Önceki yazıyla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

AFRİKA YEREL EKONOMİLERİ İÇİN FARKLI AÇILIMLAR

Adil Düzen’de öncelikli, faydalı üretim ve yatırımlar için daima yeterince faizsiz kredi bulmak mümkündür.

Adil Düzen’de birçok kredi imkânı vardır. Bunların hepsi de faizsizdir ve hiçbirisi de enflasyona sebep olmaz.

Adil Düzen’de aynen bugünkü düzende olduğu gibi fertlerin bir araya gelerek ortaklıklar kurmaları, kendi tasarruflarını birleştirerek ekonomik faaliyetlerde bulunmaları mümkündür.

Ortaklıklar hem üretim yapabilir hem de tesis yapabilirler.

Ayrıca hakkı müktesep karşılığı kredi, emek karşılığı kredi, rehin karşılığı kredi, yatırım projesi karşılığı kredi, ödenmiş vergi karşılığı kredi ve selem senedi karşılığı kredi imkânları mevcut.

Afrika insanı 500 yıldır sömürgeciler eli ile talan edilirken bugün de kötü ekonomik düzenler ve ağır vergilerle ezilemeye devam ediliyor.

Adil Ekonomik Düzen ise “Hakkı Üstün Tutan” bir nizam, bir düzendir ve bu tür vergi zulümlerine izin vermemeyi önceler. Bundan dolayı devletin elinde kuvveti vardır diye aklına estiği şekilde vergi koymasına müsaade edilmez.

Devlet de hakka riayet edecektir, ancak ve sadece kendi hakkını alacaktır.

Bu sebeplerden dolayı Adil Düzen’de vergi, devletin üretime yaptığı katkı ve kendi hizmetlerinden dolayı hakkını alması demektir.

Hâlihazır Faizci Kapitalist Nizam’da devlet haksız olarak vatandaşı ezmektedir; gelişmeyi önlemekte, gelir dağılımlarını bozmakta, sömürmekte ve zulüm yapmaktadır. Bu münasebetle çeşitli isimler altında icat edilmiş bulunan bütün vergiler, fonlar ve kesintiler tamamen haksızdır. Hepsinin lağvedilmesi gerekir.

Bu vergilerden halkın kurtarılması ve vergi adaleti için “Verginin Sadece Devlet Hizmeti Karşılığı Olması Prensibi” Adil Düzen’in bir önerisidir.

Dolayısıyla Adil Düzen’e göre bugünkü binlerce haksız vergi ve fon maddelerinin hepsi yürürlükten kaldırılmalıdır.

“Tek Vergi Prensibi”ne göre sadece bir tek vergi alır. Bir üretimden ve bir kimseden çeşit çeşit isimler altında, çeşit çeşit kademelerde ayrı ayrı vergilerin alınması söz konusu değildir.

“Verginin Yani Devletin Payının Üretim Cinsinden Verilmesi Prensibi” ile devletin payı devlete, üretim cinsinden verilir.

Yani mesela motor üretildiğinde devlet de kendi payını ambara giren motor cinsinden almaktadır. Bunu tıpkı şahıslar gibi devlet de istediği zaman o andaki piyasa fiyatı üzerinden paraya çevirebilir. Bu sebepten dolayı Adil Düzen’de “vergiyi ille de nakit olarak gününde ödeyeceğiz” diye bir kimsenin elindeki malını yok pahasına satması mecburiyeti söz konusu değildir. “Gelirden Vergi Alınmaması Prensibi” ile üretim ve hizmetlerde herkes kendi hakkını alır. Üretimden sonra haklar adilane bir şekilde, müteşebbis yönetici, tesis sahipleri, işçi, hammaddeyi temin edenler ve devletin yaptığı hizmetler dolayısıyla devlet arasında bölüştürmekte, herkes kendi payını almaktadır. Böyle bir pay dağıtımı yapıldıktan sonra artık devlet kimsenin payından şu veya bu sebeple vergi almaya kalkamaz. Bunun manası herkesin brüt geliri ne ise bu aynı zamanda onun net geliridir. Böylece bir yandan işçi, köylü, memur; esnafın emek karşılığı elde ettikten sonra brüt gelirlerinden ayrıca vergi ödemeleri söz konusu olmadığı gibi tüccar, müteşebbis, sanayici ve tesis sahipleri ve ayrıca kira ve kârdan hizmet ve katkısı karşılığında pay alanların gelirlerinden vergi ödemeleri de söz konusu değildir.

(Bitmedi; “Afrika İçin Kuvveti Değil Hakkı Üstün Tutan Bir Model” ve “DÜNYA İÇİN ADİL BİR ÇÖZÜM” konuları yani çok önemli iki bölümle devam edeceğiz…)