddiyet ile birlikte binaları sağlıklı yapmayanlar ve bunların kontrolünden sorumlu insanlara verilecek cezaların gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü olay bir binanın yıkılmasından ibaret değil. Pek çok insan enkaz altında hayatını kaybediyor. Bu ise bilerek işlenmiş bir cinayetten farklı değildir. Cezası da buna göre olmalıdır. Netice itibariyle depreme karşı alınacak tedbirler bellidir, uygulanmasının üzerinde durulmalıdır.