Beşiktaş, e-bilet tenhalığında, Fenerbahçe yi konuk etti.

Maç, ilk dakikalardaki Emre germesi ile biraz elektrikli geçti. Hakem Özkahya

sarıyı çıkartınca Emre duruldu, maç da tempo kazandı, şıklık olmasa da şöyle

veya böyle izlenir hâl aldı. Hele iki şık gol de gelince... Devre arasında

Emre nin soyunma odasında bırakılışı kimin işidir bilemem ama Emre devre

biterken çıkmak istemişti. Böyle olunca da pozisyon kırmızıları hariç, maç

kazanma isteği, futbol araştırması, mücadele bazında sürdü ve bitti.

Bu sonuçla Fenerbahçe şampiyon oldu. Tamam, henüz

matematik yaşıyor ama Beşiktaş hiç kaybetmeyecek, Fenerbahçe bütün maçları

kaybedecek ve aradaki genel averaj da Beşiktaş lehine dönüşecek. İmkânsız.

Genel averaj diyorum, çünkü yıllar önce ikili averaj değiştiğinden iki takımın

aralarında bu bazda bir fark yok.

Buraları da geçtikten sonra maçın adamlarına gelelim.

Bence Emenike müthiş oynadı. Kendisine uygun veya aykırı atılan bütün toplara

hamle yaptı. Ya aldı, ya aldırmadı, adam da attırdı. Buna karşılık Beşiktaş ta

da Franco yu çok beğendim. Hani şu bizim spor medyasının nereden geldi dediği

adamı... Sahanın en kötüleri Kuyt, ki, ilk defa böyle tanınmaz bir haldeydi,

gole rağmen Sow ve bunlardan doğal olarak etkilenip öne hamle zafiyeti gösteren

Fenerbahçe orta sahası... Beşiktaş ta da Gökhan ile Olcay görünmez adam

gibiydiler. Jones dağınık, bu yüzden de Veli orta şekerli idi. Atiba yine

sağbekte harcanırken, kaleci Tolga nın bütün yan topları seyredişine anlam veremedim.

Şimdi finale gelelim. Halis Özkahya bitime az bir süre

kala Dany aleyhine düdük çaldı. Mesele şu idi; Dany hava atışında top yere

değdikten sonra, topu ayağında sektirip kafa ile kalecisine verdi.

Centilmenliğe aykırı hareket, endirekt vuruşla cezalandırıldı. Karar yüzde yüz

doğru. Ama bunu kimse bilmediği için, başta da futbolcular olduğu için ortalık

karışmadı da, şaşkınlık topluluğu gördük. Sonra Caner, vuruşun yapılacağı yere

topu dikti. Yanına pas yapabileceği, galiba Gökhan ve Cadlec geldiler. Beşiktaş

baraj kurarken, Alves çıkıp Caner e topu auta atmasını eliyle gösterdi. Caner

de öyle yaptı.

Sonra mı Tolga, Gökhan Gönül e, atışı dışarı yapmaları

söylemiş, kararın nedenlerini de açıklamış. Sonra Gökhan, Caner e topu auta

veya taca atmasını söylemiş. Alves de eliyle autu göstermişti.

Sonra mı Bütün spor medyasına göre çok centilmence bir

durum söz konusu. Peki, bu maçın sonucu sadece Fenerbahçe ile Beşiktaş ı mı

ilgilendiriyor Yani alan ve veren razı bir sonuç mu Doğrudur. Şampiyon yara

almamış, en azından derbi kaybetmemiş, ikinci de arkasından gelen takımla

arasındaki puan farkını ikiye çıkartmış. Peki, ya başka birileri Onları bu

sonuç etkiler mi Yani bu iki takımın ardından gelen üçüncüyü

Allah tan bu defa tape yok, polis fezlekesi yok, savcı

yok, hâkim yok, gözaltı yok, tutuklama yok, hapis yok, Yargıtay yok. Ne var

Resmen ve canlı olarak bizzat futbolcuların demeçleri ve el işaretleri...

Atmayın , Peki, atmayalım, atma, auta veya taca at... Olur... Alâkası

olmayan penaltılar verildiğinde de, Vallahi bu kuralı bilmiyorduk deyip,

dışarı atsanıza!

Sonra e-bilete hayır! Bu ülkede seyirci ve yönetici başka

hangi metotla düzeltilir Futbolcu nasıl Batılı olabilir Siz futbol

seyircileri; lütfen spora siyaseti sokmayın! Ayıptır, günahtır! Siz, anlaşmalı

maçta karşı taraf nerede diye soranlar, aha orada işte...