İran’ın nükleer faaliyetlerinden rahatsız olan esas ülke İsrail.Ancak,İsrail’in ikiz kardeşi durumundaki ABD’de gönüllü olarak bu ülkenin yanında yer alınca İran ile müzakerelerden sonuç almak mümkün olmuyor.Çünkü,ABD ve İsrail İran ile makul bir anlaşmanın peşinde değil,İran’ı teslim olmasını istiyorlar.İstiyorlar ki İran kayıtsız şartsız nükleer faaliyetlerinden vazgeçsin ve bu alandaki tüm çalışmalarını BM’e açsın.Böyle bir isteğin İran’ın bağımsızlığı ile bağdaşmaması bir yana,İsrail’in elinde nükleer silahlar olduğu bilinirken İran’dan böyle bir talepte bulunması da saygısız ve küstahçadır.
İran’ın nükleer silahlara sahip olması bir tehlike oluşturacaksa bu sadece İsrail için değil tüm bölge ülkeleri için söz konusudur.Özellikle komşu ülke olarak Türkiye başta gelir.Eğer nükleer silahların yaygınlaşmasını engellemek adına İran’ın faaliyetlerini durdurması isteniyorsa bölgemizde nükleer silaha sahip ilk ve tek ülke olarak İsrail’in elindeki nükleer silahların öncelikle imha edilmesi gerekir.Böyle yapmayıp önce Saddam’ın elinde kimyasal ve nükleer silahlar var diyerek bu ülke işgal edilmiş arkasından Irak bölünmüş ve hala iç çatışmalar devam ediyorsa İran’ın sıkıştırılmasının nükleer silahların sınırlandırılması ile ilgisi olamaz.
Birde İsrail’in elindeki nükleer silahlar ABD yapımı ise yada ABD desteği ile oluşturulmuşsa aynı ABD’nin bir başka ülkeye “Sen nükleer silah üretemezsin. Üretmekte ısrar edecek olursan vururuz” yollu tehdit emek çağdaş eşkıyalıktan öte bir anlam ifade etmez.Diyelim ki ABD ikizi İsrail’in isteklerine boyun eğmenin ötesinde bir davranış sergileyemiyor BM Güvenlik Konseyi’nin diğer 4 daimi üyesine ne oluyor da ABD’nin kuyruğuna takılmış gidiyorlar.Bu arada İran’ın nükleer çalışmalarına son vermesi müzakerelerinde BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin yanına Almanya’nın katılmasının anlamı nedir Yoksa Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ile Almanya bölgemizle ilgili gizli bir anlaşma yaptılar da bundan dünyanın haberi mi yok
Uzun lafın kısası Siyonizm böylesine ABD ve yandaşlarını etkisi altına almış,büyük İsrail’e giden yolun açık tutulması için Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ile Almanya kendilerini bu hususta görevli mi görüyorlar
Cenevre’de İran’ın nükleer çalışmaları ile ilgili görüşmelerden İsrail yandaşı ülkeler istedikleri sonucu alamayınca İran’ın aleni olarak tehdit edilmesi çağdaş eşkıyalığın kural tanımazlığını gösteriyor ki, dünya barışı ve adaleti bu kural tanımazlara kalmış ise vay bu dünyanın haline.
Bu noktada bir başka hususa daha dikkat çekmek istiyorum.Ortadoğu’da Müslüman ülkelerin hangi silahlara ne ölçüde sahip olabileceklerine karışan, buna sınır getirmeye kalkışan ABD’nin sürekli olarak İsrail’i silahlandırması en son olarak da sadece kendi ordusunda kullandığı helikopter uçak formundaki ‘V-22 Osprey’ tipi savaş uçaklarından verme kararı alması ile İran’ın nükleer silahlardan arındırılması çabaları birlikte düşünüldüğünde bölgemizde yapılmak istenen çok açık ortaya çıkıyor.ABD’nin İsrail’in talebi üzerine verme kararı aldığı uçakların radara yakalanmadığı ve bu uçakların İran’ı vurmak için kullanılacağı haberleri karşısında insan bölgemizde haydutlar yeni bir eylem peşindeler diye düşünmeden edemiyor.
Çünkü,Cenevre’de müzakerelerden istedikleri sonucu alamamaları üzerine ABD ve İsrail’den yükselen savaş naraları ayrıca dikkat çekicidir.ABD’li sözcüler lafı hiç eğip bükmeden,”Diplomasi ile sonuç alınamazsa savaş çıkar “derken İsrail Başbakan’ı Netanyahu İran ile kötü bir anlaşmanın Ortadoğu’da yeni bir savaşa yol açacağını söylüyor.Bu açıklamanın tercümesi ise eğer İran ile İsrail’in istemediği bir anlaşma olursa kabul edilmeyizdir.İnsanın aklına Netanyahu’nun bu açıklamasının ardından ABD’nin,Başka bir emriniz var mı diye sorup sormadığı geliyor.Gelişmelere bakılırsa kesinlikle sormuştur.