TÜRKİYE DEKİ PKK terör örgütüne, Suriye de de PYD ye
ABD nin niçin destek verdiği uzunca zamandan beri tartışılıyor. Bu desteğin bir
takım yanlış değerlendirmelerin sonucu olabileceği ileri sürülüyor. Belki de
böyle sanarak kendimizi avutuyoruz. Artık bu işin ABD kurumları arasındaki
yanlış bilgilendirmeden ileri gelmediğini, ABD nin bölgemize yönelik
politikalarının bir sonucu olduğunu görmek ve buna göre hareket etmemiz
gerekiyor. Çünkü kesin olan husus şu ki, ABD nin PKK ve PYD ye destek
vermesinin sebebi mücadelede önümüzün kesilmesini hedefliyor. Bu hususu
Cumhurbaşkanı Erdoğan ın, Terörle mücadele için bize silah vermiyorlar. Bizi
yalnız bıraktılar cümlesi aslında bütün açıklığı ile ortaya koyuyor. Bir diğer
ifadeyle Türkiye ye terörle mücadelede Kıbrıs harekâtındaki gibi ABD ve AB
tarafından ambargo uygulanıyor.
PKK ve PYD terör örgütlerinin birbirinin ayrılmaz parçası
olduğunu görmek isteyen herkes görüyor. Girmek istemeyenler ya da gördükleri
halde bir şey yapmayanlar/yapamayanların artık özellikle Haçlılarla ilişkilerde
yeni bir dönem başlatmaları gerekiyor. Artık toprak ayağımızın altında kayma
noktasında bulunuyoruz. Özellikle PYD, DAİŞ e karşı bir kurtarıcı imiş gibi
gösterilmek suretiyle sadece Batı kamuoyu değil, ülkemiz insanlarına yönelik de
bir algı operasyonu uygulanıyor. Bu operasyonun etkisinden kurtulabilenler
meselenin esasını rahatlıkla görebiliyor. Bu noktada İslam ve Ortadoğu uzmanı
Fransız Prof. Jean Filiu ile yapılmış bir röportajdan kısa bir alıntı aktarmayı
yeterli görüyorum. ABD, PYD yi ortak sayarak yanlış yaptı başlığı altında
verilen röportajda Filiu şöyle diyor:
PYD-PKK birbirinin içine geçmiş iki örgüt. ABD ise
PYD yi destekleyerek çok büyük bir yanlış içerisine giriyor.
Hemen belirtelim ki, ABD bu tercihini yanlışlıkla
yapmıyor. Saddam ın Kuveyt i işgalinin ardından ABD nin bölgeye yerleşmesi,
ardından Saddam ın devrilerek Kuzey Irak ta bölgesel bir Kürt yönetimin
kurulduğu günlerden bu yana süregelen bir stratejinin sonucudur. ABD Körfez
krizini bahane ederek bölgeye tek başına yerleşmiş, bölgedeki İngiliz ve
Fransız etkinsi sıfırlayarak tek güç konumuna gelmiştir. Ondan sonra da geçen
yüzyılın başlarından itibaren bölgemize yönelik İngiliz politikalarının
uygulayıcılığını ABD üstlenmiş, bölgenin zenginliklerine el koyarak bunların
büyük bir kısmını kendine ayırıp İngiltere ve Fransızlara da küçük paylar
ayırmıştır. Kısacası ABD, Kuzey Irak ta Bölgesel Kürt Yönetimi oluşturulması
öncesinden PKK terör örgütünün kurulması ve gelişmesine destek vererek
bölgemize yönelik planlarının adımlarını atmıştır. Yani bugün yaşananlar tesadüfen
ortaya çıkmıyor, planlı bir şekilde uygulamaya konuluyor. Kendi kurup büyüttüğü
PKK terör örgütü ile PYD arasında irtibatı daha doğrusu bağı ABD nin bilmemesi
mümkün olabilir mi Bu arada Türkiye nin PKK ve PYD terör örgütlerine yönelik
mücadelesinde ülkemize köstek anlamına gelecek bir takım uygulamalar
sahnelenirken tüm bunların Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ya da PYD ve PKK
terör örgütlerinin gücü ile izah edilmesi gerçekçi bir yaklaşım olmaz.
Artık, sömürgeci Haçlı ittifakının ülkemizi de içine alan
bölgemize yönelik tavır ve niyetini doğru algılamak, doğru teşhis koymak
durumundayız. Bu noktada bir takım algı operasyonlarının etkisinde kalarak
hareket etmekle bölgemize yönelik sömürgeci Haçlı ittifakının planlarına hizmet
etmiş oluruz. Kaldı ki sömürgeci güçler gizli kapaklı işlerde yapmıyorlar.
Geliyor ülkeleri işgal ediyor, işgal ettikleri ülkede yüz binlerle ifade edilen
asker yığınağı yapıyor, ülkeyi parçalıyor, terör örgütlerine aleni destek
veriyorlar. Bunlar olurken demokrasi, insan hakları gibi bir takım söylemlerin
gerçek niyeti gizlemeye yönelik olduğunu söylemeye bile gerek yok. Kaldı ki,
Osmanlı da benzer söylemlerle parçalanmıştı. Irak, Saddam diktatöründen
kurtarılmak için(!) işgal edildi ama bugün ortada tek parça bir Irak ın olduğunu
söylemek mümkün değil. Suriye aynı şekilde parçalanmak isteniyor. Sıra
Türkiye ye gelmeden ayağa kalkmamız gerekiyor.