Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor. Bir yandan sanal gündemlerle estirilen rüzgar, bir yandan demokrasinin üzerindeki kara gölgeler, bir yandan iş-aş ve ekmek derdindeki insanların gizli biçimde yüreklerine akıttıkları gözyaşı Ekonomik bir buhran yaşıyoruz. Sıkıntılar üzerinde değil, teferruat gündemler üzerinde boşa kürek çekiyoruz.

Hükümet erkanı, kağıt üzerinde oynadıkları rakamlarla ortalığı güllük gülistanlık göstermeye, tozpembe tablolar çizmeye, sanal ekonomi tablolarıyla milleti uyutmaya devam etsinler. Bizler, bu gidişin hayra alamet olmadığını, 2001 krizinden daha beter bir durgunluğun başladığını, esnafın istim üzerinde olduğunu ısrarla dile getiriyoruz.

Hükümet erkanının "Kriz-mriz yok, her şey tıkırında, rakamlar cillop gibi" mealinde açıklamalar yapmaları  aslında bir şeyleri yolunda gitmediğinin işaretini veriyor. Çünkü, piyasalar üzerinde müthiş bir güven bunalımı oluşmuş durumda. Hükümet, sanal rakamlar ve sanal istikrar tablosuyla bu işi devam ettireceğini zannediyordu, ama, baltayı taşa çaldı.

Ekonomi bir rakamlar bilimidir Ama, bu rakamların ortaya koyduğu tabloyu oluşturan ana kolon, güvendir. Piyasanın algılarıdır İnsanların alışveriş kültürüdür Milletin piyasadan kokladığı havadır Bu havada bir kötü koku almaya başlandığı andan itibaren, bakanlar kurulu televizyonlarda herşey çok güzel diye, "Yemin Billah" etse dahi,  algıları düzeltemezsiniz.

Görüntü maalesef budur: Piyasalarda bir birim daralma söz konusuysa, çarpan etkisiyle psikolojik algı ise üç birim daha kötü durumdadır.

Kesinlikle ifade etmek durumundayız: Global piyasaların tetiklediği rüzgardan daha kötüsü, iç piyasada yaşanmaktadır. Bu dip dalgayı uzun zamandır, yalaka ve azgın medya dışında kalan birkaç aklı selim medya organında bizler gibi gelen tehlikenin farkına varanlar açıkça söylemekteydi. Fakat, kulağının üstüne yatarak, haftada bir kamuoyunun ağzına iç gündem sakızı vererek memleketi idare ettiğini düşünenler, okyanusun tükenmeyeceğini, karanın görünmeyeceğini zannediyorlardı. Okyanus da bitti, deniz de Kara göründü

Geçen günlerde tesadüfen bir radyo programında bir adamcağız bas bas bağırıyordu: "Bu medya ne iş yapıyor Neden gerçekleri söylemiyor Büyük Ortadoğu Projesinde piyon olarak kullanılan Türkiye ye biçilen rolleri neden dile getirmiyor "

Medyanın derdi bunlar değil ki! Medyanın derdi, kendi paslı çarklarının yürümesi. Doymak bilmeyen bir iştihayla obez vücutlarına kredi, teşvik ve ballı ihaleler bulabilmek. Hükümetin ekonomi politikalarına hiçbir şey demezler ama, yandan yandan, başörtüsü derler, başka bir şey derler, muhalefet ediyormuş gibi görünürler. Fildişi kulelerinden memlekete nizamat vermeye çalışırlar. Çarşı-pazar yanmış, mutfaklar yanmış, cüzdanlar erimiş, KOBİ ler tükenmiş onların umurunda mı Varsa yoksa, Osman Altuğ hoca nın deyimiyle, üç kağıt ekonomisini, Dolar-Faiz-Borsa yı görüntü olarak millete yedirmek! Bu ekonominin tadından yenmiyor türküsünü söylemek! Piyasanın tadı bozuldu, siyasetin tadı bozuldu, demokrasinin tadı bozuldu, hukukun tadı bozuldu Ağzımızın tadı da bozulmak üzere!