Karmaşanın insan hayatını bu denli alt üst ettiği, insanları ana doğrultularından, düşüncelerinden bu denli uzaklaştırdığı bir başka dönem yoktur. Bunun elbette çok nedenleri bulunmaktadır. Ama bugün sorunun temelinde, zihni bulanıklığın, toplum önünde görünen tiplerin bir milleti temsil etmedeki yetersizliği, ya da yanıltıcılığı nedenlerden biri. Bu bakımdan, döneme ilişkin söylenecek önemli yakıştırmalardan biri yanılsatan çağ, ya da sahte yüzlülerin yaşadığı dönem olarak ifade edebiliriz. Birbirini yönlendiren ve kitleleri de etkileyen bu olgular karşısında insanların tutumları bir başına çok da önem kazanmıyor. Önemli ve korunmuş bireylerin bunlar karşısındaki etkileri de giderek azalıyor. Merkez olan insanların güçleri ve etkileri bir yere kadardır. Onların üstünü örten, ya da öne çıkmalarını engelleyen o kadar çok şey bulunuyor ki. Gücü temsil eden güçler bütün silâhları ellerinde bulunduruyorlar. Filistinli çocukların taşlarını ve sapanlarını etkili bir silâh olarak görenler, kullandıkları silahların insanlık üzerindeki etkilerini tartışmıyorlar bile. Bombalar, zehirli gazlar, toplu öldürmeler Kaldı ki, Berlin Duvarı nın yıkılmasyla dünyadaki değişimin ve dönüşümün sarsıntıları sürüyor. Oysa ki, Filistin topraklarında örülen ve Çin Seddi ni aratmayan duvarları kimse tartışmıyor bile. Müslüman dünya üzerinde estirilen ve onları darmadağın eden, bütünleşmelerini engelleyen bu furyada sahte yüzlülerin onlara sağladığı katkı ne kadar da önemlidir. Özgürlük mücadelesi veren ve topraklarını, yurtlarını, onurlarını koruma savaşında olan, sadece taşlarla ve sapanlarla kendilerini koruyan Filistinli Müslümanların temsilcisinin Türkiye de gördüğü reva, karşılanış yöntemi ve sonrasındaki durumları konuşamıyoruz bile. Baskın yüzlülerin yüzlerine bakıldığında çatılmış kaşların, gerilmiş yüzlerin etkisi ve tehditleri sürüyor. Neden mi Kendilerini dünyanın merkezine oturtan ve öyle görenlerin içinde bulundukları zavallılıklarının farkında bile olamıyorlar.
Biz ve onlar kavramı belki de burada yerini buluyor. Türkiye de Batı ruhluların ortak tavırları ve tutumları bir çok yönde kendini ele veriyor. Gözlerimizi yumup şöyle bir etrafımıza bakarsak, kimlerin nerede ve nasıl yer aldıkları görülebiliniyor. Tercihler ve yönelimler bakımından kimin kim olduğu, nerede durduğu fark edilebiliniyor. Ama insan yüzlerini örten bir sis perdesinin etkisi işte bu noktada belirginleşiyor.
Buradan tekrar döneceğimiz nokta veya durum, toplumun önündekilerin insanları nasıl yanılttıkları ya da yönlendirdikleridir.
28 Şubat sürecinin içinde aktif görev alanlar ve toplumu yönlendiren ve gerenlerin bugün takındıkları yüzlere şöyle bir bakmada yarar var. Bu sahte yüzlerin milletin değerlerini hiçe sayarak, sadece yabancı ruhun egemen kılınması adına yaptıkları düşünülmüyor bile. İnsanları germek adına, sadece azınlıktaki egemen güçlerin devreye girmesi bile yetiyor. Bir milletin diniyle uğraşan ve dinlerini tahrip etme adına yaptıklarını ve bunların sonuçlarını hiç düşünmüyorlar.
Şu anda yabancı egemen güçlerin parmağında birer oyuncak olmaktan da öteye gidemiyorlar. Bu ülkenin bütünlüğünü bozan, parçalayan insanlarını birbirine düşüren ve artık dönüşü olmayan bir uçuruma sürükleyenler kendilerini hiç hesaba çekmiyorlar. Müslüman Güneydoğu ve Doğu bölgesini kendi elleriyle itiyorlar. Bugün Irak ta süregelen oyunların vahşeti insanları hiç mi düşündürmüyor Filistin, Irak ve Diyarbakır Ateş ve gerilim yeniden yükseliyor.
RP nin yükseliş döneminde ve 1. Parti olmasının hemen ardından Türkiye ye gelen Wiesman Türk hava sularında bir demeç vermişti. "Benim dostum ve arkadaşım Süleyman Demirel, Erbakan a hükümet kurma görevini vermeyecek" demişti. Bu iki dost ve iki ruh 28 Şubat ın en önemli temsilcileridirler. Biraz da buradan bakılırsa sorunlar daha kolayca çözülebiliniyor ve anlaşılabiliniyor
28 Şubat ın mimarı Süleyman Demirel kimi temsil ediyor Asıl soru budur bence 1973 te veya sonrasında Erbakan Hoca ya atılan iftiraların temelinde ne duruyor Bugün bu sorulara ve bu soruların temelinde yatan mantığa cevap aramak gerek. Nasıl mı Erbakan hoca 90 km lik Elâzığ Karaçon arasındaki 1 saatlık yolculuğunda tam 5 defa cuma namazı kılmış, esrar kaçakçılığı yapmış vs Şimdi uydurma bir trilyon davası, ve 28 Şubat kararlarını imzaladı savı ve daha neleri.
Çağlayan daki mitingden sonra kimbilir daha neler uydurulacak. Bir milletin önündeki önderlerin üzerlerini başka nasıl örtecek bu adamlar, bu medya, bu servisler, bu sahte yüzlüler.