A Haber deki programı banda çekiyoruz. Salı günleri saat
15.30 da başlayıp 17.15 e kadar falan sürüyor. İşte bu sürecin sonlarına doğru
Galatasaray-Real Madrid maçına bir bakış attık. Bendeniz orta alanın çok sağlam
tutulmasını gerektiğini ve mümkünse tek uç adamı ile oynayıp orta alana bir
kelle daha konulmasının doğru olacağını söyledim. Hamit in olmayışına hangi
çarenin üretileceği de merak konusudur dedim. Bir de savunmada çok zamanlarda
oynamayan üç oyuncunun birden yer almasını çok sakıncalı bulduğumu ifade ettim.
Hıncal Uluç ile Erol Kaynar ve de sunucumuz Serkan da bana bunlar olmazsa ne
olur diye bir soru sordular. Cevabım aynen şöyle oldu: Facia olur...
Ne yazık ki de öyle oldu. Siz bakmayın maçın başına...
Yani Galatasaray ın bir kaç fırsatı yakalayıp kah kalecilere, kah da
şanssızlığa takıldığına... O süreçte Real Madrid takımı sahaya oturmaya,
özellikle de Alanso ve Mesut suz orta sahasının gerisindeki ve ilerisindeki
bloklarla uyumu sağlamaya çalışıyordu. Tabii ki Galatasaray ın da öne fazla
adamla sıkışmasını beklemek de onların stratejileri arasındaydı. Yani amaç
Galatasaray savunmasını yaymak, derinliğinin artmasını sağlamaktı. Bunu da
yaptılar. Gerçi Burak, zaman zaman da Drogba kanat gibi oynamaya çalıştılar
ama, Sneijder in bitik hali, Selçuk un öne fazla yardım yetiştirmeye çalışıp,
zorunlu olarak, Melo nun desteksiz kalışı da facianın hazırlayıcıları olarak
beliriyordu. Bir gole bakıyordu Galatasaray ın dağılması. Zaten Terim hocanın
milli mesaisi yüzünden için için dağılma başlamıştı ama... Bir de Burak
kardeşimiz, hani şu aslında dekatloncu olması gerekirdi dediğim ama ülkedeki
büyük yorumcuların büyük uç adamı kafa yerine tos vurunca ve ofsayt üzerine
ofsayta yakalanmaya başlayınca facianın bağrışı duyulmaya başlandı.
Drogba nın sakatlanışı mı Sanki hayırlı da oldu ama
Engin hâlâ oyundaydı. Oysa Bruma sol arkaya, Riera sol öne veya tam tersi
yapılabilirdi. Amrabat yine ne oynadığı belli olmayan bir pozisyonda idi.
Kısaca yazık demek gerekir. Hatırlarsanız, bu sütunlarda
bu yazar dostunuz, Terim hoca milli takıma ilk gittiği gün, yani evet dediği
gün şöyle bir iddiada bulunmuştu: Galatasaray büyük zarar görür. Ve ligde de
en iyi üçüncü olur Yanılır mıyım bilemiyorum ama gidişat hiç de iyi değil. Sanki
öyle bir hava var ki, Sen bize kızacağına kendine bak hocam der gibi bir
futbolcu topluluğu hissettim. Ve de Terim hocanın özellikle de Sneijder e, Ben
de seni milli hocam gibi kesiyorum demesi de gerekir sanırım. Yekta nerededir
Melo biraz dinlendirilebilir mi Gökhan takıma döner mi Mesela, hem Cehdjou,
hem Dany yerine acaba Hakan Balta stoper olarak düşünemez miydi Veya Hakan
Balta-Riera sol kanadı olamaz mıydı Yani bin türlü oyuncu kullanımı var idi.
Ama kafa ikiye bölününce, düşünce alanı da o hale geliyor işte... Ben en çok
kime üzüldüm mü biliyor musunuz Tabii ki Muslera ya...
Trajik son
Mehmet Ali Aydınlar düzenlediği basın toplantısında
kendisine ağırlıklı olarak Fenerbahçe den yöneltilen suçlamalara gerek belgeler
gerekse yaşanmış diyaloglar çerçevesinde her kesimden kabul görmesi gereken net
cevaplar verdi. Bunları yarınki yazımda sizlerle paylaşacağım ama basın
mensuplarının birinden gelen son soru herkese buz kestirdiği gibi Aydınların da
kürsüyü hıçkırarak gözyaşlarıyla terk etmesine enden oldu. Soru şuydu: Aziz
Yıldırım bir süre önce sizin aile içinde yaşadığınız dramın acısını azaltmak
için voleyboldaki sponsorluğu verdiğini açıklamıştı. Ne dersiniz Aydınların
cevabı şöyle oldu: Ben voleybol şubesini 2007 yılında aldım. 2008 de ise
Chelsea maçına gitmiştim ve oğlumu son olarak orada havaalanında Aydınlar
lafının sonunu getiremeden hıçkırıklara boğulup kürsüyü terk etmek zorunda
kaldı. Yarınki yazımı bekleyiniz