Bismillâhirrahmâirrahîm;

     YEREL seçim sonuçları netleşti. Hükûmete tepkinin “belirleyici” olduğu bir seçim dönemi yaşadık. Sonuçlar sirk aynasına döndü. Kaliteli bir seçim kampanyası yürüten Saadet Partisi Türkiye genelinde yüzde 1.09 oy aldı. Tabiî seyriyle işlemeyen seçim süreci çarpık sonuçlar oluşturdu. Sonuçta CHP kazanmadı; AKP uyarıldı. Seçimler, yaşanan şartlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

     Saadet Partisi’ne ambargo uygulanması; TV’lere sansür emri verilmesi; halkın ana muhalefete oy vererek iktidara ders vermesi gibi sebepler Saadet Partisi’nin hak ettiği oyu alamamasını sağladı. Saadet’li kadrolar “adanmışlık” şuuruyla sahaya indiler. Türkiye’nin sorunlarına çözümler sundular. “Millî Görüş’ün Efsanevî Belediyecilik Modeli”ni anlattılar. Yerelin gücünü ekonomiye dönüştürme yollarını aradılar. Yemeyen, yedirmeyen adil belediye yönetimi vaat ettiler.

      Millî Görüşçüler “sorumlu” davrandılar. Hep “millî” ve “yerli” kaldılar. Zulme rıza göstermediler. Küresel projelere alet olmadılar. Haktan ayrılmadılar. Kimseyi aldatmadılar. Mafyaya boyun eğmediler. Hep zaferin geleceği günü beklediler. Erbakan Hoca derdi ya: “Beklemesini bilenler için her şey zamanında olur. Sen görevini yap, gerisine karışma!”

     Saadet’liler hakkı üstün tuttular. Ahlâkî ve manevi değerleri baş tacı ettiler. Gelecek seçimleri değil; gelecek nesilleri düşündüler. İnsanlara hizmeti esas aldılar. Saadet Partisi, çoğu aktif olarak çalışan kemik oylarını korudu. Özgül ağırlığı yüksek olan bu kadrolar, mecrasını bulunca, kısa sürede sonuç alma potansiyeline sahiptir. Onlar kaybı olmayan bir davayı benimsediler.

                                                 CHP NİÇİN YÜKSELDİ?

     SEÇİMDEN bir gün önce, farklı görüşlerden 20’den fazla kişiyi aradım. Seçmenin nabzını tutmaya çalıştım. 1970’li yıllarda CHP’den belediye başkanlığı yapmış bir büyüğüme, Ramazan ayında, hayırlı bir iş yapıp Saadet Partisi’ne oy vermeyi teklif ettim. Nezaket gösterdi. Saadet Partisi’ni övdü. Kibirlileri uyarmak için CHP’ye oy vereceğini söyledi. Konuştuklarımdan çoğunun iktidara tepkisi yüksekti. Tepkilerini, ana muhalefete oy vererek göstermek istiyorlardı.

       MHP kökenli bir komşum var. Düşünen, sorgulayan bir insan! Memur! Oy kullanıp dönünce evimin önünde karşılaştık. İlk defa kararımı sandık başında verdim, dedi. Yapılan haksızlıkları, ana muhalefete oy vererek hatırlatacağını düşünüyordu.

       Seçimin asıl uyarılanı AKP oldu. “Nass var” deyip faizi yüzde 50’ye yükseltmesi, söylemleriyle insanları dinden soğutması, emekliyi muhtaç duruma düşürmesi, İsrail’le normalleşip Gazze’ye ilgisiz kalması gibi sebepler seçmeni kızdırmıştı. Bu seçimde trollük, iftira, aşağılama, kara propaganda gibi yöntemler işe yaramadı. Seçmen, “Bizi daha fazla aldatamazsınız!” mesajı verdi.

       AKP seçimlerde yüzde 95 tanıtma imkânı kullandı; yüzde 35 oy aldı. Diğer partiler yüzde 5 tanıtma fırsatıyla yüzde 64 oy topladılar. Seçmenin yüzde 22’si sandığa gitmedi. AKP küskünleri oluştu. Türkiye topraklarında gözü olan ABD ve İsrail’e sıcak davranması AKP’yi bitişe götürdü.

       Özel şartlarda yüzde 37 oy alan CHP de havalara girmesin! Milletimizin değerleriyle çatışırsa, kendi sonunu hazırlar.

                                                  YENİDEN BAŞLAYANLAR

      BAZEN şer görülen şeyler hayırla sonuçlanabilir. Hatta her istenmeyen şeyin “hayra bakan bir yönü” de vardır. Kazanmak, hakkı savunmaktır. Hak davada olanın kaybı yoktur. Erbakan Hoca’nın, “Batıl davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmak isterim” sözünü unutmayalım. Erbakan Hoca, seçimlerde beklenen sonucu alamadığı zaman ne yapardı? “Çayları koyun, yeniden başlıyoruz” derdi. Millî Görüşçü vazgeçmez, pes etmez; hedefini gözetir.

       Saadet Partisi’nin varlığı diğer partiler için de bir rahmettir. Onlara da istikamet kazandırır. Türkiye’den ahlâk ve maneviyatı, Millî Görüş’ün esaslarını çıkardığınız zaman geriye bir şey kalmaz. Saadet Partisi Türkiye’nin teminatıdır. Onlar olmasa, yanlış icraatları kim hatırlatıp yol gösterecek? Milletimizi kim hak ve adalete çağıracak? Siyonizm’in tuzaklarını kim anlatacak? Gazze’ye bu samimiyetle kim sahip çıkacak?

      Seçim sonuçlarını titizlikle değerlendirip eksiklikleri görerek yeniden işe başlama zamanıdır. İstişare eden pişman olmaz. İstişare kavramını Türkiye siyasetine kazandıran Erbakan Hoca’dır. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da aynı yolu izlemektedir. Seçimde canla başla çalışanlara teşekkür edip, “Seçimin geniş kapsamlı değerlendirmesini yapacaklarını” anlattı.

       Ey Millî Görüşüler! Saadet Partisi’nin prensipleri, problemlerimizin tabiî çözümüdür. Görevler “emanet” şuuruyla yapılmalıdır. Gönül ve sevgi dilini kullanacağız. “Önce ahlâk ve maneviyat” prensibini kuşanacağız. İnsanlara gönlümüzü açacak; kardeşliğimizi pekiştirecek, yanlış yolda olanları hakka davet edeceğiz. Gazze, mazlumlar, mağdurlar yetim kalmasın! Yeniden başlıyoruz!