Önceki akşam bir dost meclisinde, hep beraber televizyonların ana haber bültenlerini izliyorduk Memleketin bir köşesinde küçük kızlara taciz suçlamasıyla mahkemeye çıkarılmaya çalışılan bir zanlıya yapılan linç girişimi haberi geldi ekrana Yüzlerce kişi, adamı linç etmek için hazırolda bekliyorlar. Polis, biber gazı sıkarak kalabalığı zor dağıtıyor İçeriye sokuyorlar dert, dışarıya çıkarıyorlar başka bir dert Arkasından aynı ekranlarda yayınlanan ismi lazım değil bir diziyi izlemeye başladık Hani, eski kaymakam rolündeki adamın tüm ailesini tarümar eden bir yüzsüz karakretin başrollerde oynadığı dizi Önce ablayla evlenen, arkasından küçük kızkardeşi ayartıp kaçıran, arkasından evli barklı başka bir kadınla gayri meşru ilişkisi ortaya çıkan tip Hani, televizyon eleştirmenlerinin reyting aldığı için, "Ne muhteşem yazar be Yazdığı herşey reyting rekorları kırıyor" diye övmelere doyamadıkları dizi. Aynı yazarımızın bildiğiniz gibi başka bir ekranda, "Dudaktan Kalbe" adlı başka bir eserinden uyarlanan başka bir dizisi daha yayınlanıyor. Başrol kahramanımızın şu ana kadar yemediği halt yok
Doğal olarak, biraz önce haberlerde izlediğimiz olaylarla, bu dizilerin yorumlarını yaptık
Nereden nereye gelmişiz İşte onların hayal ettiği dünya bu Komşumuz dedi ki, "İffeti değil, şehveti hayatın başrollerine koyarsanız ortaya çıkacak manzara budur"
Harika bir tesbit Eskiden gazetelerin üçüncü sayfalarında hırsızlık, tecavüz ve gasp haberleri yeralırdı Bu haltı işleyen vatandaşlar, elleriyle elbiseleriyle yüzlerini kapatırlardı Dikkat ediyorsanız, son dönemde her türlü kepazeliği yapanlar, yüzlerini saklama gereği bile duymuyorlar. Ar, namus, haya ummana kaçmış durumda
Dizilerimizde, türlü kepazeliği yapan, her türlü haltı işleyen, gayri meşru ilişkilere bulaşan karakterler sıradanlaştırılıyor Yaptıkları işler, normalmiş, sıradan olaylarmış gibi takdim ediliyor Toplum da her türlü kepazeliğe prim veren bu görüntülere karşı duyarsızlaştırılıyor. Ve, sonunda mahkeme önünde linç mangaları ortaya çıkaran ahlaksızlıklara zemin hazırlanıyor.
Bu bir bataklıktır Bataklıktaki sinekleri göstererek, sineklerle mücadele ederek kötülüğü önleyemezsiniz. Doğruyu, güzeli, meşruyu göstereceksiniz. Su-i misal, misal değildir diye bir söz vardır. Kötü misal, hiçbir zaman emsal, örnek olamaz.
İnsanlar eğriyi, doğruyu bilmiyorlar mı, kötüyü iyiyi ayırtedemiyorlar mı Ellerinde kumanda var, eğer beğenmiyorlarsa, başka bir dizi seyretsinler Bu teoriler, kötülüğü sıradanlaştırmak isteyenlerin, insanların zihinlerini dönüştürmek isteyenlerin, gayri meşruluğu vaka-i adiyeden hale getirmek isteyenlerin, daldaki kuşa bak cambazlığından başka bir şey değildir.
"Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır"
İnsanlara güzeli göstermezseniz, hayat tasavvurunu çirkinlikler üzerinden kurgulamaya kalkışırsanız, ortaya çıkacak kapkara vicdanları temizleyebilmek için, adalet saraylarınız bile yeterli olmaz. Ahlâk biterse, toplum biter