Sırayla gidelim;

* Peygamberimize (S.A.V.) ve diğer dinlere yönelik iğrenç karikatürleri ile gündeme gelen Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırıda, aralarında bir Müslüman’ın da yer aldığı 12 kişi hayatını kaybetti.

* Saldırganların öldürüldüğü açıklandı.

* Saldırı, TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda devlet başkanı ve başbakanın iştiraki ile Paris’te yapılan büyük bir mitingle kınandı.

Devam edelim…

* Fransız dergisi Charlie Hebdo o iğrenç karikatürleri bugün çıkacak yeni sayısında yine yayınlayacağını açıkladı.

* Dergi, normalde 60 bin satarken bu kez 3 milyon adet basılacağı açıklandı.

* Nasıl, yani; döndük, dolaştık aynı noktaya mı hatta daha da karanlık bir yere mi geldik!

* Tamam, fikirlerinden, düşüncelerinden dolayı elbette kimse öldürülmemeli.

* Ama manevi değerlere, Peygamberimize (S.A.V.), diğer din ve peygamberlere hakaret kimin haddine

Vezirhan’daki mescit!

Vezirhan, İstanbulun en eski tarihi hanlarından…

Vakıflar Genel Müdürlüğü uhdesinde.

Ama gel gelelim hanın tam ortasında orijinalinde mescit olması gerekirken bu mescit şu anda yok!

Binası duruyor ama içinde lokanta var...

Yanlış okumadınız; tarihi hana ait mescidin yerinde şu an bir lokanta hizmet veriyor.

Çevredeki esnaf son derece mustarip ve de şikâyetçi…

Duyururum…

Milli Gazete Başımızı Yere Hiç Eğdirmedi

Önceki gün…

Dışarda lapa lapa kar yağarken, gazetede sabah erken saatlerde tatlı bir hava…

Kuruluş yıldönümümüz…

Gün boyu gelen ziyaretçiler, hoş bir telaş…

Dağıtılan baklavalar, objektiflere verilen “Milli Gazete Ailesi” fotoğrafları…

Hemen herkesin dilinde aynı terennüm; “Elinize sağlık, gazete bu haliyle çok daha güzel, daha bir okunur ve mesajlarına daha bir ulaşılır olmuş.”

Kastedilen, Milli Gazete’nin mizanpajında yapılan son değişiklikler…

***

Dünyanın ve Türkiye’nin farklı noktalarından telefon, mail, twitter ve diğer yollarla bana ulaşan yüzlerce kutlama ve tebrik mesajını bu sınırlı alana almam elbette imkânsız.

Ama birkaçını zikretmeyi de borç biliyorum;

* Ankara’dan arayan ama kamuda çalıştığı için adını vermek istemediğim bir okur: “Yıllardan beri Milli Gazete okuruyum. Geçenlerde rahatsızlandım. Gazeteden uzak kaldım. Şimdi iyileştim ve bu arada okuyamadığım tüm gazeteleri tek tek okuyorum. Tebrikler…”

* Adana’dan Mehmet Hanifi Yumuşakbaş: “Esnafım. 1980 yılından bu yana Milli Gazete okuruyum. Bir tek defa bile bizi yanılttığını, yanlış ve hatalı yönlendirdiğini görmedim. Allah Milli Gazete ekibinden razı olsun. Milli Gazete iyi ki var.”

* Balıkesir Dursunbey’den Fahrettin Ersoy: “Tornacıyım. Emekliyim ama çalışmaya devam ediyorum. Oğlumun nikâh işlemleri için şu anda Bursa’dayım. Ama Milli Gazete’nin 43. kuruluş yıldönümünü nerede olursak olalım tebrik etmek de boynumuzun borcu. Allah’a hamd ediyorum böyle bir gazeteye sahip olduğumuz için. Milli Gazete’yi çıktığı günden bu yana takip ediyorum. Hatta ‘Yahudi Kongresi’ manşetiyle çıkan ilk sayısı arşivimde. Daha nice nice yıllara…”  

* Ve gecenin ilerleyen saatlerinde, Belediye Başkanlığı döneminde unutulmaz hizmetlere imza atan, İKEV Genel Müdürü Yılmaz Bayat: “Hayırlı olsun. Milli Gazete, Hakk’ın gür sesi, müminlerin nefesi. Daha nice yıllara inşallah…”

***

Bu arada…

Telefonların dışında çok sayıda gelen mailden bir tanesini de buraya alalım;

* “Kurulduğundan bu güne aynı çizgide Hakk’ın gür sesi olan Milli Gazetemizin 43. yılını tebrik eder nice hayırlı çalışmalarda birlikte olmak ümidi ile... Hiç başımızı yere eğdirmedin. İyi ki varsın Milli Gazete.” (Osman Gündüz)

 

İstanbul Minibüsçüler Odası’na…

Mailden ve telefondan bana ulaşan okurlar ilginç bir şikâyetten söz etti. Şikâyet şu;

“Beyoğlu Bademlik’ten ve Okmeydanı’ndan geçerek Mecidiyeköy’e giden bazı minibüsler son durağa kadar gitmeyip yolcuları Çağlayan’da bırakıyor…”

Merak ettim, neden acaba

İstanbul Minibüsçüler Esnaf Odası’nın böyle bir uygulamadan haberi var mı, yoksa bazı minibüs şoförleri keyfi mi davranıyor

NOT: Bugün, 14 Ocak 2015, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!