Milliyet Gazetesinin bir sayfasını ortaklaşa paylaşan iki haberden ilki, "İpekçi yi andık" ikincisi ise "Ağca yı kaçıracaksın dediler" başlığını taşıyordu. İki başlık tesadüfen mi biraraya gelmişti ya da Ağca yı cezaevinden kaçırtan güçler Bünyamin Yılmaz a konuşma talimatını İpekçi nin ölüm yıldönümünde verdiler de onun için mi iki haber aynı sayfayı paylaştı, bilemiyorum.
İpekçi nin anılışı ile ilgili haberde Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Sedat Ergin Ağca nın serbest bırakılması ile İpekçi nin ikinci kez vurulduğunu belirterek şöyle diyordu:
"Ağca nın serbest bırakılması ile Abdi Bey i bir kez daha vurmuş oldular. Neyse ki, yapılan hata bir şekilde giderildi. Türkiye de İpekçi yi vuran karanlık güçlerle hukuk ve demokrasi güçleri arasındaki mücadele bitmiş değil. Bu cinayetler tam olarak aydınlatılmadığı sürece Türkiye nin gerçek anlamda bir hukuk devleti ve demokrasi olabilmesi mümkün değil. Görülüyor ki, o karanlık güçler hâlâ bazı noktalarda kümelenmişler ve zaman zaman kendilerini gösteriyorlar. Buna hep birlikte tanık olduk."
Bir takım karanlık güçlerin varlığını tesbit etmiş olmak bu güçlerden kurtulmaya yetmiyor. Bu bakımdan bu güçlerin açık adresinin ortaya konulması ve millet olarak elbirliği ile bu güçlerin tasfiyesinde kararlılık gösterilmesi gerekiyor. Halbuki ülkemizde bu karanlık güçlerin tesbiti ve tasfiyesi hususunda sürekli olarak farklı yaklaşımlar ortaya çıkıyor ve bu farklı yaklaşım sözü edilen karanlık güçlerin işini kolaylaştırıyor. Nasıl ki, benim hırsızım iyidir mantığı yaygınsa, benim karanlık güçlerim de iyidir yaklaşımı sergileniyor. Bu yaklaşım sebebiyledir ki geçmişte aynı silah ile sabah solcu, öğleden sonra da sağcı öldürüldü. Sağcının öldürülüşünü solcu, solcunun öldürülüşünü de sağcı alkışladığı için pek çok insan hayatını kaybetti.
Yukarıya başlığını aldığım ikinci haber ise Mehmet Ali Ağca yı Maltepe Askeri Cezaevinden kaçıran Bünyamin Yılmaz ın Rıdvan Akar ın sorularını cevaplandırırken söyledikleri ile ilgili. Yılmaz şöyle söylüyor:
"Cezaevinde gardiyan olarak görevlendirildim. Bir müddet sonra Ağca ile konuşmaya başladım. Kaçırma konusunda bana büyük yerlerden, büyük şahıslardan emirler verildi. Siyasetçi de, devlet de içinde vardı."
Bünyamin Yılmaz konuşmasında kendisiyle birlikte 10 kişinin bir devlet kuruluşu tarafından Maltepe Cezaevinde görevlendirildiğini ve kaçırma olayını birlikte gerçekleştirdiklerini, cezaevinden kaçışın ardından nerelere gittiklerini, Ağca nın İran a hangi yoldan çıktığını detayları ile birlikte anlatıyor.
Bizim için Ağca nın İran a nasıl gittiğinden çok, kaçırma olayının içinde Bünyamin Yılmaz ın ifadesi ile büyük ve etkili kişilerin bulunuyor olması önemli . Adeta hâlâ birilerinin yaptıkları iş sebebiyle birilerine meydan okumaya devam ediyor olmalarıdır.
Görünen o ki, bir takım güçler devlet içinde odaklanmış , kanun ve hukuk dışı uygulamalarda bulunmuşlardır. Şu anda cevabının bulunması gereken husus bu güçlerin benzer çalışmaları hâlâ sürdürüp sürdürmedikleridir. Bu sorunun cevabı bulunmadan bu ülkede insan hakları ve demokrasiden söz etmek fanteziden öte gitmeyecektir.