Karabükspor için hayati oyunlardan biriydi. Tabii ki
Galatasaray için de... Buradan hareketle iki takımın oyun stratejisi çok
önemliydi. Karabükspor bu maça kadar nice büyükleri üçlük yapmış, ama kendi
sahasında da olmadık takımlara yenilmişti. demek ki takımın yapısına göre oyun
planlamak gerekliydi. Ki bu ister istemez büyüklere karşı yapılıyordu. İşte
Karabükspor da bu maça oynanması gereken tipte bir oyunla başladı ve sonuna
kadar, pardon son on dakika hariç böyle oynadı. Yani kendi yarı alanını genişletmeyecek,
boynu uzatmayacaktı. Yani bir başka deyişle rakip sahada oynar gibi olacaktı.
Öyle de oldu. Ancak Gökhan Ünal tercihi, en etkili silah Lualua yı da marke
edince kurgunun ön tarafı işlemedi.
Peki, Galatasaray ne yaptı Karabükspor un bu oyun felsefesine
karşı saldırıp saldırıp durdu mu Hayır. Galatasaray da rakibinin derinlik
bulduğunda, özellikle de Lualua nın driplingleriyle rakibin savunmasını kolayca
yardığını hesaba katarak oynadı. Yani düne kadar olduğu gibi şuursuzca
saldırmadı. Top yaparak öndeki iki klas oyuncusunu Selçuk, Riera, Eboue
destekleriyle pas trafiğinde işi bitirmeye çalıştı. Kalesinde tehlike
görmeyerek planladığı oyunu oturttu diyebiliriz. Karabükspor genelde derinlik
bulamadığı için o bildiğimiz etkili hücumlar yoktu.
Galatasaray şampiyonluğa giden yolda güldür güldür mü
oynadı Hayır. Çünkü yukarıda izah etmeye çalıştığım oyun kurgusunun tıpkı
Karabük te olduğu gibi ilerde Burak markajcısı vardı. Ne Drogba nın rahat
etmesine yardımcı oldu, ne de Sneijder in dripling ve pas işlemine... Selçuk
sürekli baktı derinliğe atayım diye ama aynı Burak kımıldamadan oynadı genelde.
Bir iki girişiminde de, malum, ofsayta yakalandı.
Özetle tam bir taktik, plan ve strateji maçıydı. Galatasaray
iki buçuk pozisyonla maçı aldı. Karabükspor ise hiç pozisyona giremeden maçı
tamamladı. Aslında futbol da budur. Plan, program, strateji ve rakibe göre
düşünerek sahaya çıkmak. Palavracılara duyurulur.