Bismillahirrahmanirrahim;

Ortadoğu’daki diplomatik trafik yoğunluğunu fark ediyor musunuz? Birbiriyle rakipmiş gibi görünen ABD ve Rusya, Suriye’deki menfaatleri sebebiyle anlaştılar. Trump Ortadoğu’yu boş bırakmıyor. Hem vesayet savaşlarıyla terör örgütlerini kontrolünde tutuyor; hem de diplomatik yolları ihmal etmiyor. ABD askerleriyle PYD/YPG militanları Suriye’de birlikte savaştı. ABD; YPG’nin ele geçirdiği Suriye’nin kuzeyindeki bölgeye, İncirlik benzeri Tel-Baydar Hava Üssü’nü kurdu.

ABD; Ortadoğu’da kendisine rakip olabilecek hiçbir güç istemiyor. Bölge ülkelerini birer birer sindiriyor; kontrolüne alıyor. En son Dünya Yahudi Kongresi Başkanı Ronald Lauder, Mısır’ın gayrimeşru cumhurbaşkanı ve ABD’nin emir eri Sisi’yi ziyaret etti. “ABD’nin Ortadoğu’da olmaması gerektiğini” her fırsatta uyaran Suudi Arabistan’ın önde gelen âlimlerinden Abdurrahman el-Havali’yi bu yüzden tutukladılar.

Erbakan Hoca, Siyonizm’in dünya hâkimiyeti için uyguladığı stratejileri anlatırdı: “Siyonizm tek tabanca çalışmaz. Bir tarafta ABD varsa, diğer tarafta Rusya vardır.”

Ortadoğu’da da öyle oldu. ABD başlangıçta Ortadoğu’da tek küresel güçtü. Daha sonra Trump; “Rusya’yla iyi geçinmek iyi bir şeydir” (16.07.2018) demeye başladı. ABD ve Rusya 3 konuda anlaştılar:

1. Filistin bölgesinde İsrail’in güvenliğini sağlamak için.

2. Üslerini kontrol için Suriye’nin doğusu ABD’ye; sıcak denizlere inmek için batısının Rusya’ya verilmesi niyetiyle Suriye’yi paylaştılar.

3. İran’ı hedeflerine koyup birlikte hareket etme kararı aldılar.

ÇEMBER DARALIYOR

Yöneticilerimiz gelişmeleri iyi takip etmeli. Suriye ve İran’daki gelişmeler Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor. Siyonizm’in kontrolündeki ABD ve Rusya gibi iki sömürgeci gücün Türkiye’nin komşusu olması endişe verici! Erbakan Hoca daha 1993’te uyarmıştı: “Eğer Suriye’ye bir saldırı olursa; bilin ki, asıl hedef Türkiye’dir.”

Plan önceden sinsi ve gizli işlerdi. Şimdi pek çoğunu açıktan yürütüyorlar. ABD, 2001’de, işgal etmek istediği 22 İslam ülkesinin haritasını yayınladı. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı verilen plan işlemeye devam ediyor. ABD ve Batılıların her fırsatta “İsrail’in güvenliği”nden söz etmesi, planın Büyük İsrail Projesi (BİP) olarak işlediğini gösteriyor.

Batı, Türkiye’yi 1952’de NATO’ya aldı. NATO standartları gerekçesiyle, elimizdeki bütün silahlar oraya kaydediliyor. ABD, Türkiye’nin himayecisiymiş görüntüsü veriyor. Türkiye silahı ABD’den de; Rusya’dan da alsa sonuçta Siyonizm kazanıyor. ABD, Ortadoğu’yu ele geçirmek için Türkiye’yi taşeron olarak kullanmak derdinde. Türkiye’ye şirin görünüp sırtımızı sıvazlamaya çalışmasının sebebi bu!

ABD ve diğer sömürgeci güçlerin Türkiye üzerinde emelleri var. Trump’ın Özel Güvenlik Danışmanı John Bolton açıklamıştı: “Türkiye ile ABD karşı karşıya gelebilir.” (Milli Gazete, 24.03.2018)

ABD, idealine ulaşmak için her şeyi göze almış durumda. İslam dünyasının gücünü kırmak ve paravan olarak kullanmak için İsrail’e tam destek veriyor. Nitekim ABD Kongresi 26.03.2018’de 750 milyon dolar İsrail’e yardım kararı almıştı.

ŞUUR OYUNU BOZAR

Şunu bilelim ki; “Şeytanın hilesi zayıftır.” Haklı olan güçlüdür. Zalimler, hainler, insanlık düşmanları her zaman zayıf ve korkaktırlar. Onları güçlü gösteren, ne yaptığını bilmeyen işbirlikçi yöneticilerdir. Nitekim Kudüs’e, Gazze’ye yönelik bunca saldırısına rağmen, ABD’nin sınırsız destek verdiği Siyonist İsrail panik içindedir.

Müslümanlar Ortadoğu’da, Filistinlilerin İsrail’e karşı gösterdikleri kararlılığı ortaya koyabilirlerse; sömürgeci güçler İslam topraklarını terk etmek zorunda kalır. Erbakan Hoca’nın her fırsatta “İslam Birliği”ni işaret etmesinin sebebi budur. Dış politikayı D-8’ler üzerinden dizayn etmek istemesi de bu yüzden.

Küresel sömürgeciler blok halinde ve kurumsal yöntemlerle varlıklarını sürdürüyorlar. İslam dünyasında; Osmanlı’nın yıkılmasıyla başlayan dağınıklık hâlâ sürüyor. Her ülke kendi başının derdinde! 2 milyara yaklaşan İslam dünyasının güç birliği yapması “zorunluluk”tur.

Filistin, Afganistan, Bosna, Irak, Libya, Suriye, Mısır… İslam kalelerinin birer birer düşmesine ne zamana kadar müsaade edeceğiz? Olup biteni fark edenler, İslam ülkelerinin yöneticilerini “uyarma” görevini yerine getirmek zorunda. Her Müslüman çalışkan ve fedakâr olmalı; canla başla ülkesini güçlendirmeye çalışmalıdır.

Erbakan Hoca yol gösteriyor: “Bugün kurulmuş olan dünya bir ifsat dünyasıdır. Islah merkezli Yeni Bir Dünya kurmak zorundayız. Bütün insanların saadetini istemek bizim insanlık görevimizdir. Bu sebeptendir ki, bu zulümlere müsaade edemeyiz. Adil bir düzen kuracağız. Bütün insanlığa huzur ve barış getireceğiz.” Tabiatıyla el birlik çalışarak!