Siz “krizleri” kontrolünüz altına alamazsanız “krizler” sizi kontrolü altına almakta gecikmez.
Hatta sadece kontrolü altına almakla yetinmez bir de sizi esir alır esir!
Krizler açgözlüdür!
Gözleri bir türlü doymaz!
Krizler, önce çıktıkları ülkelerdeki halkı perişan ederler!
Sonra da kendilerini kontrol etmekte aciz kalan yöneticileri perişan ederler.
Aynen ülkemizde yaşanmakta olduğu gibi!
Ekonomik kriz nedeniyle önce halk sıkıntı çekmeye başladı.
Muhalefet de halkın çektiği sıkıntıları dillendirdi.
İktidar, dile getirilen sıkıntılara kulak verip çare aramaya çalışma yerine hafife almayı tercih etti.
Krize tepeden bakan açıklamalarla krizle adeta dalga geçer gibi açıklamalar yapıldı.
Mesela porsiyonların küçültülmesi önerildi.
Mesela soğan ekmek yiyin krizi geçiştirin denildi.
Bir de “kriz miriz yok, yakınmalar psikolojik” denilmek suretiyle hafife almalara adeta tüy dikildi.
Krizler kendileriyle dalga geçilmesine fena halde bozulmuş olmalı ki önce kafayı Merkez Bankası başkanlarına taktılar.
Görev süreleri dolmadan birbirinin ardına peş peşe Merkez Bankası başkanlarını yediler.
Merkez Bankası başkanlarını yemeleri açgözlü krizlerin hızını kesmeye yetmedi.
Hazine ve Maliye bakanlarının başlarını yemeye başladılar.
Hazine ve Maliye bakanlarının başlarının yenmesi krizlerin gözünü doyurdu mu doyurmadı mı?
Çok geçmez yakında onu da görürüz! Doyurduysa mesele yok, ekonomi şöyle böyle belini doğrultur.
Ama bu da açgözlü krizlerin gözünü doyurmaya yetmediyse yandı gülüm keten helva!
Krizler daha yukardakilerin de başını yemeye hazırlanıyor demektir.
Yani çıkmalarına vesile olan kim var kim yoksa hepsini hedef alacaklar demektir.
Evet, krizler açgözlüdür.
Gözleri doymak bilmez!
Sürekli birilerinin başlarına dert olurlar.
Kendilerini kontrolde aciz kalanları onlar kontrolleri altına alıp kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaya kalkışırlar.