ANADOLU insanının hafızasında Yemen’in ayrı bir yeri vardır. Yemen, 1872 - 1918 yılları arasında Osmanlı’nın bir vilayeti statüsündeydi. Bu dönemde İngilizlerin tahrikiyle yaşanan isyanların oluşturduğu acı, halkımız üzerinde silinmez izler bıraktı. Ülkenin dünya deniz ticaretinde önemli bir geçiş yeri durumunda olması, tarih boyunca sömürgecilerin iştahını kabarttı.

Osmanlı, Yemen problemini kökünden çözmek ve isyanları bastırmak için her fedakârlığı yaptı. Yemen cephesinde verilen şehitlerin acısı türkülere konu oldu, nice ağıtlar yakıldı: “Ah o Yemen’dir / Gülü çemendir / Giden gelmiyor / Acep nedendir.”

Yemen’in Sana ve Taiz şehirleri arasındaki sarp kayalarıyla meşhur Hûş Dağları’nda o kadar çok zayiat verildi ki! Bu acı Anadolu halkının kalbinin derinliklerine işledi. Yemen’i Anadolu’dan farklı görmedi. Hûş’ta yaşanan can kaybını Muş’ta yaşanmış gibi üzüldü: “Burası Hûş’tur (Muş’tur) / Yolu yokuştur / Giden gelmiyor / Acep ne iştir.”

Yemen’deki facianın büyüklüğünü anlatan şu söz meşhurdur: “Yemen’de ölen Osmanlı askerinin sayısını tarihçi bilmiyor, öğrenmekten korkuyor.”

İhsan Süreyya Sırma’nın Beyan Yayınları arasında çıkan şu 3 eseri konunun dehşetin anlatmaya yeter, sanıyorum: 1. Ano Yemen’dir, 2. Osmanlı’nın Yıkılışında Yemen İsyanları, 3. Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri.

KRİZLERİN SONU GELMİYOR

Yemen hâlâ siyasi ve ekonomik pek çok problemle karşı karşıya! Hükümet güçleriyle Husiler çatışma halindeler. ABD markalı taşeron terör örgütü El Kaide burayı üs edinmiş durumda. Sana’daki su sıkıntısına ise çare bulunamıyor.

ABD, BOP hedefine ulaşabilmek için kriz ve çatışmaları tahrik ediyor. ABD ile işbirliği halindeki Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih Husilere karşı amansız bir savaş başlattı. (2014) Batılı emperyalistler hükümetin bu uygulamalarından memnun. Kendi kontrollerindeki düşük profilli yöneticileri iş başında tutmak için elinden geleni yapıyor. Oluk oluk Müslüman kanı akarken, Batı gelişmeleri kıs kıs gülerek seyrediyor.

Ülkedeki siyasi bölünmüşlük, farklı mezhep ve İslami mücadele ekollerinin varlığı emperyalistlerin işini kolaylaştırıyor.

Müslüman Kardeşler Hareketi 1928’den beri faaliyette. Yemen’deki kolu durumundaki Islah Hareketi köklü bir geçmişe sahip! Tebliğ ve davet yöntemiyle halkı kardeşliğe davet ediyor, ümmet şuurunu canlı tutmaya çalışıyor. Ülkede etkili ve geniş bir eğitim ağı oluşturmuş durumda.

Yemen’in önemli ilim adamlarından Abdülmecit Zindan çözüm için etkili bir konuma sahip. ABD bunu bildiği için Zindan’nin El Kaide bağlantılı olduğu yalanını yayarak onun devre dışı kalmasını sağlamış. Yemen’in normal hayata dönmesi emperyalistleri öylesine korkutuyor ki!

İÇ ÇATIŞMA HAYIR GETİRMEZ

Yemen’de ABD işbirlikçisi hükümete karşı mücadele veren Husiler İran

İslam Devrimi’nin etkisi altında. Başta itidalli bir eğitim ve kültür faaliyeti yürüten bu grup, Cumhurbaşkanı Salih’in onlara savaş açmasıyla savunma ve direnişe geçmişler. Saada şehrini kontrollerine almışlar. Ülkedeki iç savaşın asıl sebebi bu.

Tarih şunu açıkça göstermiştir ki, iç çatışma hiçbir ülkeye hayır getirmez. Bu işin tek kazananı yalnız emperyalistler olur. Bu yüzden Müslümanlar yaşadıkları coğrafyalarda bir taraftan kendilerine yapılan zulüm ve sıkıntılara sabretmeli, diğer taraftan da tebliğ ve davet alışmalarına hız vererek halkı uyarmaya çalışmalıdırlar. Bugün, Müslüman Kardeşler Hareketi’nin Yemen’de yapmaya çalıştığı budur.

Batı’nın güdümündeki BM, AB, NATO gibi küresel kuruluşlar hak ve adaleti sağlayamadı, sağlayamaz. Çünkü inançları buna fırsat vermiyor. Hırs ve bencillikleri ön planda!  Huzur ve barış dünyasını, ancak şefkat ve merhamet temeli üzerine kurulmuş bir inanca sahip olan Müslümanlar oluşturabilir. Dünyadaki kaynakların âdil ve dengeli paylaşılması İslam Birliği’nin kurulmasına bağlıdır. Erbakan Hoca’nın öncülüğünde başlayan D - 8 oluşumunun fonksiyonu budur. Küresel ölçekte kapsamlı bir barışın yolu ancak İslam Birliği’nin kurulmasından geçer.

Müslümanlar, dünyada yaşananların kendilerine yüklediği sorumluluğun idrakinde olmalıdır. Âdil paylaşımla huzur ve barış dünyasının sağlanacağı Yeni Bir Dünya’nın kurulması için vakit geçirmeden harekete geçmelidirler. Şimdi, ayrılık unsurlarını bir tarafa bırakıp sorumluluğumuzu kuşanma zamanıdır.