Susurluk kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı, ölümünün 30. yılında yeniden gündeme geldi. 1956 yılında Nevşehir'de doğan Çatlı, 3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 40 yaşında yaşamını yitirdi. Çatlı'nın memleketi, ailesi, kızları ve Susurluk olayındaki rolü araştırılıyor.

Abdullah Çatlı, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde 1970'li yıllardaki ülkücü hareket içindeki faaliyetleri, hakkında açılan soruşturmalar ve 1996 yılında yaşanan Susurluk kazasıyla tanınan isimlerden biri oldu. Avrupa'da uyuşturucu kaçakçılığı suçundan mahkûm edilen Çatlı'nın, Türkiye'ye döndükten sonra sahte kimlikle yaşaması ve hakkında arama kararları bulunmasına rağmen bazı kamu görevlileriyle bağlantılarının ortaya çıkması, Susurluk soruşturmalarının temel konuları arasında yer aldı.

Abdullah Çatlı'nın hayatı ve doğum yeri

Abdullah Çatlı, 1 Haziran 1956 tarihinde Nevşehir'de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Nevşehir'de tamamladıktan sonra eğitimine Ankara'da devam etti.

1974 yılında Ankara İlköğretmen Okuluna giren Çatlı, daha sonra Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine kaydoldu. Öğrencilik yıllarında ülkücü hareket içinde faaliyet göstermeye başladı.

1977 yılında Ankara Ülkü Ocakları İl Başkanlığı görevini üstlendi. Bir yıl sonra Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığına getirildi.

Abdullah Çatlı'nın yaşı ve ölüm tarihi

1 Haziran 1956 doğumlu Abdullah Çatlı, 3 Kasım 1996 tarihinde hayatını kaybetti. Öldüğünde 40 yaşındaydı.

Çatlı yaşasaydı 2026 yılı itibarıyla 70 yaşında olacaktı. Ölümünün üzerinden 3 Kasım 2026 tarihinde tam 30 yıl geçti.

Abdullah Çatlı'nın memleketi ve Nevşehir'deki aile kökeni

Abdullah Çatlı, Nevşehir doğumludur. Ailesinin kökeni Nevşehir merkeze bağlı Çat yerleşimine dayanıyor.

Çat, geçmişte köy olarak anılan, daha sonra belde statüsü kazanan yerleşimlerden biridir. Bu nedenle Çatlı'nın memleketi bazı kaynaklarda Çat köyü, bazılarında ise Çat kasabası olarak geçiyor.

Çatlı'nın cenazesi, 1996 yılındaki trafik kazasının ardından Nevşehir'e götürüldü ve Kaldırım Mezarlığı'na defnedildi.

Abdullah Çatlı'nın eşi ve kızları

Abdullah Çatlı'nın eşi Meral Çatlı'dır. Çiftin Gökçen Çatlı ve Selcen Çatlı isimlerinde iki kızı bulunuyor.

Gökçen Çatlı, babasının hayatı ve Susurluk olayına ilişkin açıklamalarıyla kamuoyunda tanınan isimlerden biridir. Babası hakkında yapılan yayınlara ve gündeme gelen iddialara ilişkin zaman zaman değerlendirmelerde bulunmuştur.

Selcen Çatlı da Abdullah Çatlı'nın kızıdır. Aile, Susurluk kazasının ardından yürütülen tartışmalar ve Çatlı'nın geçmişine ilişkin açıklamalar nedeniyle farklı dönemlerde gündeme geldi.

Abdullah Çatlı'nın ülkücü hareket içindeki faaliyetleri

Abdullah Çatlı, 1970'li yılların ikinci yarısında Türkiye'de siyasi şiddetin yoğunlaştığı dönemde ülkücü hareket içinde yöneticilik yaptı.

1977'de Ankara Ülkü Ocakları İl Başkanı, 1978'de ise Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcısı oldu.

Bu dönemde meydana gelen çeşitli cinayetler ve şiddet olaylarıyla bağlantılı olduğu iddiasıyla hakkında soruşturmalar yürütüldü. Bedrettin Cömert cinayeti ve 1978 Bahçelievler katliamı, adının geçtiği önemli dosyalar arasında yer aldı.

Abdullah Çatlı'nın yurt dışına çıkışı ve mahkûmiyeti

1980 askeri darbesi öncesinde Türkiye'den ayrılan Çatlı, sonraki yıllarda Avrupa'da yaşamını sürdürdü.

24 Ekim 1984 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te sahte kimlikle ve eroinle yakalandı. Fransa'da uyuşturucu kaçakçılığı suçundan yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Daha sonra İsviçre'ye gönderilen Çatlı, 21 Mart 1990 tarihinde Bostadel Cezaevi'nden firar etti. Türkiye'ye dönüşünün ardından Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte kimlik belgelerini kullandı.

Abdullah Çatlı'nın Susurluk kazasında ölümü

3 Kasım 1996 tarihinde Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazası, Türkiye'nin siyasi tarihinde önemli bir soruşturma sürecinin başlamasına neden oldu.

Kazadaki otomobilde Abdullah Çatlı, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Gonca Us ve dönemin DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak bulunuyordu.

Çatlı, Kocadağ ve Gonca Us kazada hayatını kaybetti. Sedat Bucak ise yaralı olarak kurtuldu.

Hakkında arama kararları bulunan Çatlı'nın bir emniyet müdürü ve milletvekiliyle aynı otomobilde bulunması, kamu görevlileri, siyasetçiler ve yasa dışı yapılanmalar arasındaki ilişkilerin araştırılmasına yol açtı.

Susurluk skandalı ve Abdullah Çatlı hakkında hazırlanan raporlar

Susurluk kazasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırma komisyonu kuruldu. Başbakanlık Teftiş Kurulu da olayın bağlantılarını inceleyen bir rapor hazırladı.

Çatlı'nın kullandığı sahte kimlikler, silah ruhsatları, kamu görevlileriyle ilişkileri ve geçmişte adının geçtiği soruşturmalar bu incelemelerin başlıkları arasında yer aldı.

1990'lı yıllarda Ömer Lütfü Topal cinayeti ve MİT görevlisi Tarık Ümit'in kaybolması gibi olaylarla bağlantılı iddialar da araştırma raporlarında ele alındı. Bu dosyalarda Çatlı hakkında ileri sürülen iddialar ile mahkeme kararları birbirinden ayrı değerlendiriliyor.

Muhabir: Haber Servisi