Çatışmaların başlamasından bu yana geçen iki sene boyunca

Suriye de neyin olup bittiği fazlaca anlaşılamadı. Görünürde diktatör ve zalim

Esad a karşı bir ayaklanma ve buna Esad ın çok kanlı bir şekilde karşılık vermesiydi.

Bu arada; ABD, İngiltere, İsrail ile bölgedeki gelişmeler konusunda hassasiyeti

olduğu bilinen Fransa nın gelişmeleri sadece seyrediyor olduklarına dair bir

görüntüydü. Suriye olayları sadece bundan mı ibaretti sorusuna tatmin edici

bir cevap şimdiye kadar verilmiş değil. İşin aslının görülmesi bazı noktaların

aydınlanmaya başlaması ile mümkün olmaya başladı. Sanıyorum bu hususta son

günlerde medyaya yansıyan, Suriyeli laiklere Batı silah veriyor başlığı

altında yer alan haber ve bu haberin içeriğinde ABD ve İngiltere nin Ürdün

sınırında kurulan kamplarda Suriyeli laiklere askeri eğitim verip, silah

yardımı yaptığı bilgisi işin aslının görülmesine önemli katkı yaptı. Aslında bu

haber medyaya yansımadan da Suriyeli muhaliflere Batılı ülkelerin silah yardımı

yaptığı, buna karşılık, Rusya ile İran ın da Esad a silah desteği verdikleri

biliniyordu. Ancak, Batılı ülkelerin muhaliflere ayrım yapmadan silah yardımı

yaptığı gibi bir izlenim oluşturulmuştu. Şimdi perde giderek aralanmaya, takke

düştü kel görünmeye başladı. Görünen o ki, ABD, İngiltere ve İsrail diğer bazı

Batılı ülkelerle birlikte Suriye de laik bir rejim oluşturmanın peşindeler.

 ABD, İngiltere ve

İsrail in Suriye de Esad sonrasına yönelik bu planlarını tahmin etmek zor

değildir. Çünkü İran, hatta Türkiye ile yakın ilişki içindeki bir Suriye

özellikle İsrail in işine gelmiyordu. Öncelikli olarak Suriye ile İran ın

ilişkilerinin arasında bir engel oluşturmak gerekiyordu. Eğer Suriye de laik

bir yönetim oluşturulursa istenen bu hedefe yönelik önemli bir adım atılmış

olacaktı. Elbette, Suriye deki laik rejim ABD ve İngiltere yanlısı olacak, bu

ülkelerin çizisinde hareket edecektir.

Bu noktada denebilir ki, Suriye de muhalifleri tek bir

laiklik çatısı altında toplanmış göstermek hem doğru değildir hem de gerçekçi

olmaz. Böyle bir yaklaşım doğrudur. Ancak, yönetimlere karşı nerede bir hareket

başlamış ise öncelikli olarak orada tüm muhalifler bir çatı altında toplanır,

ortak bir cephe oluşturulur, daha sonra mevcut yönetim işbaşından uzaklaştırıldıktan

sonra sömürgeci güçler kendi istekleri doğrultusunda neticeyi belirlemek için

hazırlamış oldukları planlarını uygulamaya sokarlar. Elbette, emperyalist

güçler her zaman istedikleri sonucu alabilmiş değillerdir. Dileriz Suriye de

yanılırlar. Ancak, çoğu zaman geçici bile olsa başarılı olduklarını söylemek

yanlış olmaz.

Bu bakımdan Suriye de çatışmaların sona ermesi Esad ın iş

başından uzaklaştırılması çatışmaların sona ermesi anlamına gelmeyecektir.

Sanıyorum esas mücadele ondan sonra başlayacaktır. Bu arada ABD, İngiltere ve

İsrail in desteğini alan gruplar bir adım öne geçecek, diğer gruplara yapılan

yardımların önünü kesmek için her yola başvurulacaktır.

Bu bakımdan Suriye de Esad a karşı mücadele veren

tarafların gerçek niyetleri ne olursa olsun sonuçta dilerim bu ülkede ABD ve

İngiltere nin güdümünde laik bir rejim oluşmaz. Oluştuğu takdirde ABD Büyük

Ortadoğu Projesi olarak uygulamaya koyduğu planda önemli bir hedefe ulaşmış

olacak. Bu hedef bölgedeki İslami uyanışı kırmak, İslam ülkeleri arasında

birlik yönünde gelişmeye başlayan istekleri yavaşlatmak söz konusudur.

Bu bakımdan Suriye deki gelişmeleri sadece zalim Esad a

yönelik onun işbaşından uzaklaştırılması hareketi olarak görmemek, işin arka

planını yakalamaya çalışmak gerekiyor. Arka planda şimdiye kadar gizlenen husus

ise Suriye de Batı ya yönelik İran a arkasını dönmüş laik bir yönetim

oluşturmaktır.