Merhum Erbakan basın toplantısı yapmakta. Gazeteciler hınca

hınç doldurdukları salonda sürekli fotoğraf çekmekte. Bildiğimiz gibi tane tane

ve kendine has üslubuyla konuşan başbakanın sesi bir ara buğulanır Ağlamaklı

olur Kırılmalar olur sesinde Hasta annesine bir dilim ekmek getirmek için

arabanın peşinden yalınayak koşan çocuk herkes duygulanmıştı. Hani derler ya

dokunulsa ağlayacak o haldeydi pek çok insan.

Başbakan Erbakan toplumda kanayan bir yaraya parmak

basmakta ve en açık bir şekilde en yetkili ağızdan ifade etmekteydi. Dudak

büken çok oldu ertesinde. O da ağlar ama unutur diyordu bir kısım insanlar.

Uzun zaman geçmedi aradan yine bir bakanlar kurulu toplantısı sonrasında

yaptığı basın toplantısı ile işçi, memur, çiftçi, emekli, dul, yetim kısaca

toplumun tüm kesimlerini kapsayan maaş zamları açıklandığında o dudak bükenler

küçük dillerini yutacaklardı neredeyse.

Bir başbakan ağlamaklı olmuştu. Yalınayak bir dilim ekmek

için koşarken gördüğü o küçük kız kendisini çok etkilemişti. Vazifelerini

yeniden hatırlatmıştı kendisine belki de kim bilir. Düşünmüş ve yetkili olarak

yapabileceklerini hesap eylemiş ve ilk fırsatta da yapmıştı. Belki o çocuğa

faydası olmamıştı direk olarak ama onun gibi binlerce çocuğu kurtarmıştı pek

çok sıkıntıdan.

İş ümmete gelince daha bir heyecanlıydı. Tüm zorlama ve

baskılara rağmen D-8 i kurmuş ve ilk toplantısını gerçekleştirmişti. İslam

Barış Gücü, İslam Ortak Pazarı söylemlerini pek kimse anlamasa da o doğru

bildiği yoldan şaşmadı. Ömrünün son anına değil mücadele eden o insanı şimdi

kendisine karşı olanlar bile çok iyi anlamakta ve ne kadar haklı olduğunu ifade

etmekteler. Ümmetin onlarca yıl ilerisinde yaşayan bir liderdi. Ruhu şad mekânı

cennet olsun

Bebekler uyurken sessiz olunur, ölürken değil

Savaşların, karışıklıkların en çok sıkıntısını çocuklar

çekerler. Sevgiye muhtaç oldukları, korunmak zorunda oldukları dönemlerde en

fazla şiddet görmekte hatta ölmekteler.

Büyüklerin anlamlandıramadıkları kavgalarının bedelini

hep o masum çocuklar öderler. Yerlerinden o sıcacık yuvalarında uzaklaştırılmak

mı dersiniz, anne babasını kaybetmek mi hatta canlarıyla ödeyenleri bile var.

Ana kucağında kuzu olması gereken ciğerpareler titreyerek, acı çekerek can

vermekteler. Daha acı olanı ise Müslümanlar başta olmak üzere, tüm dünyanın

sanki ölen yokmuş gibi davranması, zulme ses çıkartmaması. Ülkelere demokrasi

getirmekle ünlenen ülkeler bile vahşete ses çıkartmazken, Müslüman ülkelerin

sessizliği ise vicdanları kanatmakta artık.

Ümmet bir protestoda bile ortak hareket etmekten acizken

birlikte zulmü durdurmasını beklemek biraz hayalcilik oluyor galiba. Oysa hiç

olmadığı kadar ihtiyacımız var İslam birliğine. Hahamlarla, papazlarla,

Budistlerle bir araya gelebiliyor bazı İslami gruplar, bir kısım cemaatler ama

birkaç büyük bir araya gelip de ümmetin meselesini bir türlü konuşamıyorlar her

nedense.

Bebekler ölmekte sessiz sedasız. Oysa o ihtiyaç duyulan

sessizlik onlar uyurken büyüsün diye gerekli.

İlgilisine notlar:

Yaşama nedenini hayallere bağlarsan, gerçekler ölüm

sebebin olur.

Kavga ne Mursi Sisi kavgası ne de Filistin İtrail

kavgası; kavga Mekkeli bir yetim ile Ebu Cehil in kavgasıdır.

Dost dediğin düştüğünde yanında olan değil kalkman için

el uzatandır...

Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için

değişmemelisin ne sen başkası için mecburi istikametsin ne de başkası senin

için!..