Türkiye olarak yıllardan beri ABD’den medyaya yansıyan haberlere göre 40 adet F-16 almak, elimizdekileri de yenilemek istiyoruz. Ancak ABD satmıyor. Satarsa da şarta bağlamak istiyor. Bir bakıma Türkiye’ye ambargo uygulanıyor. Bu uygulama da ABD’deki Yunan lobisinin etkisiyle gerçekleşiyor. Çünkü başka bir sebep görünmüyor. Ancak Türkiye’nin güçlenmesinden rahatsız olan sadece Yunanistan değil, İsrail de bunlardan biri. Bu arada ABD’deki Ermeni lobisi de devreye girince ülkemiz aleyhine her fırsatta bir koalisyon lobisi oluşturuyorlar. Hemen belirteyim ki; Yunanistan ve İsrail ile Ermeni lobisinin birlikte kampanya yapmalarını yadırgıyor değilim. Onlar karakterlerinin ve dünyaya bakışlarının gereğini yapıyorlar. Ancak ABD’nin de bu lobinin etkisi altında kalması, söz gelimi Yunan lobisinin birtakım isteklerini kendi tavırları olarak ülkemize yöneltmeleri, bunun da ötesinde bir uçak satışında Yunanistan’ın şartlarına aracılık yaparak bize yöneltmeleri, dünyanın içinde bulunduğu şartları gösteriyor.

Kongre’nin etkili isimlerinden Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Robert Menendez’in yaptığı konuşmada, adeta Yunanistan’a sözcülük yapmış olması dikkat çekiciydi. Bu tür çıkış sahiplerini ABD yönetiminin belli bir noktaya çekmesi mümkün iken hiçbir net duruş sergilemeyerek adeta meydanı Türkiye karşıtı parlamenterlere bırakması, uygulamaya konulan bir planın parçaları olarak görülüyor. Bir bakıma ABD üst yönetimi Türk yöneticilerle konuşurken olumlu bir hava sergiliyor, uçakların satışı konusunda Kongre’yi ikna edebilecekleri havasını estiriyor, ancak kendi aralarında söz konusu olumsuz havayı sürdürüyorlar. Kısacası ABD, ülkemizi yıllardan beri oyalıyor. Meseleye bu açından baktığımızda ABD olumsuzluğun sebebini birtakım ülkelere yıkarak aslında kendi zihniyetini uygulamış oluyor. Bu noktada Senato Dış İlişkiler Komisyon Başkanı Menendez’in yaptığı açıklamadan, konu ile ilgili sözlerinden kısa bir alıntı yapmakta fayda var. Yunanistan ile yakın ilişkisi olduğu bilinen Menendez, şunları söylüyor:

“ABD yönetiminin Kongre’ye F-16 satışının ülkenin çıkarlarına olduğuna dair açıklama yapması ve uçakların Yunanistan’a karşı kullanılmayacağı garantisi verilmesi şartlarının koşulmasını” istiyor. Bu arada benzer bir teklif Temsilciler Meclisi’nde de söz konusu olmuştu. Böylece ABD yönetimi bizimle karşı karşıya geldiğinde Türkiye’ye F-16 satışında sıkıntı olmadığı, Kongre ve Senato’yu ikna edebileceklerini söylüyor, ancak hemen ardından birtakım temsilcileri devreye sokarak olayı belirsizliğe itiyorlar, ülkemize karşı uyguladıkları birtakım yaptırımları ve dayatmayı sürdürüyorlar.

Hemen belirteyim ki, ABD satacağı bir uçak ya da bir başka askeri malzemeyi nerede, nasıl kullanabileceğimiz şartını ileri sürme hakkına sahip değildir, böyle bir şartın ileri sürülmesi edepsizlikten öte gitmez. Çünkü her ülke gerekli gördüğü askeri silahlarını tamamlamak ister. Bunu da en uygun şartlarda temin etmeye çalışır. Bunun ötesinde satın alınacak askeri malzemeleri satan ülkenin birtakım şartlara bağlaması silahları ücretsiz, hibe olarak verse bile bir anlamı olmaz. Hain dayatma devam ediyor, bunun da ötesinde çağdaş eşkıyalık demektir. Böyle bir yaklaşım sergileyen ülke hangisi olursa olsun, onlarla bırakan silah alışverişini, her türlü ilişkiyi kesmek gerekir. Çünkü söz konusu ülkelerle ilişki, ülkemizi askeri bakımdan bir yandan kendilerine muhtaç halde bırakmayı tercih ederken öbür taraftan ihtiyaçlarımızın parası karşılığı sağlanmıyor olması karşısında kanaatim o ki, Yunanistan’dan çok ABD’nin böyle bir tavrı düşmanlık bakımından daha önemlidir.