Bismillâhirrahmânirrahîm;
BİZİM nesil Afganistan duyarlılığını daha çok Afgan yazar Meral Maruf’un yazılarıyla kazandı. Millî Gazete ve Mavera dergisi 80’li yılların başlarında “Afganistan Günlüğü” başlığıyla yayınlardı bu yazıları. Rahmetli Cahit Zarifoğlu konuyu o kadar benimsemişti ki, ona “Afganistan yazarı” da denilirdi.
Meral Maruf’un babası Muhammet Maruf pek çok Anadolu şehrini dolaşmış, hem gelişmeleri birinci elden duyurmuş; hem de cihadın canlı tutulmasını sağlamıştı. Nasip oldu, kendisiyle Denizli ziyareti bölümünde görüşme fırsatı buldum. Bu etkiyle, biz de, “Hindikuş’tur dağları, / Mücahittir adları” ezgisiyle onların destanlık mücadelesine eşlik ederdik.
Mücahit grupların zaferi sonucu Tacik asıllı Prof. Dr. Burhaneddin Rabbanî devlet başkanı oldu. Peştunlar Tacik asıllı cumhurbaşkanı istemediler. Gülbeddin Hikmetyar’ı seçtiler. İçte büyük çatışmalar yaşandı. Çok kan döküldü.
O yıllarda Taliban kendini hissettirmeye başladı. 1996-2001 yılları arasında yönetime geldiler. Belki, sömürgeci güçlerin karalamaları etkili oldu; ama örnek bir yönetim şekli ortaya koyamadılar. Daha çok radikallik ve infazlarıyla gündeme geldiler. İçte sıkıntılar devam etti.
ABD, 2001’de BOP uygulaması olarak Afganistan’ı işgal etti. Fakat karşısında engebeli arazi yapısı ve geçit vermez dağlar ile sebat eden, inatçı bir topluluk buldu. Afganlar Amerika işgaline boyun eğmedi. Maliyeti yüksek olduğu için, 20 sene sonra askerini Afganistan’dan çekmek zorunda kaldı. Taliban 10 günlük bir mücadele sonucu, önüne ciddi bir engel çıkmadan Afganistan’da yönetimi kontrolüne aldı.
ASIL ZORLUK ŞİMDİ
SÖMÜRGECİLİK bir hastalıktır. ABD bu özelliğinden vazgeçmez. Girdiği yerden hayır gelmez. Nasıl, Afganistan’ı BOP için işgal etmişse, çıkarken de amacı aynı. Afganistan’da sömürgecinin işi bitmiş değil. Şimdi farklı bir yöntem uyguluyorlar. 20 yıldır içten yok etme çalışmaları yaptı; bundan sonra, istihbarat örgütlerini kullanarak dıştan bunu yapacaklar.
1960’lı yıllarda Türkiye’nin doğu şehirlerine “Amerika Barış Gönüllüleri” yerleştirildi. Onlar, Türkiye insanını etkileme yollarını ülkelerine rapor ettiler. Hemen arkasından anarşi dönemi başladı. ABD, 20 senedir Afganistan’ı bu anlamda bir “çalışma alanı” olarak kullandı. Afganistan’ı bir Afgan’dan daha iyi tanıdı. Bu bilgileri Afganistan’ı karıştırmak için kullanacağından şüphe yok. Afganistan’ın bundan sonraki işi, son 42 senelik mücadelesinden daha zor.
Taliban’ın bu dönemde daha bir “sorumlu” davrandığını görüyoruz. “Kibirli olmamalıyız. Ülkemizin güvenliği ve hayat şartlarını iyileştirme görevimiz var” diyorlar. Herkesle “iletişime açık olacaklarını” söylüyorlar.
14 Eylül 2021 günü, Afganistan Barış Konseyi Başkanı Muhammed Davud Âbidî Millî Gazete’ye özel açıklamalar yaptı. Nasıl bir yönetim anlayışına sahip oldukları da görülmeye başladı. Sayın Abidî, ABD’nin yanında, onunla birlikte hareket edenlerin de yenildiğini söyledi. Faizsiz düzen kurmak istediklerini, İsrail’i tanımayacaklarını anlattı. Afganistan’la ilgili olarak uluslararası alanda oluşturulan algının gerçek dışı olduğunu belirtti. Savaşta yenilenlerin intikam alma hevesinde olduklarını söyledi.
TÜRKİYE’DEN İSTEKLERİ
AFGANİSTAN Barış Konseyi Başkanı açıklamalarına, “Erbakan Hoca’mızın öğrencileri ile bir arada bulunmaktan mutluyum” diyerek başladı. Özellikle, ziraat, sağlık, eğitim ve ticaret alanlarında hükümetle dayanışma içinde olmak istediklerini belirtti. “Türkiye’nin bütün partilerinden ve özellikle Saadet Partisi’nden bize yardım etmelerini istiyoruz” dedi.
Afganistan yönetimi, bugünkü hassas süreçte küresel güçlerin sinsi oyunlarını bilmek zorunda! Erbakan Hoca, sömürgecilere karşı en sağlam duruşu ortaya koydu. Afganistan’da 20’den fazla etnik grup var. Bunlardan 5 kadarı etkin durumda. Bazı gruplar etnik özelliği üst kimlik olarak görüyorlar. Bu, Siyonizm’in özlediği bir durum! İstihbarat örgütlerini kullanarak etnik unsurları birbiriyle çatıştırıyorlar. Bu oyuna gelinmemeli.
Afganistan halkının tamamına yakını Müslüman! Ortak paydaları İslâm! İnançlarına sarılarak kardeşlik duygularını pekiştirmeliler. Yöneticiler “adaleti” vazgeçilmez görmeli. Adil uygulamalar herkesi memnun eder. Yönetim halkın tamamını kucaklamalı.
Erbakan Hoca, bu konuda hepimize örnek oldu. Halkımıza, “Kahraman milletimizin kıymetli evlâtları!” şeklinde seslendi. Türkiye’nin öncülüğünde bütün insanlığa huzur ve barış içinde yaşatmayı hedefledi. Devletin kurumları arasında ayrım yapmadı. Onları ıslah etmeye çalıştı. Herkese kucak açtı. Spikerin, “28 Şubatçılara karşı düşmanlığınız var mı? Onların cezalandırılmasını ister misiniz?” sorusuna, “Hayır! Onların eğitilmesini, Millî Görüş’ü tanımalarını isterim” diyecek kadar “kuşatıcı” oldu.
Sömürgeci güçlerle mücadele için, Afganistan’ın bugünkü atmosferde, “Millî Görüş çalışma modelini” tanımasına büyük ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
