Gezi olaylarıyla birlikte edebiyat dünyasında gündeme alınması gereken pek çok husus ortaya çıktı. Bunlardan bir kısmı konuşuldu, yazıldı, tartışıldı. Bir kısmına biz de müdahil olduk. Sözgelimi olaylara kaba güçleri ile katılan edebiyatçılarla yardım ve yataklık ölçüsünde sürece katkı sağlayanları birkaç yazıyla gündemimize almış, metinlerinden örnekler sunmuş, bir kısmını da mahkûm etmiştik…
Bununla birlikte geçen zaman içinde Gezi olayları-edebiyat dünyası ilişkileri bağlamında konuşulmayan, tartışılmayan şeyler de oldu. Bunların başında AKP–edebiyat dünyası ilişkisi gelmektedir.
Tabii bu ilişki bağlamında en can alıcı soru 11 yıllık iktidarı boyunca AKP’nin hangi dünyanın yazarlarına yatırım yaptığı ve karşılığında neler aldığı sorusudur. Bu esaslı sorunun cevabını birkaç hamle ile görmeye çalışalım. İlk hamlemiz bazı isimler üzerinde yoğunlaşıp bunların AKP ile (yahut AKP’nin bunlarla) kurdukları dirsek temaslarına dair sondajlar yapmak olacak.
Birinci örnek kişimiz Yaşar Kemal. İşte kendisinin konu olduğu bir haber. Tarih 8 Şubat 2013. “Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, dünyaca ünlü edebiyatçı Yaşar Kemal’i İstanbul’daki evinde ziyaret etti.” Ömer Çelik’in Bakan olduktan sonra yaptığı ilk ziyaretlerden birisidir bu. Hemşerilik (Adanalılık) ilişkisi bir tarafa, bu buluşma hükümetin kültür ve medeniyetteki yönelimlerini somutlaştırması bakımında ipuçları verir. Haberin son cümlesini de bir ibret numunesi olarak sunalım: “Yaklaşık 2 saatlik görüşmenin ‘yarıda kaldığını’ düşünen ev sahibi Yaşar Kemal ile misafiri Çelik, gelecek günlerde sohbetlerine bir akşam yemeğinde devam etme konusunda sözleşti.” Kaynak: AKP’nin internet sayfası. Bu sözleşmenin icabı gerçekleşti mi bilmiyoruz.
İkinci örnek kişimiz Orhan Pamuk. Tarih 1 Kasım 2006. “AKP, Nobel Ödüllü Orhan Pamuk’a ‘hocalık’ teklif etti. Eğer kabul ederse, Nobel Ödüllü yazar AKP’nin Siyaset Akademisi’nde hocalık yapacak.” Kaynak: Zaman gazetesi.
Pamuk’la işimiz bitmedi. Şu haber de oldukça mühim: 14 Mayıs 2012. “Orhan Pamuk’tan AK Parti’ye övgü: Son 10 yılda mevcut iktidarla Türkiye çok daha zengin ve başarılı oldu”. Haberde birkaç küçük eleştiri olsa da, Pamuk’un ana fikri hükümetin önemli işler yaptığı yolunda… Kaynak: Milliyet gazetesi…
Üçüncü kaynağımız Elif Şafak. Onunla ilgili de birkaç haber paylaşacağız:
Tarih: 6 Aralık 2007. “AK Parti Kadın Kolları 23. Dönem 2. İstişare Toplantısı (800. Yılında Mevlana) Gerçekleşti”. Konuşmacılardan birisi, “gazeteci, yazar Elif Şafak”…
Tarih 25 Ekim 2008. Haber: “AK Parti Kadın Kolları final jürisi için alanında başarılı isimleri davet etmeyi düşünüyor. Edebiyatçı olarak Elif Şafak bunlardan birisi.” Kaynak: Dünya Bülteni.
Elif Şafak’la ilgili bir başka haber. AKP’nin resmi sitesinden: “Elif Şafak’ın 26 Mayıs 2009 Tarihinde Kütüphanemizde Gerçekleştirdiği Sohbeti”. Sohbeti videodan izleme şansınız da var…
Bir başka kadın edebiyatçı: Bejan Matur. Tarih 3 Aralık 2009. Haber metninden bir parça: “AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı’nın, basının önde gelen kadın gazetecilerini Genel Merkez binasında konuk ederek gerçekleştirdiği ‘Basınla Buluşma’ toplantıları sürüyor. Kadın Kolları’nın haftalık MYK toplantılarının son konuğu, Bejan Matur oldu.” Kaynak: AKP resmi sitesi.
Bu kadar örnek derdimizi anlatmaya kâfi. Şimdi şu tespitlere dikkat edelim. Malum olduğu üzere, seçtiğimiz isimler popüler nitelikte yazarlar. Ama dahası var: Hepsi her dönemin insanı, yani her dönemde revaçtalar. Demek ki resmî genel çizginin daimi kesişiminde duruyorlar. Bütün bunlardan sonra, bu isimlerin hemen hepsinin Gezi Olayları’ndan sonra AKP karşıtı “Kaygılıyız” bildirisine imza attıklarını da söyleyelim. İşte en vahim olan yer burası.
Aslında bunlara benzer onlarca şair/müteşair, yazar var, AKP’nin hazırladığı bir takım kaynaklardan ve değişik imkânlardan yararlanıp da hükümete sırt çevirip Başbakan’ın adının önüne ‘diktatör’ sıfatını eklemeye teşebbüs eden...
Şuraya gelmek istiyorum: Bir siyasi iktidar elbette toplumun tamamını kapsayacak fiiliyata imza atmalı, herkese hizmette bulunmalı. Fakat bundan öteye geçmesini de bilmeli: Kendi ufuk çizgisinin temsilcisi olabilecek yaratıcı faaliyetlere, özellikle de bunlara girişmeli...
AKP bu hususta oldukça başarısızdır. Bu başarısızlığın vebali AKP’ye yeter…